Denis Diderot Kimdir?

felsefe Nedir

Denis Diderot (5 Ekim, 1713 – 31 Temmuz, 1784), Fransız yazar ve filozoftur. Fransa’nın Champagne ilinin Langres kasabasında doğan Diderot, Aydınlanma Çağı’nın en önemli kişiliklerinden biri ve ünlü Ansiklopedi’nin (1772) baş editörüdür.

Onun önderliğinde Aydınlanma döneminde Batı Avrupa’da ülkeler arasında çekişmeler olsa da bilgi akışı yeni aydınların toplumlara kazandırılmasını sağlamıştır. Ansiklopedi’nin 8-18 ciltleri, 1-7 ciltlerindeki bilgiler üzerine kiliseden aldığı tepki ile yasa dışı olarak olarak basılmış, Filozofça Düşünceler isimli yapıtı da mahkeme kararınca yakılmıştır.

Denis Diderot, 5 Ekim 1713 tarihinde Fransa’nın Champagne ilinin Langres kasabasında doğmuştur. Paris’te parlak bir öğrenim yaptıktan sonra, babasının bıçakçı dükkânının başına geçecek yerde, edebiyat mesleğine atıldı. Her konuyla ilgilendi ve romanda da, tiyatroda da, edebi eleştiride de aynı derecede yetenekli olduğunu gösterdi. Gazeteci ve sanat eleştirmeni oldu.

Edebiyat alanında da birçok katkısı bulunan Diderot’nun başlıca özelliği romanları şekil ve içeriğinin yanı sıra, felsefi olarak da incelemesiydi. Romantizm akımının öncüsü ve hümanist olan Diderot; zengin kiliseler kontrolünde bir endüstri olarak gördüğü Hıristiyanlık dinini reddetmiş ve birçok aşırı dincinin saldırılarına uğramıştır.

Aydınlanma Çağı’nın en önemli kişiliklerinden biridir. Denis diderot “yaygın olan düşünüş tarzını değiştirmek için kurulmuştur” dediği Ansiklopedi’yi, Aydınlanma’nın temel metni haline getirme uğraşısı veren en önemli düşünürlerdendir.

Edebiyat alanında da bir çok katkısı bulunan Diderot’nun başlıca özelliği romanları şekil ve içeriğinin yanı sıra, felsefi olarak da incelemesiydi. Romantizm akımının öncüsü ve humanist olan Diderot; zengin kiliseler kontrolünde bir endüstri olarak gördüğü Hıristiyanlık dinini reddetmiş ve bir çok aşırı dincinin saldırılarına uğramıştır.

Bütün bunların yanında Diderot, tiyatro alanında da birçok yenilik getirmiş, gerçeği ve toplumsal sorunları sahneye sokmaya çalışmış, kimilerince modern tiyatronun gerekçi ve toplumcu kolunun öncüsü sayılmıştır.

Bütün bunların yanında Diderot, tiyatro alanında da birçok yenilik getirmiş, gerçeği ve toplumsal sorunları sahneye sokmaya çalışmış, kimilerince modern tiyatronun gerekçi ve toplumcu kolunun öncüsü sayılmıştır. Diderot’un bir felsefe öğretisi yoktur. Eserleri arasında en kalıcı olanlar romanları ve özellikle de «Rameau’nun Yeğeni»dir. Diderot 1784 yılında Fransa’da ölmüş, Saint-Roche Kilisesi’ne gömülmüştür.

1713 yılında Fransa’da Langres şehrinde dünyaya gelen Denis Diderot Aydınlanma döneminin en önde gelen filozoflarındandır. Diderot gerek kişiliği gerek edebi gücü gerekse bilgi birikimiyle öne çıkmış büyük bir filozoftur. Eserleri mükemmel bir üslup, ufuk açıcı fikirler ve yoğun bir hümanizm barındırır. Ansiklopedinin baş editörü olan bu büyük adam doğduğu şehirde bulunan Cizvit kolejinde ilk eğitimini tamamlamıştır. Daha sonra Paris’e giden Diderot büyük bir olasılıkla burada bulunan Harcourt kolejine devam etmiştir. Paris Üniveristesinde Edebiyat eğitimi alan Diderot 1742 yılında Rousseau ile tanışmıştır.

