Felsefe Nedir, Felsefenin Anlamı Nedir? %100 Felsefe

Felsefe Teriminin İlişkili Olduğu Kavramlar

Felsefe nedir? Bu soru, tarihin belki de en popüler sorularından birisidir. Doğal olarak “Felsefe nedir?” sorusuna tarih boyunca birçok farklı filozof tarafından farklı tanımlamalarla farklı cevaplar verilmiştir. Felsefeyi tanımak ve anlamak için bu tanımlara kapsamlı bir şekilde göz atmak gerekmektedir.

Felsefe, etimolojik olarak Yunanca “seviyorum”, “ardından gidiyorum”, “arıyorum” gibi anlamlara gelen “phileo” sözcüğü ve “bilgi”, “bilgelik” anlamlarına gelen “sophia” sözcüğünün birleşiminden oluşan bir sözcüktür ve felsefenin anlamı bu bağlamda “bilgelik sevgisi” ya da “bilgi sevgisi”dir. Yani felsefe kelime olarak bilgeliğe ve bilgiye değer vermek, onları önemsemek ve hatta en değerli şeyler olarak görmek; bilgiyi aramak, bilgeliğe erişebilme çabası sarf etmek, bilginin sürekli olarak peşinden koşmak anlamlarını taşımaktadır.

Doğrudan  “felsefe nedir?”  sorusuna kısa bir yanıt verilmesi oldukça güçtür; çünkü felsefenin tek bir tanımı yoktur. Felsefenin ne olup ne olmadığı konusunda elbet pek çok şey söyleyebiliriz; fakat bazı düşünürlere göre de felsefenin tanımı yapılamazdır; çünkü felsefe, bir üst dildir (Sönmez, 2006, s.66).

Felsefenin Tanımı Neden Yapılamaz?

Felsefenin tanımının yapılmasının zorluğunun diğer nedenleri ise şu biçimde özetlenebilir:

Birincil Neden

Farklı felsefe disiplinlerinin varlığıdır. Örneğin metafizik, ahlak felsefesi ve bilgi felsefesi gibi birçok değişik felsefe disiplini ve alanı bulunmaktadır. Dolayısıyla da bu kadar geniş bir ağa sahip olan felsefenin tek bir yönlü tanımını yapmak da güçleşmektedir.

İkincil Neden

Her felsefe kolunda değişik eğilim, kuram ve öğretilerin var oluşudur. Örneğin realizm, idealizm, pragmatizm ve rasyonalizm gibi değişik felsefi yaklaşımlar bulunmaktadır. Bu yaklaşımların her birisi için felsefe, ayrı bir işleve ve anlama sahiptir. Bu durum da felsefenin belli bir tanımının yapılmasını zorlaştırmaktadır.

Üçüncül ve Temel Neden

Tarihsel süreçte gelişen felsefi öğretilerin birbiriyle olan karşıtlığı ve bu öğretilerin çalışma alanının karmaşık soyutluğudur (Yıldırım, 1991, s.10). Her bir felsefe anlayışın, teorinin ve yaklaşımın farklı tanımlamalarının bulunması felsefeyi tanımlamayı güçleştirmektedir.

Felsefe Nedir? Terim Anlamı

Felsefe, insana yabancı gelmeyen ama ne olduğu konusunda birçok insanın ayrıntılı fikre sahip olmadığı bir uğraştır. Felsefeyi anlamak için ilk olarak metnin başında ele aldığımız kelime anlamına tekrar bakmakta fayda vardır. Felsefe, Yunanca bilgelik sevgisi (bilgelik dostu) anlamına gelen felsefe (philosophia), sevmek (philia) ve bilgelik (sophia) sözcüklerinin birleşiminden türemiştir.

Felsefeyle uğraşan düşünürlere ise filozof (philosophos) adı verilmiştir. Felsefe (philosophia) terimi ilk kez, İlk Çağ’ın ünlü Yunan matematikçisi ve filozofu Pythagoras (Pisagor), (MÖ 580-500) tarafından kullanılmıştır. Buna göre felsefe kelime anlamı olarak bilgelik sevgisi ya da hikmet arayışı demektir. Bilgelik (hikmet) ise varlık, bilgi ve değer üzerine tam ve bütün bir bilginin ortaya çıkması veya bir insanın böyle bir bilgiye sahip olabilecek ölçüde olgunluğa ermesi hâlidir.

Bu arayış içerisinde bilgeliği seven bilgiyi arayan ve ona ulaşmak isteyen kişilere filozof (philosophos) denir. İnsan yaşamını ilgilendiren her şey hakkında akıl yürütüp bunları felsefi problem konusu yapabilen filozof, doğru olduğunu bildiğimiz ya da böyle olduğuna inandığımız her şeyi sorgulayabilir; insanın,Tanrı’nın, dinin, dış dünyanın varoluşuyla, bilginin kaynağı ve sınırlarıyla, bilimle, sanatla ve daha birçok konuyla ilgili sorular sorabilir.

Filozof sadece soru sormakla yetinmez; yaratıcı bir düşünüş, eleştirici ve sorgulayıcı bir tavır ve bakış açısıyla bu sorulara yanıtlar arar. Felsefe ile uğraşan ve fikirlerini tutarlı, temelli, mantıklı bir biçimde ortaya koyabilen ve bunları yaparken de her türlü eleştiriyi ve yargılamayı göze alabilen, bunun yanında fikirlerine karşı oluşabilecek muhalefetleri de mantık çerçevesinde yumuşatabilecek insanlara filozof” adı verilmiştir.

Filozoflar, büyük sorumluluklarla yaşamaya uygun insanlardır; çünkü onlar, hissetmeden önce düşünürler. O dönemde düşünürlere bazen bilge bazen bilgelik anlamına gelen sophos denirdi. Phytagoras, bu kelimenin başına philia (sevgi, arayış) kelimesini getirerek kendine sophos diyenlere karşı philosophos (bilgiyi seven, bilgeliği seven) olduğunu belirmiştir. O; bu tavrıyla felsefenin bilgiyle olan ilişkisini açıklamaya çalışmasının yanında bilgeliğin, bilgi ve kişilik yoluyla yetkinleşme olduğuna da işaret eder.

Gerçekleri olduğu gibi tasavvur eden, hükümleri ona göre onaylayan ve ahlaklı bir şekilde hareket eden insanın bilgelik yolunda olduğu ve felsefenin buna fayda sağladığı söylenebilir. Yetkinliğe mutlak olarak erişildiğini ileri sürmek olanaklı olmadığı gibi bu iddiada bulunmak da bir cehalete yol açabilir. Felsefenin bilgeliği seven anlamında terimleştirilmesi önemli bir felsefi anlayışa dayanır. Bunun dışında felsefenin birçok kavramla ilişkisi olduğu görülür (Şekil 1.2). Felsefe Teriminin İlişkili Olduğu Kavramlar Filozofun bilgiyle uğraşması felsefenin hikmet anlamında da kullanılmasını sağlamıştır. Yunanca eserlerin Arapçaya çevrilmesi esnasında philosophos (filozof) teriminin hem feylasûf hem de hakîm (hakiym) olarak kullanılması bu nedenledir. Hakîm, aynı zamanda hikmet sahibi olan kişi anlamında da kullanılır. Hikmet sahibi kişi hakîm olduğu şeyin nedenlerini bilen kişidir. Er-Râzî’ye göre hikmet, özü itibarıyla ilimle ilgilidir.

Buna ek olarak doğruyu bilmek ve onu hayata geçirmek de hikmetle alakalıdır. İslam felsefesinde felsefe kavramının eş anlamlısı olarak hikmet kavramı da kullanılır. Bu anlayışın etkisi altında olan hikmet kelimesi Türkçede bilgelik anlamına gelir, bu anlamının yanı sıra felsefe anlamı da vardır. Felsefenin tarihsel seyrine bakıldığında onun ilk izleri Doğu medeniyetlerinde görülür.

Özellikle bu medeniyetlerin ahlak ve siyaset alanında ileri sürdüğü pratik düşünceler temelinde insan ilişkilerine getirdiği yorumlar, felsefenin buralarda var olduğunu kanıtlar niteliktedir. Ama varlık alanında başlattığı araştırmalar ve teorik tartışmalar nedeniyle felsefenin MÖ 6. yüzyılda Antik Yunan medeniyetinde sistematik hâle geldiği kabul edilir.

