Felsefeye Giriş

Felsefeye Giriş
Felsefeye Giriş

Felsefeye giriş, herhangi bir konuya giriş gibi değildir. Zira herhangi bir konuya girişin ilk adımı onu tanımlamaktır ancak felsefeye girişte durum biraz farklıdır.

Bir şeyin ne olduğunu söylemenin eski çağlardan beri kabul edilen en iyi yolu, o şeyi tanımlamaktır. Çünkü iyi ve doğru bir tanım, tanımlanan şeyin ayırt edici özelliğini gözler önüne sererek onun ne olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, bunu felsefe için yapmak ne kolay ne de doğru bir şeydir.

Felsefe, düşünmeye ve sorgulamaya istekli insanların hayata geçirdikleri bir şeydir. Öyle ki entelektüel bir alışveriş süreci içinde, karşılıklı muhabbet ya da tartışmalarla ortaya çıkabilen bir şeydir. Sadece filozofların çözümlerini okumak veya felsefe bilmek değildir. O, düşünen, sorgulayan, araştıran, kendi yanıtlarını vermeye çalışan insanların, düşünce alışverişiyle yaşayan bir araştırma türüdür.

FELSEFEYİ TANIMLAMAK ve ANLAMAK

Felsefeyi tanımlamak kolay bir iş değildir; çünkü tarihsel ve sosyal etkilerle filozofların ilgileri ve dünyaya bakış tarzları doğal olarak farklılık göstermektedir. Söz konusu farklılık doğal olarak filozofların felsefe anlayışlarına ve felsefeyi tanımlama tarzlarına da yansımıştır.

Felsefeyi belli bir tanım üzerinden anlamaya çalışmak doğru değildir. Çünkü hiç kuşku yok ki felsefeyi bir tanımla karakterize etmek felsefenin imkanlarını sınırlayacaktır. Ayrıca felsefenin net olarak tanımlanması, onu bir faaliyete veya kemikleşmiş bir disipline indirgeyerek insanları yanlış yönlendirebilir.

Kabul etmek gerekir ki felsefenin özünü ortaya koyacak sınırlayıcı tanımlardan kaçınma felsefenin ruhuna daha uygun düşecektir; çünkü felsefe, olmuş bitmiş düşüncelerin, nihayete erdirilmiş fikirlerin toplamından ibaret değildir.

Şöyle ki filozofların çoğu felsefeyi, belli bir düşünme tarzı üzerinden dünyayı anlama ve yorumlama olarak tanımlamaktadır. Örneğin büyük Alman düşünürü Karl Marx (1818-1883) felsefeyi şu şekilde değerlendirmiştir: “Filozoflar şimdiye kadar dünyayı sadece anlamaya çalışmışlardır; oysa önemli olan, dünyayı anlamaktan ziyade, onu değiştirmektir.” Böylece Marx, felsefeye bir gaye, erek yüklemiş ve onu da “dünyayı değiştirmek” olarak tanımlamıştır.

Marx, felsefe tarihinin özellikle çağımıza yakın dönemlerine damga vurmuş bir filozoftur.
Marx, felsefe tarihinin özellikle çağımıza yakın dönemlerine damga vurmuş bir filozoftur.

Felsefenin tanımı ve anlamı, sadece filozoflar arasında değil, kültürden kültüre de değişiklik göstermiştir. Örneğin Antik Yunan’da felsefe, M.Ö. altıncı yüzyılda varlığa, neyin gerçekten var olduğuna ilişkin teorik bir araştırma olarak başlamıştır. Oysa yaklaşık olarak aynı dönemlerde, Doğu’daki düşünürlerin ilgileri daha farklı bir nitelik arz ediyordur. Gene bu dönemde, örneğin Çinlilerin felsefelerinin daha somut ve pratik olduğu söylenebilir. Nitekim Çinli düşünürler felsefeyi, sosyal çevre içinde ahenkli ilişkiler geliştirmenin yolu olarak anlamışlardır.

Sokrates (469-399), felsefeyi bir eleştiri, sorgulama ve karşılıklı bir tartışma faaliyeti olarak anlamıştır ve anlatmıştır. Bu yüzden Sokrates, insan zihnini tembelleştirdiğine inandığı “yazılı söz“e değer vermemiştir. Sonucunda ise fikirlerini ortaya koyduğu yazılı hiçbir şey bırakmamıştır.

Sokrates’in öğrencisi Platon (427-347) da bu gelenek içinde yer almıştır. Çünkü o, Akademi’sinde, dışarıya tamamen kapalı bir biçimde felsefe yapmıştır. Burada sadece ortalama okuyucular için birtakım diyaloglar kaleme almıştır. Bu yüzden, hakiki felsefe, kitaplarda veya yazılı metinlerde bulunamaz. Bu gelenek önemli ölçüde Sokrates ve Platon’a dayanmaktadır. Hiç kuşku yok ki bu durum filozoflar tarafından kaleme alınan eserlerin değersiz veya önemsiz olduğu anlamına gelmemektedir. Bu eserler ki düşünce dünyamızı zenginleştiren felsefi problem ve fikirlerle doludur. Ayrıca kendi fikirlerimizi inşa etmemizi de yine bu eserler mümkün kılarlar.

Ünlü Alman şair ve düşünürü Johann Wolfgang von Goethe (1749-1832) “Geçen üç bin yılın hesabını göremeyenler, karanlıkta yollarını bulamazlar; ancak ve ancak günü gününe yaşar, yok olur giderler” derken muhtemelen bundan bahsetmektedir. Fakat her ne denirse densin, felsefe, filozoflar ile onların düşüncelerinin resmî geçidinden ibaret bir şey de muhakkak ki değildir.

FELSEFEYE GİRİŞ

FELSEFENİN İLİŞKİSEL OLDUĞU ALANLAR

FELSEFEYE GİRİŞ İÇİN DİĞER KONU ÖNERİLERİ

Video Anlatım: Felsefe Nedir?

Dış Bağlantılar

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*