1746 yılında dostu matematikçi d’Alembert ile birlikte ansiklopedinin editörlüğünü üstlenmiştir. Ansiklopedinin birçok maddesini kaleme alan filozof burada d’Alembert, d’Holbach gibi döneminin önemli simalarıyla işbirliği yapmış ve döneminin birçok bilgin kişisiyle fikir alışverişinde bulunmuştur. Bu kişiler arasında David Hume da bulunmaktadır. Diderot son derece çarpıcı bir üslup ve ustalıkla eserler kaleme almıştır. Felsefi diyalog ve roman tarzında olduğu kadar deneme tarzında da son derece önemli eserler vermiştir. Düşünceleri yüzünden kovuşturmalara uğrayan ve eserleri defalarca yasaklanan filozof yılmaz bir irade ve enerjiyle hayatının sonuna kadar eser vermeye devam etmiş ve insanlığı onurlandırmıştır.

D’Alembert’in ansiklopediden ayrılmasından sonra dahi yılmadan bu eseri oluşturmaya devam etmiştir. Rus Çariçesi 2. Katerina kendisine büyük önem vermiş ve onunla bağlantı kurmuştur. Nitekim Diderot’un ölümünden sonra Çariçe Diderot’un kızından onun kütüphanesini armağan olarak almıştır. 1784 yılında dostu ve çalışma arkadaşı d’Alembert’in ölümünden bir yıl sonra hayata gözlerini yummuştur.

Diderot birçok alanda dikkate değer ve özgün eserler vermiştir. Dilimize de pek çok eseri çevrilmiş olan Diderot’un bazı eserlerinin adları şunlardır: Körler Üstüne Mektup, Sağır ve Dilsizler Üstüne Mektup, Felsefe Konuşmaları, Aktörlük Üzerine Aykırı Düşünceler, Rahibe, Kaderci Jaques ve Efendisi, Resim Sanatı Üzerine Deneme, Filozofça Düşünceler, Rameau’nun Yeğeni, Piç, Bougainville’nin Seyahati.

Diderot özellikle İngiliz felsefesiyle ilişkiye geçmiş ve Locke, Hume gibi filozoflardan etkilenmiş ve onların bazı fikirlerini kendi anlayışı doğrultusunda işlemiş ve geliştirmiştir. Yine d’Holbach, Rousseau, Voltaire, Condillac gibi Fransız filozofları da onun düşüncelerinde etkili olmuşlardır. Diderot sanat konusunda da çok incelikli düşünce ve gözlemler yapmıştır. Resim sanatı ve tiyatro sanatı üzerine yazdığı eserlerin yanı sıra Paris’te ressamların eserlerini sergiledikleri Salon üzerine yedi deneme kaleme almıştır.

Tüm bunların yanı sıra müzik konusunda da ciddi bir birikime sahip olan Diderot özellikle bu konudaki birikimini Fransız besteci Rameau’nun yeğenini başkahraman yaptığı bir eserde sergilemiştir. Aydınlanmanın en önemli yayın organı olan ansiklopedinin ömrü boyunca editörlüğünü yapmış olan Diderot tıp, fizyoloji ve fizik alanındaki bilgisiyle de öne çıkmıştır. Deney ve gözlemi araştırmalarının temeli yapan ve metafizik ya da teolojik kurgulamaları felsefeden uzak tutmaya çalışan Diderot kendisinden sonra gerçekleştirilen birçok bilimsel keşfi önceden tahmin etmesiyle seçkin bir bilgin olduğunu kanıtlamıştır.

Ilımlı doğası, alçakgönüllü tavırları ve düzeyli ve saygılı üslubuyla kendisine karşı çıkanların bile hayranlığını kazanmış olan bu büyük düşünür düşüncesi ne olursa olsun aslında bir filozofun ne olması ve nasıl yaşayıp davranması gerektiğini gösteren bir örnek olarak anıtlaşmıştır. O kanımca Hume’un ünlü vecizesinin somutlaşmış hâlidir, yani ne savunursanız savunun (filozof olun) ama bütün felsefeniz içinde yine de insan kalın.

Konu Başlıkları

Konu Başlıkları

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*