Felsefe hakkında her şey…

Genel Sistem Teorisi ve Sistem Kavramı

04.05.2020

İşlevselci yaklaşım, genel olarak Genel Sistem Teorisi’nin bir alt türü olarak kabul edilmektedir (Collins, 1988:54).

Genel sistem teorisinin kurucularından kabul edilen Spencer, astronomi, biyoloji ve psikoloji gibi çeşitli bilim dallarında aynı temel ilkenin geçerli olduğunu, varlıkların belirsiz, tutarsız bir homojenlik halinden belirli ve tutarlı bir heterojenliğe doğru evrildiğini belirtmiştir. Spencer’a göre bu evrimsel yasa, her tür sistemi anlamak için bir anahtardır (Collins, 1988:47).

Sistem teorisine önemli katkılarda bulunan Von Bertalanffy da Spencer’a benzer şekilde Genel Sistem Kuramı’nın özel türden sistemler için değil, genel olarak bütün sistemlere uygulanan evrensel ilkeleri içeren bir kuram olduğunu belirtmektedir.

Konusu bütün sistemler için geçerli olan birtakım ilkelerin türetilmesi ve formüle edilmesi olan Genel Sistem Teorisi, toplumsal bilimleri doğa bilimlerine indirgemeden doğa bilimleriyle toplumsal bilimleri bütünleştirmeyi, farklı bilim dalları arasında karşılıklı iletişim ve bilgi alışverişini artırmayı amaçlayan bir teoridir (Poloma, 1993:154-5). Von Bertalanffy, sistemlerin temel ilkeleri üzerinde çalışarak bu ilkeleri sadece fiziksel dünyaya değil, toplumsal ve kültürel dünyaya da uyarlanabilecek şekilde genişletmiştir (Collins, 1998:47). Bilimsel ilkelerin sadece fiziğin mekanik ilkelerinden oluşmaması gerektiğini, bilinç ve amaç gibi insani uygulamaları da içerecek şekilde genişletilmesi gerektiğini savunmuştur. Von Bertalanffy’a göre bu genişletme, sistem kavramının yeni ve genişletilmiş bir tanımını içeren Sibernetik teorisinin temel ilkelerinin kabul edilmesiyle mümkün olacaktır.

Sibernetik genel olarak kendi kendini kontrol edebilen karmaşık sistemler teorisi olarak tanımlanmaktadır.

Bu çerçevede en genel şekilde tanımlayacak olursak bir sistemin, birbirine bağlanan parçalara sahip olan bir bütün olduğunu söyleyebiliriz. Sistemin parçaları canlı ya da cansız olabilir, aralarındaki ilişki de somut veya soyut bir ilişki olabilir. Bu sistemin, yapısına bağlıdır. Örneğin biyolojik bir sistemin parçaları organlar olabilir, bu durumda bu parçalar arasında fiziksel bir bağlantı ve ilişki söz konusu olacaktır. Diğer taraftan örneğin bilgisayar da bir sistemdir, ama bu sistemi devreler, yani cansız parçalar meydana getirir ve bu parçalar arasındaki bağlantı elektrik akımıyla sağlanır. Bir sistemin parçaları duygular, düşünceler veya davranışlar da olabilir. Bu durumda parçalar arasında iletişim anlam işaretleriyle, simgelerle ya da kavramsal ilişkilerle kurulabilir.

Sistemler açık ya da kapalı olabilirler. Eğer bir sistemin parçaları sadece kendi çevreleriyle ilişkiye giriyor, daha geniş çevreyle ilişkiye girmiyorsa, bu sistem kapalı sistem olarak adlandırılır. Hem kendi çevreleriyle hem de daha geniş çevreyle ilişkiye giren parçalardan oluşan sistemler ise açık sistemler olarak adlandırılırlar (Collins, 1988:47-49). Kapalı sistemler kendisi dışındaki sistemlerden etkilenmezler ve dışarıdan herhangi bir kaynak almazlar. Açık sistemler ise kendi dışlarındaki sistemlerle ilişkiye girer, dışarıdan kaynak alır ve çevrelerinden etkilenirler.

Sistem, karşılıklı olarak birbiriyle ilişkili bir dizi parçadan oluşur. Örneğin bir ülkenin siyaset sistemini ele alırsak; bu sistemin parçaları arasında seçmenler, parlamento, hükümet ve siyasal partiler sayılabilir.

Kaynak: T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 3781, AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 2595

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...