Dört Element: Su-Hava-Toprak-Ateş

felsefe Nedir

Felsefe tarihinin en anlı şanlı şair düşünürlerinden biridir Akragaslı Empedokles (Ἐμπεδοκλῆς). Olimpiyatlarda ödüller kazanan atların yetiştirici olan soylu bir aileye mensuptur ve İÖ 5. yüzyılın ortalarında tanınmıştır. 

Aristoteles diyalektiği Zenon’un, hitabeti de Empedokles’in bulduğunu söyler. Çünkü Empedokles’in şiir tekniklerini ustaca kullanması, sözcük ve anlam sanatında ve özellikle benzetmelerdeki yaratıcılığı güçlü bir edebi üsluba sahip olarak tanınmasına yol açmıştır. Günümüze kalan ve belli bir kronolojik düzenlemeye izin vermeyecek kadar karışık olan yaşam öyküsünü takip etmeye çalıştığımızda, karşımıza Pythagoras, Ksenophanes ve Parmenides’in öğrencisi olarak çıkar.

Fragmanlar halinde elimize geçen Doğa Üzerine (Περὶ φύσεως: Peri physeos) ve Arınmalar (Katharmoi) adlı eserlerinden ilki, Parmenides’in eseri gibi şiir şeklindedir ve 2000 dizeliktir; bu eserin günümüze yaklaşık 50 dizesi kalmıştır. Diğeri, dini içeriklidir ve çoğu dizesi kaybolmuştur.

Empedokles’in felsefi düşünceleri, özellikle doğa üzerine geliştirdiği görüşleri kendisinden önceki Ionialı düşünürlerin görüşlerinin adeta bir sentezidir. Thales’in suyu, Anaksimenes’in havası, Ksenophanes’in toprağı ve Herakleitos’un ateşi ve bu ana maddeler üzerindeki öğretileri Empedokles’in dört ana madde kuramının oluşumuna temel teşkil etmiştir. Dolayısıyla, Empedokles için “su, hava, toprak ve ateş” evrenin kökleridir. İddiasına göre, bu kökler ya da bu öğeler (arkhe) ezelden beri hep vardır, ancak birbirleriyle belirli oranlarda karışmış ve evrenin bu alışıldık yüzünün oluşumunu sağlamıştır.

Bu dört öğeden çıkmıştır bütün varolanlar ve bu dört öge sayesinde var olacaklardır. Ağaçlar, hayvanlar, kadını erkeğiyle bütün insanlar, havada uçan kuşlar, denizin suyuyla beslenen balıklar, yani ne kadar canlı varsa bu dört ögeye borçludur varlıklarını. Ona göre bu dört öğe birbirine örülü olarak vardır, hepsi bir aradadır, birbiriyle hemhal olmuştur. Dünyadaki çeşitlilik bu karışımın, bu bütünlüğün bir eseridir.

Adeta bir kelimenin hecelerini çağrıştıran Empedokles’in bu dört öğesine, sonradan Platon ve öteki Yunan düşünürleri stoikheia diyeceklerdir. Hatta Yahudi ve Hıristiyan düşün dünyasında da büyük önemi olan bu dört öge dini metinlerde yine bu adla anılacaktır. Latince elementum (çoğ. elementa) olarak çevrilen dört ögenin ya da dört elementin, günümüzün fiziğinde, kimyasında da başat rol oynadığı unutulmamalıdır.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*