Felsefe hakkında her şey…

Ghosting felsefesi: Çıktığın birisini hayaletlemenin (ghosting) etiği…

20.04.2024
100
Ghosting felsefesi: Çıktığın birisini hayaletlemenin (ghosting) etiği…

Ghosting sözcüğü özellikle bilişim ağının gelişmesiyle birlikte sözlüklere gireli yalnızca birkaç yıl oldu. Hayaletleme olarak Türkçeye çevirebileceğimiz ghosting terimi, ilişkilerde karşı tarafın iletişim kurma çabalarına karşılık vermeme, onu yok sayma, görmezden gelme ve böylece ilişkiyi tek taraflı olarak bitirme yoluna girme gibi tavırlara verilen bir ad olarak karşımıza çıkıyor.

Büyükannenize bir erkeği hiç hayaletleyip hayaletlemediğini sorsanız, muhtemelen size tuhaf gözlerle bakacaktır. Ghosting modern bir fenomen gibi görünse de aslında ilişkilerde birini terk edişler ne kadar eskiye dayanıyorsa hayaletleme de o kadar eskidir. Bugün Tuba mesajlarınıza cevap vermiyordur; fakat 16. yüzyılda yaşamış olan Alp da kendisine gelen mektuplara geri dönmüyordu ve aynı şekilde Babilli taş ustası Sibi kendisi için oldukça zor olan bir konuşmadan kaçınmak için köyünü terk etmişti. Özetle, hayaletlemenin birkaç yıldan çok öncelere dayanan bir geçmişi vardır.

Yöntemler değişmiş olsa da çıkmaz aynı kalıyor: Tatsız bir konuşmadan kaçınmak, birini yüzüstü bırakmak, tüm bağları koparmak ve susmak doğru mudur?

Bu konuda muhataplara etik rehberlik sağlamak için, elimizde kapsamlı bir felsefi literatürü var. Dinî buyruklara ve ahlak felsefesine sahibiz. Aramızda günlük yazanlarımız, şairlerimiz ve parktaki bankta oturan tecrübeli bilge insanlarımız var.

Burada ghosting’in felsefesi için görüşlerini ele alacağımız düşünürler Immanuel Kant ve Nicole Dular. Kant’ı tercih etmemizin nedeni, hayaletlemenin kabalık ve düzenbazlık arasında tehlikeli bir çizgide gidip gelmesi ve Kant’ın her ikisi hakkında da söyleyecek çok şeyinin olmasıdır. Dular ise ghosting‘in ne olduğunu bilen ve bunun herkes için aynı anlama gelmediğini ve herkese aynı etkide bulunmayacağını savunan modern bir filozof. Her ikisinin de kendine göre haklı yönleri olsa da bugün bu tartışmada birisi galip gelecek…

Immanuel Kant: Hayalet olmak ister miydin?

“Öyle davran ki davranışın temelindeki ilke, tüm insanlar için geçerli olan evrensel ilke veya yasa olsun.”

Bu şiar Kant’ın ödev ahlakı anlayışının temelini oluşturur. Bir eylem; çıkar veya beklenti içerisinde yapılmışsa bu eylem, koşullu eylemdir ve ahlaki değildir. Fakat bir eylem, ödev duygusu içerisinde, hiçbir çıkar veya beklenti içerisine girmeden koşulsuz buyruk ile yapılmış ise ahlakidir. Burada konuyla ilgili olarak ele alacağımız soru, “Ya herkes böyle davransaydı, ne olurdu?” sorusudur. Ya herkes hayaletlemek, hayalet olmak isterse ne olacak?

Bu durum herkesin isteyebileceği bir şey değildir. Dahası, eğer herkes bir anda ve hiç düşünmeden hayaletleşirse bu durum insanların anlamlı ilişkiler kurma ihtimalini de azaltacaktır.