Antik Yunan medeniyetinin o dönemde yüksek refah düzeyine ulaşması ve farklı kültürlerle olan ilişkisi, felsefenin burada gelişmesine olanak sağlamıştır. Zaman içinde ise felsefe farklı kültür ve coğrafyalara hızla yayılmış, hayatı ve insanı anlamaya dönük sorgulama faaliyeti hâline gelmiştir. Başlangıçta tüm bilim ve disiplinleri içeren felsefenin, daha sonra kendisinden ayrılan tüm diğer disiplinlerden konusu ve yöntemiyle ayrıldığı görülmektedir.

Felsefenin konuları; genel olarak varlık, bir bütün olarak evrenin kendisi ve insanın eylemlerini, yaşamını ve yazgısını en temel bir biçimde etkileyen şeylerdir. Bilim bilgi verir, felsefe ise bilginin ne olduğunu, neyi ve nasıl bilebileceğimizi araştırır. Bilimlerin ayrı ayrı ele aldığı konuları felsefe, bir bütün olarak ele alır ve bu bağlamda en genel ilkelere ulaşmaya çalışır.

Felsefenin bilgiyi arama faaliyetinin temelinde insandaki soru sorabilme niteliği vardır. Gerçekten de insan, diğer canlılarla karşılaştırıldığında soru sorabilen biricik varlıktır. Bu durum onun, maddi ve tarihî şartlardan, içinde yaşadığı olaylar zincirinden kendini soyutlayarak onlar karşısında tavır aldığını gösteren en belirgin özelliğidir. Bu sayede insan; kendine has bir özgürlüğe, evreni tanıyabilme kabiliyetine ve değerlere yönelebilme gücüne sahip olur.

Bu sorular içinde öyleleri vardır ki bunların muhtemel cevapları, ne günlük hayatta elde ettiğimiz bir bilgi ne duyularımızın bildirdiği dış dünya hakkındaki izlenimler ne de bilimlerin inceledikleri olaylar ve bağlı bulundukları sebep – sonuç ilişkileri ile ilgilidir. Bunlar, günlük yaşayışla ilgili kaygıların, somut bir eser meydana getirme amacından doğan problemlerin giderilmesiyle alakalı değildir.

Fakat belki, bütün bunları ve yukarıda sözü edilen her türlü bilgiyi kazanılmış varsayarak onları aşmaya ve temellendirmeye çalışan sorulardır. Genel bir yaklaşımla, düşünme faaliyeti içinde kullandığımız veya karşılaştığımız kavramların anlamını yakalamaya çalışan “Nedir?” tarzında sorulan sorular ile varlığın özünü, insan bilgisinin imkân ve sınırlarını, insanın evrendeki yerini, davranışlarında uyması gereken doğru prensipleri belirlemeyi kendine amaç edinen sorular bu türdendir.

İşte bunlar, felsefi soru adını alırlar ve “varlık”, “bilgi” ve “değer” hakkında toplu bir görüş, bütün bir bilgi elde etme amacı güderler. Öte yandan felsefede, fizik, kimya, biyoloji gibi ayrı ayrı doğa bilimlerinde olduğu gibi, ilgili alanlarla yakınlık kurmak için öğrenilmesi mutlak gerekli belirli bir olay veya olaylar gurubu, bu olaylar arasında mevcut zorunlu sebep – sonuç ilişkileri yoktur.

Felsefe, önceden kazanılmış bilgiler üzerine bir bilgidir; bir “refleksiyon” dur. Zihin elde etmiş olduğu bilgiler üzerine yeniden dönerek, onları bir tenkit ve değerlendirme süzgecinden geçirir. Buradan yeni bir şey öğrenilmemekte fakat zaten hazır olan bilgiler evren, insan ve değer bütünlükleri içerisinde yeniden ele alınmaktadır. Felsefenin en son amacı, varlığı bütünlüğü içerisinde temellendirmektir.

Felsefe bir düşünce faaliyetidir. Soru sorabilme yeteneğine dayanır. Belirli türden sorularla felsefe, insanların kendileri ve yaşamın anlamı üzerinde düşünmelerini sağlar. İşte bu düşünme faaliyeti sonucunda felsefe bilgisi adını verdiğimiz bilgi türü ortaya çıkar. Felsefenin ne anlama geldiğini daha iyi kavrayabilmek için bilginin ne olduğunu ve kaç tür bilgi olduğunu öğrenmemiz gerekir. Bunun için, aşağıdaki bağlantıları takip edebilirsiniz.

