Kültürel Etkileşim Nedir?

felsefe Nedir

Bütün kültürler tarih boyunca birtakım alışverişlerle, etkilenmelerle melez özellik kazanırlar. Bir başka deyişle, her toplum genelde çok kültürlü bir yapıya sahip olagelmiştir.

Kültürel etkileşimin kökeninde göç olayı her zaman önemli rol oynamıştır. Bunun zorunlu ya da kendi isteğiyle olması çatışmaları da beraberinde getirir.

Örneğin büyük keşiflerden sonra, İngilizler, İspanyollar, Fransızlar sömürgeleştirdikleri ülkelere kendi istekleriyle göç etmişler, buralara yerleşmişler ve zaman içinde sanki yerlisi olmuşlardır. Buna karşılık, Afrikalılar, Amerika’ya zorla köle olarak götürülmüşlerdir.

Her iki durumda da göçler, hem yeni bir kültürü keşfetmeyi sağlamış, hem o kültür içinde hor görülmeyi ve ezilmeyi de beraberinde getirmiştir. Örneğin Yeni Dünyaya göç eden İngilizler atalarına karşı ayaklanarak ve savaşarak ABD’nin bağımsızlığını kazanmakta başrol oynamışlar ve orada egemenlik kurmuşlardır. Ama kültürlerin bu buluşmasından, örneğin yerli Amerikalılarla sömürgeci Avrupalıların karşılaşmasından ağır sonuçlar da ortaya çıkmıştır: Yerli halk direnmiş ama katliama uğramıştır. Buna rağmen etkileşim birçok alanda şaşırtıcı tarzda gerçekleşmiştir. Örneğin Yeni Dünyada, tahıl, asma ve zeytin yoktur, Avrupalılar getirmiştir. Buna karşılık mısır, patates Amerika kaynaklıdır.

Bugün bilimsel araştırmalar göstermektedir ki, bir kültür- uygarlığın oluşması için öncelikli olarak bir kentin varlığı, belli bir iş emek ve çabanın gerçekleştirilmesi, bir üretim olayına ulaşılması, bir yönetim sisteminin oluşturulması (devlet, kent yönetimi) ön koşuldur. Bunu komşu ülke ve kentlerle ticaret ilişkileri, yazı ve dil dolaşımı, bilimsel bilgilerin gelişmesi, sanatsal, dinsel anıt vb. eserlerin yapımı izler. Haliyle uygarlıklar arasındaki etkileşimler kaçınılmazdır. Tarih, uygarlıklar, kültürler arasındaki etkileşimlerin aynı zamanda şiddetli bir çatışma alanı oluşturduğunu gösterir. Bu nedenle uygarlıkların doğuşu, yükselişleri ve yok oluşları gerçekleşmiştir.

Kültürü daha da geniş içerikli olarak düşünürsek, (sanat, edebiyat, bilim ama aynı zamanda davranışlar, değerler, nesneler, günlük hayatın akışı), kültürel etkileşimlerin uzun vadede yerleşik özellik kazandığını görürüz. Ve bu değişimin de sosyal, siyasal ve ekonomik bir çerçevede yer aldığını fark ederiz. Örneğin Fransız denizaşırı departmanlarında yerli halk Afrikalı olmasına rağmen Fransız yurttaşıdırlar. Ama bu demek değildir ki onlar saf Fransız kültürüne sahiptirler. Hem yaşadıkları toprakların kültürü, hem Fransız kültürüyle melez bir kültürlenme söz konusudur.

Bir başka örnek, Osmanlıların Fars kültürünün etkisi altında kalmaları, hatta onu benimsemeleridir. Bunun sonucunda Farsça, edebiyat sanat dili olarak Osmanlı topraklarına girmiştir. İtalya’da gelişen ve tüm Avrupa’yı saran Rönesans etkisi de benzer bir örnektir. Ama unutmamak gerekir ki bu etkileşim otomatik değildir kendiliğinden olmamaktadır. Mutlaka etkileyici olayların ve aktörlerin olması gerekir. Örneğin Farsçayı çok iyi bilen Osmanlı şairleri gibi.

Bir kültür içinde yaşayan toplulukların kendi kültürleri içindeki farklı kültürlerin inançlarından, adetlerinden, hayat tarzlarından etkilenmemesi şaşırtıcı olurdu. Her ne kadar çatışmalar bazen şiddetli gerçekleşse de, hiçbir kültür, etkileşimden, değişimden ve çekişmelerden kendisini koruyamaz. Örneğin Osmanlılarla büyük azınlıklar (Rum, Ermeni, Yahudi) yan yana yüzyıllarca yaşamışlardır.

Kültürün değişik yönlerden gelen etkilere kapalı olduğu, değiştirilemez bir bütün oluşturduğu düşünülemez. Yine bugün içinde yer aldığımız küreselleşme aynı zamanda her tür kültürel iletişimdir. Dünya nüfusunun büyük bir kısmı, hem kendi kültürlerinden uzaklaşmakta hem kendi kültürlerine sarılma gereksinimi duymakta, hem gelişmiş ülke kültürlerine hayranlık duymakta, hem de kültürel çeşitliliğin çelişkilerini yaşamakta ve gerektiğinde sert tepkiler de göstermektedir. Dünyayı kuşatan geniş bir enformasyon sisteminin varlığı, bireyi yeni kültürlere duyarlı kılmaktadır. Buna dünya sanayi markalarının her yerde kök salmasını, dünya dans türlerinin her yerde zevkle yapıldığını örnek gösterebileceğimiz gibi, insanların dünya çevre sorunlarına ve küresel ısınma sorunlarına olan duyarlılıklarını, eylemlerini, paylaşımlarını da örnek gösterebiliriz. Bu haberleşme sistemi aynı zamanda medeniyetler arası diyalogların başlamasına da olanak hazırlamaktadır. Yine, yerel kültürlerin modern iletişim teknolojileri sayesinde tanınmaya ve keşfedilmeye başladığını görüyoruz. Uzak Doğu sanatları ya da müziği, hatta yemekleri ve giyim tarzları, her yerde ilgi odağı olmuştur. Bunun tersi de olasıdır. O halde, UNESCO’nun resmi diliyle “dünya kültürünün bir belleği” vardır.

Kaynak: T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2299, AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1296

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*