Felsefe.Gen.TR

Gorgias Kimdir?

Gorgias Kimdir?

Gorgias, M.Ö. 5. yüzyılda yaşamış olan önemli bir sofist düşünürdür. Gorgias, Leontioni’de Sicilya’da doğmuştur. Pelaponez Savaşı sırasında, döneminin her ünlü düşünürü gibi bulunmak istediği yer olan Atina’ya gelmiştir.

Gorgias şiire rakip olabilecek etkili bir düz yazı geliştirmeye çalışmış ve bu amaçla üslup çalışmalarını retoriğin önemli bir bölümü haline getirmiştir. Nihilizmin ve daha da çok kuşkucu düşüncenin gelişmesinde önemli bir filozof olarak yer almaktadır.

M.Ö. 5. yüzyılın ilk çeyreğinde Sicilya’nın Leontinoi kentinde dünyaya gelmiş olan Gorgias; öğrencisi olduğu Empedokles’in etkisi altında bir doğa filozofu; Elea Okulu‘nun etkisiyle bir diyalektikçi ve Kolrax ile Teisias’ın etkisi altında da bir retorikçi olarak ön plana çıkmıştır.

Elea Okulu

Elea Okulu

Bir doğa filozofu olarak Gorgias, rölativizmin ve daha da çok kuşkucu düşüncenin gelişmesinde önemli bir isimdir. Empedokles’in öğrencisi olmuştur ve ondan hem doğa felsefesini hem de hitabet sanatını öğrenmiştir.

Bu sanattaki ustalığıyla Atina’da önemli bir isim olarak ön plana çıkmış ve bu sanatı en önemli geliştiricilerinden biri olmuştur. Ayrıca bir diyalektikçi olarak da Elea Okulu’nun diyalektik anlayışının üzerinde derin bir etkisi olduğu bilinmektedir.

Gorgias, kendisini bir görecelikle sınırlamayarak, gerçek bir hiççiliğin ve kuşkuculuğun savunucusu olmuştur. Hiçbir değerin var olmadığını, bilginin mümkün olmadığını, insanlara ikna yoluyla her şeyin kabul ettirilebileceğini, zira insanların bilgiden yoksun olduklarını söyleyen Gorgias, ikna sanatına, sözün terbiye edilip geliştirilmesine büyük bir önem vermiştir.

Doğa felsefesinin temel problemi olan varlığı bilme girişimin anlamsız olduğunu öne sürmüş ve bunu kanıtlamanın uğraşı içinde olmuştur. Onun düşüncesinde, ne varlığın var olması ne bilinmesi ne de bir başkasına aktarılması mümkündür.

Ünlü üçlü argümanı bu konuda Gorgias’ın rölativizminin ve kuşkuculuğunun kesin bir ifadesini gösterir: “Hiç bir şey yoktur; bir şey varsa bile bilinemez; bilinse bile başkalarına bildirilemez.”

Bu ifadeyi şöyle açabiliriz:

1. Hiçbir şey var olamaz

Eğer bir şey var olursa “var olan” veya “var olmayan” ya da hem “var olan” hem de “var olmayan” olmalıdır.

a. Var olmayan, var olamaz; çünkü var olmayan, var olamazdır. Var olmayan var olursa hem “var olan” hem de “var olmayan” olurdu. Bu ise olanaksızdır.

b. Var olan, var olamaz; çünkü var olan, var olamaz. Eğer var olan var olursa ya ebedi ya yaratılmış ya da hem ebedi hem yaratılmış olacaktır.

  1. Ebedi olamaz. Olsaydı başlangıçsız olacaktı ve bu yüzden sınırsız olurdu. Sınırsız olsaydı o zaman mekanı olmayacaktı. Mekanı olsaydı, bir şeyce kapsanacaktı böylece artık sınırsız olamayacaktı çünkü kapsayan kapsanandan büyüktür ve hiçbir şey sınırsızdan daha büyük değildir. Kendi kendince kapsanamaz o zaman kapsayan ve kapsanan aynı olurdu ve var olan iki şey olurdu; yani hem kapsayan hem de kapsanan olurdu ki bu da saçmadır. Bundan dolayı var olan ebedi ise sınırsızdır; sınırsızsa, mekansızdır (hiçbir yerdir); mekansızsa var olamaz.
  2. Benzer olarak, var olan yaratılamaz. Yaratılsaydı, hem var olan hem de var olmayan olacaktı ki ikisi birden imkansızdır.
  3. Benzer olarak, var olan ebedi ve yaratılmış olamaz çünkü bunlarda çelişiktir. Bunun için var olan, var olamaz.
  4. Var olan bir olamaz çünkü var olanın büyüklüğü bulunur bu yüzden sonsuzca bölünebilir ve en az üç boyutludur, uzunluklu, genişlikli, derinliklidir.
  5. Çok olamaz çünkü çok birlerin toplamıdır. Bir var olmadığına göre çok da var olamaz.

c. Var olanın ve var olmayanın karışımı mümkün değildir. Bu yüzden var olan, var olmadığından hiçbir şey var olamaz.

Gorgias

Gorgias

2. Bir şey var olsa bile, kavranamaz

Elea felsefesinin görüş açısından bakıldığında varlık, duyu algısıyla kavranan görünüşün tersine, düşünceyle kavranır. Düşünce ile varlık bir ve aynı şeydir. Hatırlanacağı gibi Parmenides’e göre düşünülen her şey bir varlıktır ve gerçektir.