Kant’ın kategorik buyruğuna göre, ghosting yanlıştır; çünkü hayaletleyenlerin olduğu bir dünyada insanlar hayatlarını kökten iyileştirebilecek değerli bilgilerden mahrum kalırlar. Örneğin ghosting’e maruz kalan insanlar neden terk edildiklerini asla öğrenemezler ve dolayısıyla bu durumda eğer kendilerinde bir sorun varsa bunu düzeltecek fırsatları da olmaz.

Nicole Dular: Hayaletleme kadınlar için bir öz savunma biçimidir

Kant daha çok soyut, idealize edilmiş, teorik ilkeler üzerinde durmuştur. Ancak gerçek hayattaki ilişkilerin idealize edilmiş ilkelerle bağlantısını kurmak güçtür. Bu ilkeler dağınık, değişken ve birçok yönden belirsiz yapıya sahiptir. Dahası, her ilişki kendine özgüdür, ilişkinin tarafları da benzersizdir. Bu nedenle ilişkinin ilkelerini nasıl evrenselleştirebileceğimizi kestirmek zordur.

Nicole Dular kadınların erkekleri açıkça reddetmesinin genellikle kadın düşmanlığına evrilebildiğini ve bu nedenle hayaletlemenin kadın düşmanlığını engellemek için önleyici bir tedbir olduğunu savunuyor.

Dular, bir kadının bir erkeği reddettiğinde genellikle üç olumsuz durumla karşılaştığını öne sürüyor: eleştirilme (“Hata yapıyorsun!”), suçluluk duygusu (“Kalbimi kırıyorsun!”) ve aşağılanma (“Sen zaten çirkin bir sürtüğün tekisin!”).

Bu bağlamda Dular’a göre hayaletlemek zararı en aza indirir, kadın düşmanı şiddetin önüne geçer ve bu nedenle, çoğu zaman iyidir.

Herhangi bir eylemde bulunurken, “Alternatifi daha iyi mi?” diye sormak akıllıca bir sorudur. İşte burada Dular ve Kant arasındaki farkı buluyoruz. Kant için alternatif daha iyidir; açık ve dürüst bir ret yemek zor olabilir; ancak bu en azından karşıdaki insana saygı duyulduğunu gösterir ve onun bu kararla başa çıkabileceğini düşünerek bir güven duygusu yaratır. Aksine hayaletlemeyle evet kadın düşmanlığıyla mücadele edilebilecek olsa dahi bu aynı zamanda ilişkilerin anlamsal dokusunu parçalayacaktır; zira ghosting, insanları dürüstçe yapılacak değerlendirmelerden ve her türlü sondan mahrum bırakıyor; çünkü bir son vadetmiyor ve ifade etmiyor.

Dular, ilişkilerin soyut olarak ele alınamayacağı konusunda da haklı gibi. Eğer kadın düşmanı bir misillemeden korkuluyorsa, evet, belki de hayaletlemek iyidir. Bu hem bir tür kendini savunma eylemi hem de erkeklerin reddedilen bir kadını taciz etme “hakkına” sahip olduğunu dikte eden kültürel altyapıya meydan okumadır. Ancak kişi sadece hoş olmayan konuşmalardan kaçınmak için ya da neden olduğu üzüntüye tanık olmak istemediğiden ghosting‘e  başvuruyorsa o zaman belki de hayaletlemek için Dular’ın önerisi en iyi öneri değildir. Bu durumda Kant’ın insanlara ve insan ilişkilerine duyduğu saygının öne çıkarılması gerekir.

 


Bu makale Sosyolog Ömer Yıldırım tarafından www.felsefe.gen.tr için, Jonny Thomson’ın “Everyday Philosophy: ‘Is it OK to ghost the people you date?’” isimli makalesinden Türkçeye çevrilip derlenerek hazırlanmıştır. Alıntılanması durumunda kaynak gösterilmesi, ahlaklıca olanıdır.

Çeviri ve Derleme: Sosyolog Ömer YILDIRIM

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...