Felsefe.Gen.TR

Varlık Felsefesinin Temel Soruları

Varlık Felsefesinin Temel Soruları

Varlık felsefesinin temel soruları, felsefenin ana disiplinlerinden birisi olan varlık felsefesine giriş metinlerinden birisidir. İnsan; ne olduğunu, nasıl olduğunu, nereden gelip nereye gittiğini, yerküreyi, güneşi, yıldızları ve evreni hep merak etmiştir ve bunlara dönük sorular sormuştur. İşte bu sorular varlık felsefesi çerçevesinde genel hatlarıyla varlık felsefesinin temel soruları olarak karşımıza çıkmaktadır.

İnsanın kendini, dünyayı ve evreni anlama ve açıklama çabası ilk önce onları düşünmenin konu edilmesini gerektirir. Düşünmeyle farklı fikirler ortaya çıkmış, varlığa dönük felsefi bir alan oluşmuştur. Bu felsefi alan, varlık felsefesi olarak isimlendirilmektedir. Felsefenin ortaya çıkışındaki temel problemin varlık konusu olması, “var olanı var olması bakımından ele alma” olarak tanımlanacak varlık felsefesinin “ilk felsefe” olarak görülmesi bundan dolayıdır.

Varlıkla ilgili farklı görüş ve kabullerin toplandığı varlık felsefesinde öne çıkan sorular arasında şunlar sayılabilir:

VARLIK FELSEFESİNİN TEMEL SORULARI

  • Varlığın gerçekliğinden bahsedilebilir mi?
  • Varlığın nasıl ve nelerden oluşmuştur?
  • Varlık bir amaç taşımakta mıdır?
  • İnsanın varoluşunun anlamı (insanın özü, varoluşu ve özgürlüğü) nedir?
  • Varlık var mıdır?
  • Varlığın mahiyeti nedir?
  • Evrende bir amaçlılık var mıdır?

Varlık Var mıdır?

Felsefe tarihinde filozoflar varlığın ne olduğunu tartışmadan önce “Varlık var mıdır?” sorusuna yanıt aramışlardır. Bunun sebebi, varlığın var olup olmadığını tartışmadan önce varlığın neliğini, kimliğini tartışmanın çelişik olacağıdır.

Var olmayan bir şeyi düşünmek anlamca çelişik gelse de bazı filozoflar bu soruyu “Varlık yoktur” biçiminde yanıtlamışlardır. Onlara göre dış dünyada gerçekten var diye nitelenecek bir varlık yoktur. Bir kısım filozof ise varlığın var olduğu yönünde fikirler ortaya koymuşlardır. Bu bağlamda, “Varlık yoktur” diyen felsefi sistemleri nihilizm ya da hiççilik, “Varlık vardır” diyenleri ise realizm ya da gerçekçilik olarak farklı felsefi akımların içinde ele almak mümkün olacaktır.

Nihilizm, var diyebileceğimiz bir varlığın olmadığını savunur.

Nihilizm, var diyebileceğimiz bir varlığın olmadığını savunur.

Nihilizm Açısından Varlık

Nihilizm, var diyebileceğimiz bir varlığın olmadığını savunur. Antik Yunan felsefesinde Sofistler bu düşüncenin temelini atmıştır. Sofist filozoflardan Gorgias (MÖ 483 – 374) “Hiçbir şey yoktur. Eğer olsaydı da bilinemezdi. Bilinseydi bile başkalarına aktarılamazdı.” görüşleriyle varlığın olmadığını savunmuştur. Nihilizmi temsil eden diğer bir düşünce Taoculuk akımıdır. Taoculuğun kurucusu olan Lao Tau (Lao Tuzu)’ya göre Tao evrenin özüdür. Bütün zıtlar onda birleşir. Tao tanımlanamaz, anlatılamaz ancak yaşanılabilir.

İlgili konu: Nihilizm nedir?

Realizm Açısından Varlık

Realizm anlayışına göre varlık vardır. Varlığın var olduğu ile ilgili gerek duyusal gerekse akla dayalı kanıtlar vardır. Bu nedenle varlığın var olduğunun kesin ispatı olanaklıdır. Örneğin, ateşin var olduğuna ilişkin bir kuşkuyu elimizi ateşe yaklaştırarak çözebiliriz. Elimizin yanması bize ateşin var olduğunu kanıtlar. Bazen de salt duyu ile değil akılla bir varlığın var olduğu kanıtlanabilir. Örneğin pi sayısı da vardır. Fakat onun varlığı bazı geometrik işlemlerde sonuca ulaşmak için kullanılan matematiksel yani zihinsel bir varoluşa dayanır. Tıpkı Ekvator çizgisi, meridyenler gibi.

İlgili konu: Realizm nedir?

Varlığın Mahiyeti Nedir?

Varlığın niceliği sorunu

Filozoflara göre varlık nicelik açısından ya tektir ya ikidir ya da ikiden fazladır. Tek bir tözün varlığını kabul eden görüşler “monizm”, iki ayrı tözü var kabul eden görüşler “düalizm”, ikiden fazla tözün varlığını kabul eden görüşlere ise “plüralizm” adı verilir.

Felsefe Eski Yunan’da varlık sorunu ile başlamıştır. Varlığın temelinde yer alan “ilk madde (arkhe) nedir?” sorusu felsefenin de başlamasını sağlamıştır. Arkhe sorunu olarak adlandırılan bu sorun, bütün var olanların kendisinden meydana geldiği ana maddenin ne olduğu ile ilgilidir. Bu soruya Thales “su”, Anaksimenes “hava”, Anaksimandros “apeiron (sınırsız, sonsuz olan)”, Demokritos “atom”, Herakleitos “ateş”, Empedokles “toprak, hava, su ve ateş” yanıtını vermiştir. Yeni Çağ filozofu Descartes’e göre varlık, beden ve ruh olmak üzere iki ayrı tözden ibarettir.

