Felsefe.Gen.TR

Materyalizm Nedir? Maddecilik, Özdekçilik

Materyalizm Nedir? Maddecilik, Özdekçilik

Materyalizm ya da maddecilik, varlığın insan zihninden bağımsız olarak var olduğunu, maddi varlık dışında bir varlığın bulunmadığını, varolan her şeyin salt madde olduğunu savunan görüştür. Materyalizm ya da maddecilik evrendeki tek cevherin madde olduğunu ve bütün varlıkların maddeden türediğini öne süren görüştür.

MATERYALİZM NEDİR?

Materyalizm veya maddecilik, varlığın yapısı hakkında belli bir tavrı yansıtan bir görüştür. Materyalist filozoflara göre var olan her şey, bize başka türlü görünse bile ya madde ya da maddi bir şeydir.

Yani bu demektir ki madde olarak görünmeyen şeyler de maddeye indirgenebilir. Varlığın temeli, maddedir ve her şey maddi bir şeye indirgenebilmektedir. Bütün bunların dışında, çeşitli materyalist filozofların farklı madde anlayışları vardır. Bu bağlamda, materyalizmin çeşitli türlerinden söz etmek mümkündür.

Felsefenin en temel ve önemli sorusu, düşünme ve var olma arasındaki ilişkiyi irdelemek üzerinedir. Bu, ruhun doğa ile olan ilişkisinin çözümünü de kapsar. Özellikle Orta Çağ’da üzerinde çok durulmuş olan bu konu ile asıl ortaya çıkarılmak istenen, hangisinin daha önde geldiğidir: ruh mu, yoksa doğa mı?

İşin içine kilise de girdiğinde, soru şu şekli almıştır: Dünyayı Tanrı mı yarattı, yoksa dünya sonsuz bir varoluş içinde miydi? Bu sorularla ilgilenen filozoflar temelde iki ayrı tarafta yer almışlardır. Ruhun doğadan önce olduğunu savunan bazı filozoflar, idealizm tarafında yer alırken, diğer tarafta doğayı birincil olarak alan materyalistler bulunmaktadır.

MATERYALİZM – İDEALİZM KARŞITLIĞI

Gerçekten de gerçekte görülebilen, dokunulabilen, ölçülebilen ve maddi denilen şeyler vardır. Öte yandan fikirler, duygular, istekler, anılar vb. ne görülebilen ne dokunulabilen ve ne de ölçülebilen, ama ötekilerden daha az var olmayan şeyler de vardır: bunların maddi olmadıklarını anlatmak için düşüncel (ideal) oldukları söylenir.

Böylece var olan her şey iki alana paylaştırılabilir: maddi (materyal) ya da düşüncel (ideal). Bu iki kavram birleştirilecek olursa, maddi dünya, bu maddi dünyayı tasarımlayan düşüncel bir dünya ile ikilenmiştir.

Materyalizmin bir çok alanda kullanılan bir çok farklı anlamı vardır. Bu sözcüğün öz anlamı, bizim konumuzla ilgili anlamı, onun felsefi anlamıdır. Bu anlamda “materyalizm, bir dünya anlayışıdır, yani belli ilkelerden hareket ederek doğa görüngülerini ve bunun doğal sonucu olarak toplumsal yaşamın görüngülerini anlama ve yorumlama tarzıdır.”

En çok bilinen tanımıyla materyalizm, tüm gerçekliğin sadece maddeden oluştuğu inancıdır. Maddenin zihinden önce geldiğini savunur. Ancak bununla beraber fikirlerin varlığı hiçbir zaman yadsınmaz. Materyalizmde, özel görüşümüze göre yaratıcı neden, ister Tanrı ve ister madde olsun, tamamlanmış bir düzen söz konusudur ve şeylerin anlamını da kendisi belirler.

Buna göre madde, bizden bağımsız ve öncesiz olarak vardır. Var olmak için de düşünceye (ide) muhtaç değildir. Tersine düşünce var olmak için maddeye muhtaçtır. Bir başka anlatımla madde olmadan düşünce var olamaz.

Maddecilik özellikle, düalist ve tinselci görüşler karşısında gelişmiştir. Bunların ilkinden daha çok tekçi özelliğiyle, ikincisinden ise idealizme karşı gerçekçi özelliğiyle ayrılır. Düalizmdeki apayrı ve birbirine indirgenemeyecek iki varlık görüşüne karşı maddecilik, varlığın en temelde tek bir biçimi olduğunu ileri sürer.