Gorgias hiçbir şeyin var olmadığını söylerken, duyularımızla algıladığımız nesnelerin fizik gerçekliğine değil, Parmenides’in varlık görüşüne karşı çıkmıştır.

Gorgias açısından var olan bir şey işitilebilir ve görülebilir şeydir, kısaca o algılanabilir olandır. Gorgias’ın düşüncesinde duyularımıza konu olmayan varlığın ne bilgisi ne de düşüncesi var olabilir.

Düşünce nesnelerinin varlığını kabul etmesine karşın, düşünülen her şeyin varoluşu olmadığını olmadığını görmüştür. Bu bakımdan Gorgias felsefe tarihinde ‘varlık’ ve ‘varoluş’ kavramlarını farklılığını örtük de olsa anlayan ilk filozoftur. Görünüşe çıkmadığı sürece varlık bilinemez, varlık kazanmadıkça görünüş ortaya çıkamaz.

Ona göre dışımızda bulunan her nesneyi kendilerine uygun düşen bir duyu organıyla algılarız. Gözle görülen şeyleri görünebilir şeyler, kulakla işitilenleri işitilebilir şeyler olarak adlandırırız. Çünkü onlar görünen ve işitilebilen şeylerdir.

Gorgias’ın bilgi öğretisinde duyu organları arasında bir bütünlük ve etkileşim görülmez. Her duyu organı bir diğerinden bağımsızdır ve elde ettiği bilgiyi bir diğerine aktaramaz. Görme aracılığıyla elde edilen bilgi işitmeye konu olabilecek bir şekle dönüştürülemez. Bu bakımdan, nesnelerin görsel tasarımları ses yoluyla başkalarına bildirilemez.

Her nesne kendisine uygun düşen duyuyla değerlendirilmelidir, bir başkası ile değil. Bir şey görünür ise görmeyle, işitilebilir ise işitmeyle kavranır. Aralarında karşılıklı bir değişme yoktur. İki kişi aynı anda, aynı nesneyi algılayamaz. Aynı masayı duyumlayan iki ayrı kişinin tasarımları aynı değildir. Bu bakımdan tek fizik gerçeklik olsa da her insan dünyayı farklı algıladığından oluşturdukları gerçeklik birbirinden farklı olacaktır.

Gorgias

Gorgias

3. Varolan kavranılsaydı bile başkalarına bildirilemezdir

Bildirişim olayının kendisine değil, duyularımız aracılığıyla kavradığımız fizik gerçekliği başkasına dil yoluyla iletilebilineceğine karşı çıkmıştır. İki nedenden dolayı:

  1. Değişik duyu organları ile elde ettiğimiz bilgiyi, işitmeye konu ettiğimiz dille başkalarına bildiremeyiz.
  2. Her zihin, gerçekliği kendi öznel duyumları aracılığıyla tasarladığından, sözcüklerin gönderim yaptığı nesnelerin tasarımları ya da anlamları herkesçe farklıdır.

Bu yoruma göre, bu formülasyon, felsefenin anlamsız olduğunu gösteren bir dizi düşüncenin parçasını oluşturur.

Şu halde Gorgias, hitabet uygulamasına sadece bir ikna yöntemi olarak geçmiştir; zira artık doğru bilginin mümkün olduğuna inanmamaktadır. Bu görüşe göre, rasyonel tartışma (discussion) ve rasyonel kanaat (conviction) var olamaz, var olan sadece ikna sanatıdır.

Gorgias’a göre hitabet (rhetoric), münakaşa ve rasyonel kanaat aracı değil, bir ikna yöntemi olarak geliştirilmek için vardır. Onun için iknanın başta gelen amacı dinleyicilerin görüş ve tutumlarını değiştirmektir.

Kısaca belirtmek gerekirse, Gorgias, dinleyicilerin herhangi bir şeyi kabullenmeleri ve doğru bilgiyi elde ettikten sonra muhtemelen görüşlerini değiştirmeleri için uğraşmıyor. Doğruyu yanlıştan, geçerliyi geçersizden ayırmak gibi bir derdi de yok; sadece dinleyiciyi etkilemeye çalışıyor. Hitabet öncelikli olarak bir kandırmaca aracı haline geldi, en iyi argüman­la ikna olmaya açık katılımcıları olan bir söylem değil.

Gorgias doğru bilginin imkansızlığını açık seçik ileri sürmekte ve bu sözleriyle de felsefede Septisizm denilen öğretinin başlamasına düşünsel ortam hazırlamaktadır. Platon retoriğin özünü ve değerini araştırdığı Gorgias diyaloğunda onun retorikçi yanını över ve onu şöyle anlatır:

“Ben, en büyük nimet, aynı zamanda insanlar için özgürlük nedeni, aynı zamanda da her bir kimsenin kendi devletinde ötekilere hükmetmesinin nedeni olan şeyin ustasıyım. Bu da mahkeme yargıçlarını, divan üyelerini, halk toplantısında veya genel olarak çağrılan herhangi başka bir toplantıda üyeleri sözleriyle inandırmak yeteneğidir. Bundan sonra bu yeteneğe dayanarak hekimi de, idman öğretmenini de kendine bağlı kılabilirsin ve esnaf kendisi için değil konuşmasını ve yığını kandırmayı bilen senin için kazanır.”

İlgili konular:

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri...