Kültür Nedir?

Kültür kavramı, çoğunlukla, bir toplumun duyuş ve düşünü birliğini sağlayan bütün değerlerinin tümü olarak tanımlanır. Konuşma dilinde kullanılan anlamı da budur. Bu anlam gelenek, görenek, düşünü ve sanat değerleri gibi bir toplumun bütün değerlerini kapsar. Kısaca bilgi anlamını taşır, konuşma dilinde kültürlü adam demek bilgili adam demektir. felsefe diliyse bu bilginin köküne iner ve orada insanın kendi üretimiyle değiştirerek yeniden ve kendisine göre yaptığı yepyeni doğayı bulur. İnsan alet yapan (üreten N.) bir hayvandır hayvan aletsiz yaşayabildiği halde insan aletsiz yaşayamaz. Öyleyse "insan, doğayla değil kültürle bir bağlantı içindedir". Kültür, insanın belli bir ereğe göre meydana getirdiği üretimin tümüdür. İnsan doğayı üretirken kendi kendisini de üretir. Kültür, bütün bu üretimin toplamıdır ki ilkel doğanın karşısına yepyeni bir doğa, insansal bir doğa koyar. İnsan eylemsel gücüyle doğayı değiştirebilen tek varlıktır. İnsan doğayı üreterek kültürünü meydana getirmiştir. Yaşamak için zorunlu görevlerini doğadan ürettiği sayısız aletlere yükleyerek, içinde rahatça yaşayarak düşüncesini geliştireceği yepyeni bir doğa kurmuştur. Organlarının eksikliğini gidermiş, kanatları olmadığından uçak yapmıştır. Organlarının görevini (yeteneğini N.) aşmış, göremediği uzaklıkları dürbünle görmüştür. (ve teleskop, mikroskopla N.) Organlarının yükünü azaltmış, merdivenle çıkacağı yere asansörle çıkmıştır. Böylelikle insan, eylemsel çabasıyla ilkel doğadan sıyrılarak insansal bir doğa üretmiştir. Kültür, tarihsel bir olgudur ve insan faaliyetinin tüm özdeksel ve tinsel kazançlarını dile getirir. Tinsel kazançlar, temelde, özdeksel kazançlarla belirlenir. Ne var ki özdeksel kazançlar da tinsel kazançları etkiler ve geliştirir.



Metafizik ve idealist öğretiler kültürün seçkin insanların ürünü olduğunu ileri sürerler. Eytişimsel özdekçi öğreti olağanüstü yetenekli insanlara saygı duymakla birlikte kültürün tarihsel süreçte halk kütlelerince yaratılmış olduğunu vurgular. Pek çok bilimsel buluşlar insanların üretim faaliyetleri sürecinde beliren ihtiyaçlarına uygun olarak halk kütleleri tarafından ortaya konmuştur (kültür, birçok insan ve toplumun ürettiklerinin kuşaktan kuşağa geçerek ve birikerek kültürel kalıtımla oluşmuştur N.). Ne var ki sınıflı toplumun varlaşmasıyla kafa ve kol emekleri birbirinden ayrılmış ve kültür varlıklı sınıfların bir ayrıcalığı haline gelmiştir. Bu ayrıcalık geniş halk yığınlarının kültürel faaliyete katılmalarını sınırlandırmıştır. Kimi ideologların kültürü, halk yığınlarını küçümseme amacıyla, seçkinlere mal etmelerinin gerçek nedeni budur. Anlak ve yetenek (zeka ve kabiliyet) hiç de bir sınıf ayrıcalığı değildir, ne var ki gereği gibi gelişebilmek için elbette uygun özdeksel koşullara muhtaçtır. Bu özdeksel koşullar egemen sınıflarca ele geçirilmiştir. Buna rağmen geniş halk yığınları arasından da üstün anlaklı ve yetenekli insanlar yetişmiştir. Örneğin Newton’un, Lincoln’ün birer köylü çocukları olduğunu hatırlamak yeter. Kafa ve kol emekleri ayrımına son verilince yetenekli kişilerin sayısı günümüzdekilerle ölçülemeyecek oranda çoğalacak ve yeteneklerin niteliği serbestçe ve hızlı gelişme olanakları içinde bugünkülerle kıyaslanamayacak ölçüde yükselecektir.



Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); "Felsefe Sözlüğü" Orhan Hançerlioğlu