Buna göre, düşünsel ya da zihinsel denen olgular ya maddi olguların karmaşık biçimleridir ya da varlıkların temellerindeki yapıya indirgenerek açıklanabilir.

Tinselci ve idealist görüşler karşısında da maddecilik düşünsel ya da zihinsel olguların kendi başlarına var olmadıklarını, görünürdeki var oluşlarının ise onları olanaklı kılan maddi bir temel üzerinde açıklanabileceğini öne sürer.

Materyalizm, ruh-beden ya da düşünce-madde ayrımının aldatıcı olduğunu bu iki varlık türünün gerçekte tek bir maddi temelin iki farklı görünüşü olduğunu savunur.

Materyalizm, ruh-beden ya da düşünce-madde ayrımının aldatıcı olduğunu bu iki varlık türünün gerçekte tek bir maddi temelin iki farklı görünüşü olduğunu savunur.

Maddecilik tarih ve toplum gibi insana ilişkin varlık alanlarının açıklanmasında bunlara bir “amaç”, “erek”, ya da “istek” atfetmek yerine, maddi bir temele dayanan anlamlı nedenlere başvurmayı öngörür.

Bu yaklaşıma göre insanların toplum ve tarih içinde ürettikleri düşünsel içerikli olgular vardır, ama bunlar tek başlarına ne ortaya çıkabilirler ne de bu alanlarda etkili olabilirler.

Bunları hem ortaya çıkaran, hem de etkiliymiş gibi görünmelerini sağlayan maddi ve somut nedenler vardır. Bu nedenler, tarihsel ve toplumsal değişimlere yol açan asıl etkendir. Düşünsel içerikli olgular ancak bu asıl etkene başvurularak açıklanabilir.

Maddecilik psikoloji gibi bireylerin zihinsel süreçlerini inceleyen bilgi dallarında da örneğin duygu, düşünce, amaç koyma ve yönelmelerin nedenlerini, bunların temelinde yatan organik, fizyolojik maddi süreçlerde arar.

Buna göre, insanın belirli bir düşünceye sahip olması , bedenindeki en yalın fizyolojik süreçlerden beynindeki elektromagnetik etkinliğe kadar bir dizi maddi etmenin sonucudur. Zihinsel süreçlerin temelinde yatan maddi süreçler yeterince anlaşılırsa, zihin de anlaşılmış olacaktır.

Demokritos, atomcu maddeci anlayışın fikir babasıdır.

Demokritos, atomcu maddeci anlayışın fikir babasıdır.

MATERYALİZMİN TARİHSEL SERÜVENİ

Batı felsefesinde maddecilik geleneğinin başlangıcı Sokrates öncesi filozoflardan Demokritos ve öğretmeni Leukippos’a dayandırılır. Atomculuğun da ilk biçimini ortaya atan bu filozoflara göre, bütün evren daha fazla bölünemeyecek, katı, tek başına var olan küçük parçalardan (atomlardan) oluşuyordu (Bkz: Atomculuk Nedir?).

Dünyadaki her olay, bu atomların birbirleriyle etkileşiminin yarattığı süreçlerden kaynaklanıyor, algı ve bilgi de bu parçacıkların insanların organları üzerindeki etkilerinden doğuyordu. Eski Yunan ve Latin sonrası dönemde, Hıristiyanlığın etkisiyle maddecilik hemen tümüyle bir yana atıldı.

Yeni Çağ’da çeşitli bilimlerde ulaşılan somut sonuçlar, felsefede de maddeciliğin yeniden doğmasına yol açtı. 17. yüzyılda, İngiltere’de Thomas Hobbes ve Fransa’da Pierre Gassendi, eski atomculardan da esinlenerek, maddi temeller üzerine kurulu bir dünya görüşünü işlediler.

Gassendi deneyimle elde edilen olguları açıklarken modern bilimlerin yöntemlerini kullandı. Hobbes ise duyumların beyinde oluşan maddi hareketler olduğunu ileri sürdü.

Materyalizm 19. yüzyılda doğa bilimlerindeki önemli gelişmeler sonucu yeniden güçlendi. Özellikle Darwin’in biyolojide yarattığı devrim, doğal düzene ilişkin görünürdeki kanıtların tümüyle nedensel nedenlere dayanarak açıklanabileceğini gösterdi.

20. yüzyılda modern fizikte görülen devrim niteliğindeki gelişmeler nedensel temellere dayalı yaklaşımları sarsarken, katı ve bölünmez maddi temel sayılan “atom” düşüncesinin de sorgulanmasına yol açtı.