Hava, su, toprak ve ateş arkhe problemine verilen cevapların bir kısmını oluşturur.

Hava, su, toprak ve ateş arkhe problemine verilen cevapların bir kısmını oluşturur.

İlgili konu: Felsefede ilk neden ve değişim düşünceleri

İlgili konu: Töz nedir?

Varlığın ne olduğu (niteliği) sorunu

Varlığın var olduğunu kabul eden filozoflar, varlığın ne türden olabileceğini sorgulamışlardır. Varlığın niteliği hakkında düşünen filozoflar farklı görüşler belirtmişlerdir. Bunlardan başlıcalarını aşağıdaki etkinlik yoluyla inceleyelim.

İlgili konu: Varlığın ne olduğu problemi

Herakleitos’a göre evrende sürekli bir değişim vardır. Evren statik değil dinamik bir oluş hâlindedir. Bu oluş karşıtların çatışmasına dayalıdır. Her şeyin oluş hâlinde olduğunu savunan Herakleitos, bu düşüncesini “Değişmeyen tek şey değişmenin kendisidir.” sözüyle dile getirmiştir. Oluşun başlangıcı ve sonu yoktur.

Bazı filozoflar, varlığın idea, kavram ya da düşünce cinsinden olduğunu savunurlar. İdealizm adını alan bu görüşü savunan filozoflar Platon, Aristoteles, Farabi ve Hegel’dir. Platon, duyular evreni ve idealar evreni olmak üzere iki tür evrenin varlığını kabul eder. Aristoteles’in varlık anlayışı hocası Platon’dan farklıdır. Aristoteles’e göre her varlık madde ve formdan oluşur. İdea (form), tek tek nesnelerin özüdür. Aristoteles’e göre duyulur dünyadaki her şey form kazanmış maddedir.

Farabi, varlıkları zorunlu ve mümkün varlıklar diye ikiye ayırır. Zorunlu varlık Tanrı’dır. Onun varlığı maddeden ve biçimden bağımsızdır. Dünya, bir değişim alanıdır. Bu değişimin kaynağı, her nedenin bir başka nedeninin olmasıdır. Nedensiz olan tek şey Tanrı’dır. Tanrı’ya en uzak olan maddedir.

Bazı filozoflar, varlığın maddi cinsten olduğunu savunurlar. Materyalizm adını alan bu görüş başlangıcını İlk Çağ’da bulur. Materyalizm, mekanik ve diyalektik materyalizm şeklinde görülür. Mekanik materyalizm, evrenin bir makine gibi düşünülmesi gerektiğini savunur. Diyalektik materyalizm ise maddenin diyalektik yasalara göre değiştiğini savunur. Başlıca materyalist düşünürler; Demokritos, Thomas Hobbes (Tamıs Hobs), La Mettrie (La Metri) ve Karl Marx’tır (Karl Marks).

Descartes’a göre varlık ruh ve madde olmak üzere iki tözden oluşmuştur.

Descartes’a göre varlık ruh ve madde olmak üzere iki tözden oluşmuştur.

Descartes’a göre varlık ruh ve madde olmak üzere iki tözden oluşmuştur. Ruhun temel niteliği düşünme, maddenin temel niteliği ise yer kaplamadır. Ruhla madde birbirlerinden özce ayrı olan, temel nitelikleri bakımından birbirleriyle uzlaşmayan tözlerdir.

Edmund Husserl’e göre varlık fenomen cinsindendir. Fenomen, insan bilincinin oluşturduğu varlıktır. Bilincimiz nesnelerden hareketle bu özlere ulaşır. Bu öze ulaşabilmek için nesneye ilişkin önceden sahip olduğumuz her türlü ön yargıyı paranteze almak gerekir.

Evrende Bir Amaç Var mıdır?

“Evrende bir amaç var mıdır?” sorusu, varlık felsefesinin temel sorularındandır. Bu soruya nihilizm (hiççilik) “Hayır” yanıtını verir. Nihilizm varlığı reddettiği gibi evrenin bir amacı olduğu düşüncesini de reddetmiştir.

Materyalizme göre evrenin amacı tinsel (ruhsal) bir amaç değildir. Yani evrene müdahale eden ve ona bir amaç yükleyen aşkın bir irade yoktur. Evren bir düzen içerisinde mekanik olarak işler. İdealizme göre evrenin amacı tinsel bir kavrayış, aşkın bir gerçekliktir. Düşüncenin yapısı ile evrenin yapısı aynı türden olduğu için insan zihni bu aşkın gerçekliği kavrayacak bir yapıdadır.

İlgili konu: Platon’un mağara alegorisi

Platon’a göre, evrende bir düzen vardır ve bu düzen bir amaca yönelik olarak gerçekleşir. Çünkü düzenlilik gösteren hiçbir yapı rastlantı sonucu ortaya çıkamaz. Bu durumda düzenliliği sağlayan bir akıl olması gerekir. Farabi’ye göre evrendeki düzen, Tanrı’nın sıfatlarının bir tecellisidir. Dolayısıyla evren Tanrı kaynaklı bir düzenin bir sonucudur. Kant’a göre her yerde bir nedenler, amaçlar ve araçlar zinciri söz konusudur. Etrafımızda oluşta ve bozuluşta göze çarpan kurallılık, hiçbir şeyin bu duruma kendiliğinden gelmediğinin göstergesidir.

Varlık felsefesinin temel soruları başlıklı bu makale, Sosyolog Ömer Yıldırım tarafından derlenerek hazırlanmıştır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri...