Kitle Kültürü Nedir?

felsefe Nedir

Çoğu zaman olumsuz bazen de olumlu anlamlar yüklenerek açıklanan kitle kavramı, düzensiz insan topluluklarını, kalabalığı, geçici birliktelikleri, dayanışmacılığı, bir güç olma halini ifade etmektedir. Halk kavramından farklı bir içerikle kullanılan kitle, kendine özgü bir toplum modeli (kitle toplumu) ve kültür kalıbına (kitle kültürü) sahiptir.

Diğer kültür biçimlerinden farklı bir kültürü işaret eden kitle toplumu ise değişik vasıflarla tanımlanmaktadır. Kitlenin olumsuzlanması daha çok onun ‘kalabalık’ oluşuyla ilgilidir. Kuru kalabalık olarak nitelenen kitle, kültürel düzey anlamında da aşağılarda görülmektedir. Bunun aksine kitleyi olumlayan görüşler, kitlenin bir gücü temsil ettiğine, belli amaçlar için bir dayanışma gerçekleştirdiğine vurgu yapmaktadır.

Kitle psikolojisi üzerine çalışan Le Bon (1974: 13), kitleyi basit ve alelade manasıyla milliyetleri, meslekleri, cinsiyetleri bir araya toplayan rastgele bir topluluk olarak tanımlar. Ortega y Gasset için (2010: 42) kitle alelade kişilerdir, vasat insandır; yani özel nitelik kazanmamış kişilerin toplamı’dır. Kitlelerin meydana getirdiği kitle toplumu ise “halkın pasif, ilgisiz ve atomize bir şekilde çoğaldığı, geleneksel sadakat, bağ ve ortaklıkların ya gevşediği ya da tamamen çözüldüğü açık ve seçik çıkar ve görüşleri temsil eden tutarlı grupların yok olduğu ve içindeki insanların tıpkı tükettikleri ürün, eğlence ve değerler gibi kitlesel şekilde üretilen birer tüketici hâline geldikleri, görece rahat, yarı-refah, yarı-polis toplumu olarak nitelendirilmektedir” (Çağan, 2003: 63).

Kitle toplumunda hâkim kültürlerden biri olan kitle kültürü sanayi devriminden sonra oluşan modern kapitalist toplum ile eşleştirilmekte ve arka planında “iş bölümünün gelişmesi, büyük çaplı fabrika örgütlenmesi ve meta üretimi, nüfusun kentlerde yoğunlaş-ması, kentlerin büyümesi, karar alma sürecinin merkezileşmesi, daha karmaşık ve evrensel iletişim sistemleri ve siyasal sürecin oy hakkına dayandırılması, işçi sınıfının (proletarya) ve siyasal hareketlerin büyümesi gibi” (Yelken, 1999: 185) olguların yer aldığı söylenmektedir. Erdoğan’a göre (2004: 8), kitle kültürü, kitle üretimi yapan bir endüstriyel yapının yarattığı maddi yaşamı gerçekleştirme ve bu gerçekleştirmenin materyal ve bilişsel/düşünsel biçimi-dir.

Özensel (2011: 264), liberal yaklaşımlarda kitle kültürünün, demokratikleşmenin bir göstergesi olarak değerlendirildiğini belirtmektedir. Liberal yaklaşıma göre kapitalizmin sunduğu imkânlar, bir yandan eğitim seviyesini arttırırken diğer yandan da daha önce yal-nızca yüksek kültüre ait olan ve onların yararlanabildiği ürünleri ucuza piyasaya sunarak da-ha fazla kesimin bu ürünlere ulaşmasına imkân sağlamıştır. Geniş kitlelerine ulaşan bu im-kânlar toplumda demokratikleşmeyi gerçekleşmiştir. “Böylelikle, toplumsal yaşamın düzeyi çoğulcu toplumda, geniş halk kitlelerinin insanlık tarihinde ilk kez demokratik bir kitle kül-türüne kavuşmalarından ötürü, yoksullaşmak şöyle dursun, tam tersine zenginleşmektedir” (Swingewood, 1996: 43). Kısaca bu yaklaşım, kitle toplumlarını modern çağın demokratik yollardan erişilmiş bir mutabakatı olarak görür.

Kitle kültürü, Frankfurt Okulu ve Marksist sosyoloji tarafından eleştirilmektedir. Horkheimer, kitle kültürünü tüketimcilikle birlikte ele alır; metalaşma ve şeyleşme bağlamında kitle kültürünü yorumlar. Bir anlamda ‘kültür endüstrisi’nin bir biçimidir kitle kültürü. Kitle kültürünü bir tür ‘ayaktakımı kültürü’ şeklinde tanımlayıp olumsuzlayan Hilmi Yavuz’a göre (1987: 99)“kitle kültürü, insanın bu etkin ve bilinçli yaşam pratiklerini, bireysel değil kollektif, etkin değil edilgin, bilinçli değil bilinç-dışı birer faaliyet durumuna getiriyor. Sanat başta olmak üzere eğlenme, dinlenme gibi bütün yaşam pratiklerini etkin ve dönüştürücü bir üretim ve yeniden-üretim olarak alan bireye bu faaliyetlerin tümü, önceden belirlenmiş bir düzenleme olarak sunulmaya başlıyor. Kısaca, kitle kültürü, bireyi etkin ve bilinçli bir üreticiden, bilinç-dışının ve edilginliğin ağır bastığı bir tüketiciye dönüştürüyor.”

Farklı yaklaşımlara muhatap olan kitle kültürü, özellikle kitle iletişim araçlarının, sosyal medyanın hızla geliştiği bir dönemde daha fazla gündemde kalabilmekte, popüler kültür, tüketim kültürü, kültür endüstrisi tartışmalarının içinde kendini bulmaktadır. Küreselleşmenin oluşturduğu küresel pazar ve piyasada kitle kültürü inanılmaz bir şekilde rağbet görebilmektedir. Bir tüketim aktörü olarak kurgulanan kitle, popüler kültür imajlarını, sembollerini ve ürünlerini yoğun bir şekilde tüketebilmektedir. Bununla birlikte gündelik hayat kültürlerinin iyi bir açıklayıcısı olma özelliği de göstermektedir. Gündelik hayat kültürlerinin mecrasını kısmen kitle kültürü belirlemektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*