Felsefe Nedir? Felsefe Hakkında Bilgi

Aristoteles‘in ünlü yapıtı “Metafizik”, “bütün insanlar doğal olarak bilmek isterler” cümlesiyle başlar. Yine Aristoteles’e göre, insanların duyularını kullanmaktan; örneğin görmekten, işitmekten duydukları zevk bunun en net kanıtıdır.

Gerçekten de insanı insan yapan en önemli özelliklerden biri onun kendisini çevreleyen dünyayı, içinde yaşadığı toplumu, geçmişini ve bütün yanları ile bizzat kendisini tanımak ve bilmek istemesidir. Şimdi bilgi, bilen varlıkla (felsefe dilinde özne veya süje ile) bilinmesi istenen veya bilinen varlık (felsefe dilinde nesne veya obje) arasındaki bir ilişkidir.

Bu ilişkide bilinenin mi, yoksa bilenin mi ağır bastığı; bilginin imkânı veya imkânsızlığı, kaynağı, alanı, kapsamı, sınırları vb. türünden sorular felsefenin bilgi teorisi veya epistemoloji diye adlandırılan dalının özel konusunu oluşturur. (Bu konu, site içerisindeki diğer yazılarda geniş kapsamlı olarak ele alınmıştır.) Felsefe de esas olarak bir tür bilgidir; ama özel bir tür bilgidir.

Felsefenin ne tür bir bilgi olduğunu, felsefi bilginin özelliklerinin neler olduğunu anlamak için diğer belli başlı bilgi türlerinden söz etmek gerekir. Bu konuda ele alınacak bilgi türleri ise gündelik bilgi ve bilimsel bilgidir. Evrensel bilginin bilimidir felsefe. Farklı biçimlerde tanımları ve başka yönlerle ilişkileri şu şekildedir:

Farklı Tanımlarla Felsefe Nedir?

Felsefe Nedir?
Felsefe Nedir?

1. Etimoloji Nedir?

Yunanca philosophia bilgi sevgisi demektir. Herakleides Ponktikos deyimi ilk kullananın Pythagoras olduğunu söyler, Pythagoras kendisi için “ben bir philosophos’um” dermiş, bununla bilginin ve bilgeliğin tutkunu olduğunu anlatmak istermiş. Ne var ki son araştırmalar bu deyimin ilkin Herakleitos tarafından kullanıldığını saptamıştır. Böylece Herakleitos, bugünkü anlamdaki felsefenin babası olduğu gibi onun adının da babası oluyor.

2. İlk Çağ Felsefesi Nedir?

İlk Çağ’da felsefe, insanın, içinde yaşadığı dünya üstüne edindiği bütünsel bilgiyi dile getiriyordu. Bugün de, çok daha geniş kapsamlı olarak, aynı anlamı dile getiriyor. Ne var ki aradan geçen yüzyıllar boyunca birçok serüvenler geçirmiş kimi yerde törebilim, kimi yerde tanrıbilim kılığına bürünmüştür. Antik Çağ Yunanlılarından çok önce eski Mısır, Mezopotamya, Çin ve Hint uygarlıklarında felsefesel düşünceler ileri sürülmüştür.

Ama bütün bunların içinde Antik Çağ Yunan felsefesinin kendine özgü bir yapısı vardır. bu yapı, onun, ilk fizikçi-düşünürlerinin elinde biçimlenişinden gelir. Bu fizikçi düşünürler, düşünsel çalışmalarını doğadan yansıyan nesnel gerçekliğe dayamışlar ve düşünceyi dizgeli olarak masallardan arıtmaya çalışmışlardır.

Felsefenin temel sorunları Antik Çağ Yunan düşünürlerince ortaya atılmıştır. Antik Çağ Yunanlılarında felsefenin amacı bilgiyi sevmek ve aramaktır. Ne var ki sofia kökünün aynı zamanda içerdiği ‘usa uygun davranma’ anlamı felsefenin eski Yunan’daki (ussal ve N.) eylemsel yönünü de dile getirir.

Bu yüzden Antik Çağ Yunan felsefecileri bilgiyi, eylemsel işe yararlılık için aramışlardır. Yaşamın anlamı, bu anlama uygun yaşamak için aranmıştır. Görüldüğü gibi felsefe terimine Yunanlı kurucularının verdikleri ilk anlam, en açık ifadesini eytişimsel ve tarihsel özdekçilik anlayışında bulacak olan, diyalektik bir anlamdır. “Artık dünyayı açıklamak değil, değiştirmek söz konusudur”. İnsanlar ilkin din kurumunu meydana getirmişlerdi ve bunun ne demek olduğunu düşünmeye başlayınca felsefe’ye yönelmiş oldular.

Kaldı ki ilk insanlar bıkıp usanmadan araştırma içgüdülerini, daha ilk günlerinden, korunma içgüdüsünün eylemsel çabalarından edinmiş bulunuyorlardı. Felsefe tarihçileri ilk filozof olarak, dünyanın sudan yapılmış olduğu varsayımını ileri süren Thales‘i gösterirler. Aristoteles, Thales’ten çok önce “Okeanus (deniz)’dur tanrıların babası ve anası” diyen Homeros’a dikkati çeker.

Delaporte, 1923 yılında yayımlanan Mezopotamya adlı yapıtında, Mezopotamyalıların yaratılış şarkısından şu örneği verir:”Ne göğün ne de yerin adı varken, bunların babası Apsu’yla anası Tiamat’tan çıkan sular tek olarak karmakarışık bulunuyordu” (İbid, s.1525) Görülüyor ki ilk Yunan düşünürlerinin geliştirdikleri kavramlar, çok eski toplumlardan gelen halk düşünceleridir. (Yunanlılar bunu Mezopotamyalılardan bağımsız olarak düşünmüşlerdir N.)

Antik Çağ’da pratik bilimler pek yavaş gelişmekte olduklarından gerçeği seven ve arayan insan düşüncesi pratikten kopmuş ve bilimin denetinden yoksun kalan felsefe bu yüzden uzun yüzyıllar boyunca düşünsel alanda gelişmiştir. Düşüncecilik böylesine başıboş bir düşünce gelişmesinin zorunlu sonucudur. İnsanlar düşüncelerini soyutlayıp kavramlaştırmışlar ve sürekli olarak değişen ‘fiziğin ötesinde (metafizik)’ sonsuzca geçerli saydıkları tanımlarla saptamışlardır.

Fizik yapısının sürekli olarak değişmesi ve dönüşmesi sonucu olarak pratik bilgi bu kuramsal kavramlarla çatışmaya başlamış, insansal düşünceciliğin karşısına doğasal özdekçilik dikilmiştir. Her iki aşırı uçta da yanılgılara düşen bu iki sistem, sonunda, eytişimsel özdekçilikle (diyalektik materyalizmle) aşılmıştır.

3. Antik Çağ Felsefesi Nedir?

Evrenin hangi özdekten yapıldığını araştıran Miletli fizikçilerden sonra oluş’u açıklayan Herakleitos’la felsefesel çalışma evrenselleşiyor. Ama Herakleitos’un doğa biliminin yardımından yoksun bu saf sezisi o kadar geniş kapsamlı ki ona hemen karanlık adını takıyorlar. Sokrates “Herakleitos’ta anladıklarım pek güzel, öyle sanıyorum ki anlamadıklarım da…Bu derinliğe inebilmek için Delos’lu bir dalgıç gerek” diyor. evreni bir yana bırakıp insana dönme zorunludur.

Sokrates‘e göre felsefe, ‘neleri bilmediğini bilmek”tir. Doğa biliminin yardımından ve denetinden yoksun felsefe, ister istemez bir düşünsel çalışma olacaktır (felsefe zaten düşünsel olur N.). Platon onu ‘doğruyu bulma yolunda düşünsel çalışma’ olarak tanımlıyor. Aristoteles’e göre o, ilkeler ya da ilk nedenler bilimi’dir, mutlu bir yaşam sağlamak için tasarlanmış ‘eylemsel bir sistem’dir. Bu çağda felsefe, genel karakteriyle bir törebilim niteliğindedir.

4. Orta Çağ Felsefesi Nedir?

Augustinus‘a göre ‘Tanrı’yı bilmek’tir, ‘gerçek felsefeyle gerçek din özdeştir’ler. Tertullianus’a göre felsefe yapmak ‘dogma’yı açıklamak’tır. Scottus Eriugena’ya göre felsefe ‘inan’ın bilimi’dir, felsefenin konusu dinin konusunun aynıdır. Anselmus’a göre de ‘inanılanı anlamaya çalışmak’tır. Abaclardus’a göre ‘inanılanın inanılmaya değer olup olmadığını araştırmak’tır. Skolastiklere göre felsefe akılla dogma arasındaki uygunluğun tanıtlanması’dır. Aquino’lu Thomas’ya göre felsefenin konusu Tanrı’dır, felsefe Tanrı’nın tanıtlanması’dır. Sadece Duns Scottus’dür ki ilk kez felsefeyi dinden ayırma eğilimi göstermiştir. Bu çağda felsefe, genel karakteriyle bir tanrıbilim niteliğindedir.

5. Yeni Çağ Felsefesi Nedir?

  • Giordano Bruno‘ya göre Felsefenin görevi doğayı bilmek’tir. Bu anlayış görüldüğü gibi, düşünsel felsefede çok büyük bir adımdır.
  • Campenella‘ya göre felsefenin konusu ‘eleştiri’dir.
  • Fracis Bacon‘a göre felsefe yapmak, doğru düşünmek’tir.
  • Hobbes‘a göre felsefe yapmak, doğru düşünmek’tir, felsefe sonuçların nedenleriyle ve nedenlerin sonuçlarıyla olan karşılaştırmalı bilgisi’dir.
  • Descartes‘e göre felsefe bir bilim’dir ve onu kesin bir bilim yapmak için geometrik yöntemi metafiziğe uygulamak gerekir.
  • Spinoza da bu düşüncede onu izlemiştir, ona göre de felsefe genelleştirilmiş bir matematik’tir.
  • Leibniz‘e göre felsefe, gerçekte doğru olanı anlatmak’tır, göklerden yere inmelidir ve konusu beş duyuyla kavranan şeyler olmalıdır.
  • Locke‘a göre felsefe, filozofların gözlerini gerçek aleme açmak için bütün düşüncelerimizin duyumlarımızla gerçek alemden geldiğini tanıtlamak’tır, bilgi, düşüncelerimiz arasındaki bağlılığın ya da uyuşmazlığın algılanması’dır.
  • Condillac‘a göre felsefe, duyumların bilgisi’dir.
  • Hume‘a göre felsefe, insan zihninin mahiyetini incelemek’tir.
  • Diderot‘ya göre felsefe, bilim’dir ve ancak doğabilimleri, fizyoloji ve tıp üstüne kurulabilir.
  • Kant‘a göre felsefe, bilginin nasıl mümkün olabileceğini öğrenmek’tir. Bu da bilginin kendi kendisini eleştiri’siyle gerçekleşir.
  • Fichte‘ye göre felsefe yapmak, varlığın hiçbir şey olmadığını ve görevin her şey olduğunu bilmek’tir, bu bakımdan da ben’in bilgisi’dir.
  • Schelling‘e göre felsefe, doğa ve ruh çift görünüşünde saltıkın bilimi’dir, bu saltık da ben’le ben olmayan karşıtlığının özdeşliği’dir.
  • Hegel‘e göre felsefe, düşüncenin kendi karşıtlarıyla çelişerek ilerlemesinin bilimi’dir, bu bilimse mantık’tır.
  • Herbart‘a göre felsefe yapmak, bilimlerin temelinde bulunan kavramları aydınlatmak’tır.
  • Schopenhauer‘e göre felsefe, deneysel bir metafizik’tir, varlığın temelinin irade olduğu deneye dayanarak anlaşılır.
  • Spencer‘a göre, bilim ancak bir kısım tekleştirilmiş bilgidir, felsefe’yse tümüyle tekleştirilmiş bilgi’dir.
  • Auguste Comte‘a göre felsefe, bütün bilimleri birleştiren bir bilim, bir bilimler bilimi’dir.

Bir çok filozof tarafından Felsefe nedir? sorusuna karşın yapılan tanımlardan da görüldüğü gibi, metafizik ve idealist bir açıdan da olsa, felsefe gittikçe bilimselleşmektedir.

6. 20. Yüzyıl Felsefesi Nedir?

Yüzyılımızda eytişimsel özdekçiliğin dışında, yeni olguculuk, yeni Kantçılık, olgucu mantıkçılık, uygulayıcılık, tanrılı ve tanrısız varoluşçuluk, uyumsuzluk vb. gibi çeşitli akımlar idealist, usaaykırıcı ve bilinemezci bir doğrultuda gelişmişlerdir. Camus’a göre “evren uyumsuzdur ve bilinemez”, William James’e göre “insanın evrendeki durumu kedinin kitaplıktaki durumu gibidir, görür ve duyar ama hiçbir şey anlamaz”, Heidegger’e göre “dünya ancak içinde insan varoldukça vardır, içinde insan yoksa dünya da yoktur”, Jasper’e göre “felsefe yapmak, ölmesini öğrenmektir”. Fransız düşünürü Roger Garaudy, bütün bu akımları ‘mızmız felsefeler’ adıyla niteler. Bu mızmız felsefeler, yüzyılımızda, büyük bir çoğunlukla, antikçağda olduğu gibi, kurulu düzenin savunuculuğunu üstlenmişler ve onu ayakta tutabilmek için kullanmışladır.

Sıkça Sorulan Felsefe Soruları

Ahlak Felsefesi Nedir?

Ahlak felsefesi, ahlaktan söz edilebilecek bütün alanlarda, ahlakı açıklamaya ve değerlendirmeye çalışan felsefi soruşturma dalıdır. https://www.felsefe.gen.tr/ahlak-felsefesi-nedir/

Din Felsefesi Nedir?

Din felsefesi en basit anlamda; din üzerine düşünmek, dini bütün elemanlarıyla beraber (inanç türleri, öğretileri, iddiaları ve tanrı gibi temel kavramlar vb.) eleştirel, tutarlı, sistemli ve akılsal olarak inceleme konusu yapmaktır. https://www.felsefe.gen.tr/din-felsefesi-nedir/

Siyaset Felsefesi Nedir?

Siyaset felsefesi; devlet, hükümet, siyaset, özgürlük, mülkiyet, meşruiyet, haklar, hukuk gibi konular hakkındaki; bu kavramlar nedir, bunlara neden ihtiyaç vardır, bir hükümeti ne meşru kılar, devlet hangi özgürlükleri ve hakları neden korumalıdır, devlet hangi biçimde kurumsallaşmalıdır, kanun nedir, vatandaşın devlete karşı yükümlülükleri nelerdir, bir hükümet yasal olarak neden ve nasıl görevden çekilmelidir gibi temel sorulara cevap arayan ve bu konuları felsefeden faydalanarak inceleyen sosyal bilim dalıdır. https://www.felsefe.gen.tr/siyaset-felsefesi-nedir/

Dil Felsefesi Nedir?

Dil felsefesi, dilin varlık-yapısı ve bu varlık-yapısının başka varlık-alanıyla olan ilgisini, dilin hayatla ve sübjektif-sferle olan bağlarını ve dilin insan için taşıdığı anlamlar üzerine araştırmalar yapan felsefe dalıdır. https://www.felsefe.gen.tr/dil-felsefesi-nedir/

Bilim Felsefesi Nedir?

Bilim felsefesi genel anlamda; bilimin ne olduğu, bilimsel düşüncenin yapısı, bilimsel yöntemlerin işlevselliği, bilimsel sonuçların özellikleri, bilimin değeri ve bunlar gibi bilim hakkında sorulabilecek sorulara cevap arayan felsefi yaklaşımın adıdır. https://www.felsefe.gen.tr/bilim-felsefesi-nedir/

Bilgi Felsefesi Nedir?

Bilgi, İlk Çağ’dan itibaren ele alınmaya başlanmış bir konudur. Bu konunun felsefi bir sorun olarak algılanması ve temellendirilmeye çalışılması ancak Yeni Çağ’da gerçekleşmiştir. Bu dönemden itibaren bilgi felsefesi, bilginin kaynağını, değerini ve sınırlarını inceleyen felsefe dalı olarak varlığını sürdürmektedir. https://www.felsefe.gen.tr/bilgi-felsefesi-nedir-epistemoloji-nedir/

Sanat Felsefesi Nedir?

Sanat felsefesi veya estetik; sanatın, sanat yaratmalarının ve sanat beğenilerinin özünü ve anlamını konu olarak alan felsefi disiplinin adıdır. https://www.felsefe.gen.tr/sanat-felsefesi-nedir-estetik-nedir/

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*