Bunun sonucunda maddecilik tartışması daha çok bilimsel yöntem ve uygulamalar açısından sürdü. Fizikteki gelişmeler nedeniyle madde kavramı gittikçe daha az açıklayıcı ve anlaşılır olmaya başladı.

Tarihi çok eskilere dayanan materyalizmi savunan DemokritosHobbesLa MettriKarl Marks gibi düşünürlerin görüşlerini ele alalım.

KISACA MATERYALİZM

Materyalizm; varlık dünyasının, insan zihninden bağımsız olarak varolan bir madde dünyası olduğunu savunan felsefi yaklaşımın adıdır.

ThalesHerakleitosDemokritos gibi Antik Yunan düşünürleri maddeci idiler. Ama madde ile bilgi arasındaki ilişkileri ilk inceleyen Aristoteles oldu. Ona göre madde, ancak şekil ile varlığa gelebiliyordu ve bunu da sağlayan, onun içindeki öz idi.

Ortaçağ İslam ve Hristiyan felsefelerinde madde, Tanrı’nın yarattığı bir şey; ama bizim varlık dünyasının en büyük dayanağı idi. Madde, akıl ve ruh ile birleşerek çeşitli şekiller alıyor ve böylece biliniyordu.

Maddecilik, bütün gerçeğin maddede ve maddenin hareketinde, birbirlerini etkilemesinde olduğunu savunur. Bütün canlı ve cansız dünyası madde ile açıklanabilir niteliktedir. Burada maddeciliğin esas desteği mekanik işleyiştir. DemokritosEpikuros, Orta Çağ’da yaşayan Gassendi, insan psikolojisine kadar her şeyi mekanist materyalizm ile açıklamaya çalışmışlardır.

HobbesLamettrieHolbach gibi 18. yüzyıl düşünürleri varlık evrenindeki maddi ve manevi her şeyi (ruhu bile) madde ve onun hareketleri ile açıklamışlardır.

La Mettrie, ustası Descartes‘tan fazla olarak, maddenin hem uzayda yer kapladığını hem de hareket edebilme ve duyumlama yetenekleri olduğunu savunur. Dolayısıyla bütün hayvanlar da duyar ve düşünür.

Burada, ruhun da maddenin bir parçası olduğu, organik hayatın da mekanik nitelikte çalıştığı anlatılıyor. 19. yüzyıl Almanya’sında L. FeuerbachL. Büchner gibi materyalistler insanı, içinde yaşadığı maddî şartların bir ürünü olarak görmüşlerdir. DarwinE. Haeckel gibi biyolojik materyalistler de canlı hayattaki tüm gelişmeleri maddeci olarak açıklayan teoriler geliştirmişlerdir.

Marx ve Engels gibi diyalektik materyalistlere göre de gerçek varlık dünyası ide değil, maddedir. İnsanların sosyal, siyasal ve düşünsel yapıları ve düzenler de madde dünyasının eseridir, insanın ruhu ve zihni de, madde dünyası tarafından şekillendirilir.

Varlık dünyasının ve gerçeklik düzeninin anlaşılmasında kademe kademe döküm ve açıklamalar yapma metodu olan diyalektik, Herakleitos‘tan beri, evrendeki oluşu kavramaya çalışan bir metodolojidir.

Herakleitos’ta evren ateşten gelir, Logos‘un kurduğu düzene göre oluş meydana gelir ve geri ateşe döner. Bu, hiç durmayan bir harekettir. Herakleitos, gerçekliğin zıtların birliğinden meydana geldiğini, her şeyin zıtların çatışmasından doğduğunu anlatır.

Platon‘da da “idea”ların belli bir düzenle varlık dünyasına yansıyıp, -maddenin bozulmasıyla- tekrar idealar alemine döndüğü anlatılıyor.

Hegel‘de tinin (Geist) varlık dünyasını oluşturması tez-antitez-sentez yöntemiyle olur. Her gerçekliğin içinde tez-antitez ve sentez vardır. Değişimin kanunu budur.

Marxist felsefede de madde mekanik olarak değil diyalektik olarak hareket eder. Varlık dünyasının tez-antitez-sentez şeklinde gelişmesi, tarihte ve toplum düzeninde de geçerlidir. Madde, varlığı oluşturabilmek için diyalektik olarak hareket eder. Hareket için düşünceye gerek yoktur; maddedeki niceliksel değişmeler niteliğe de etki eder.

Konu başlıkları:

Dış bağlantılar:

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri...