Felsefe hakkında her şey…

Karşılaştırmalı felsefe

11.01.2024
Karşılaştırmalı felsefe

Karşılaştırmalı felsefe; filozofların felsefi problemler üzerinde farklı kültürel, dilsel ve felsefi akımlardan gelen muhtelif kaynakları bilinçli bir yönelimle birbiriyle etkileşime sokarak akıl yürüttükleri bir alt felsefi disiplindir.

Karşılaştırmalı felsefenin amacı ve temel ilkesi, felsefeyi neyin oluşturduğu sorusuna evrensel insanlık tarihinin tüm felsefi birikimini dâhil ederek cevap verebilmektir. Bu bağlamda karşılaştırmalı felsefe, kimi zaman “kültürler arası felsefe” olarak da adlandırılmaktadır.

Karşılaştırmalı felsefeciler en sık Amerika ve Kıta Avrupası ile Çin, Hint ve Japon gelenekleri arasındaki konulara değinirler; ancak Yahudilik, Hristiyanlık ve Platonculuk gibi klasik Batı geleneğinin yanı sıra İslam ve Afrika felsefi geleneğinden kaynaklanan yaklaşım ve metotları kullanarak da çalışmalar yapmışlardır.

İzlediği yol karşılaştırmalı felsefeyi diğer felsefe yaklaşımlarından ayırmaktadır. Karşılaştırmalı felsefe öncelikle hem Konfüçyüsçülük örneğinde olduğu gibi filozofların belirli bir kültür geleneği içindeki konuları ele aldığı alan çalışmalarından hem de filozofların evrensel düşünce geleneğinin bütünlüğüne dayalı bir felsefi sistem inşa ettiği dünya felsefesinden farklıdır.

Karşılaştırmalı felsefe, düşüncelerin, belirli bir geleneği takip eden düşünürler arasında karşılaştırılmasını öngören geleneksel felsefeden de farklıdır; ayrıca, çok farklı geleneklerden, özellikle de kültürel açıdan birbirinden ayrılan geleneklerden gelen filozofların düşüncelerini bilinçli bir bakış açısıyla karşılaştırır.

Karşılaştırmalı felsefenin kendine özgü tutumu, belirli bir gelenek içinde felsefe yapmanın aksine, kendine özgü zorlukları ve güçlükleri de beraberinde getirmektedir. Burada bahsedilmesi gereken zorluklar arasında başka bir geleneği kendi bakış açısıyla yeniden yaratmak anlamında betimsel şovenizm, farklı filozofların ve geleneklerin görüşlerini yalnızca anlatmak ya da betimlemek suretiyle bunların yeterliliği hakkındaki tüm yargıları askıya almak anlamında normatif şüphecilik, karşılaştırma için bir temel olarak ihtiyaç duyulan gelenekler arasındaki ortak zemini bulamamak anlamında uyumsuzluk ve felsefi geleneklerin evrim geçirdiğini, tek parçalık ya da durağanlık yönünden daimi olmadıklarını fark edememek anlamında daimicilik sayılabilir. Bununla birlikte, karşılaştırmalı felsefe akademik felsefede sık karşılaşılmayan nadir bir bakış açısını içerdiğinden, felsefenin temel disiplinleri nezdinde yeterince dikkat çekmemektedir. Son olarak da karşılaştırmalı felsefe henüz gelişim sürecinin oldukça başındadır.

Kültürel geleneklerin nispeten taşralı Batı’ya kıyasla çok daha sıklıkla birbirine karıştığı ve çatıştığı Asya’da ise durum oldukça farklıdır. Örneğin, Budizm’in MS ilk birkaç yüzyıldan itibaren Hindistan ve Orta Asya’dan Çin’e yayılması, Konfüçyüsçü ve Taocu düşünürlerin “yabancı” düşüncelerine yönelik bir felsefi refleks geliştirmelerini beraberinde getirmiştir. Bu refleksin büyük bir kısmı karşıt, bir kısmı değer atfeden ve benimseyen, tamamı ise en azından dolaylı olarak karşılaştırmalı bir refleks olmuştur.

Sonraki iki bin yıl boyunca Çin Budizm’inin öyküsü, aynı dönemde Konfüçyüsçülük ve Taoizm’in öyküsü gibi, yabancı ve yerli gelenekler arasındaki etkileşimin öyküsüdür. Yerli gelenekler ile Budizm arasındaki benzer etkileşim örüntülerine Kore, Japonya, Sri Lanka, Tayland ve Vietnam’da da rastlanır. Hindistan’daki farklı gelenekler arasında da paralel örüntüler tespit edilebilir. Belki de kültürler arası iletişime olan bu aşinalık ve muhatabını ciddiye alma arzusu nedeniyledir ki Doğu ve Batı felsefelerini karşılaştıran ve bugün dahi önemini koruyan ilk çalışmaların çoğu Batılılardan değil, Batılı fikirlere yorum getiren diğer geleneklerden kaynaklanmıştır.

Sri Aurobindo (1872-1950) ve Sarvepalli Radhakrishnan (1888-1975) geçen yüzyılın başlarında Hindistan’dan karşılık veren, Hint felsefi fikirlerini sunan ve Doğu ile Batı felsefesi ve dinini karşılaştıran, zıtlaştıran ve hatta kaynaştıran belki de en önde gelen ve etkili seslerdir. Japonya’da Nishida Kitaro’nun An Inquiry into the Good (1911) adlı eseri, bugün başta Keiji Nishitani ve Masao Abe olmak üzere Kyoto Okulu üyelerinin çalışmalarında devam eden, Mahayana Budizmine dayanan bir perspektiften Batı felsefesi ve dininin yaratıcı, eleştirel bir şekilde ele alınmasını mümkün kılmıştır.

Kısmen on dokuzuncu yüzyıl Anglo-Avrupa düşünce tarihinde karşılaştırmalı çalışmaların ortaya çıkmasının bir sonucu olarak, Hawaii Üniversitesi 1939 yılında bir dizi Doğu-Batı Filozofları Konferansının ilkine ev sahipliği yapmıştır. O zamandan bu yana karşılaştırmalı felsefe, alan çalışmaları felsefesi ve dünya felsefesi büyümeye ve birbirlerini çapraz olarak beslemeye devam etmiştir. Bununla birlikte, bir alan olarak karşılaştırmalı felsefe, felsefe ve alan çalışmalarının daha büyük girişimlerindeki rolü ve işlevi hakkında metodolojik ve esaslı olarak ancak şimdilerde tam anlamıyla kendi farkındalığına sahip olmaya başlamıştır.

Yazan: Sosyolog Ömer Yıldırım

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...