Kültür – Dil İlişkisi

felsefe Nedir

Dil, duygunun, düşüncenin, bakış açılarının, yaşam biçimlerinin en genel anlamıyla bireylerin sahip olduğu hayat tarzlarının belli bir cisme bürünerek görünürlük kazanmasını sağlayan önemli bir araçtır. Bu nedenle dil için kültür bir ihtiyaçtır.

Bir milletin tarihi, değer ölçüleri, folkloru, müziği, edebiyatı, bilimsel birikimi, dünya görüşü o milletin kültürünün birer parçasıdır. Bütün bu ortak değerler dil aracılığıyla gelecek kuşaklara aktarılır. Sözlü ve yazılı kültür ürünleri dil aracılığı ile nesilden nesile aktarıldığından kültür de dile muhtaçtır. Dildeki kültürel boyutları, deyimlerde, atasözlerinde, türkü ve şarkılarda edebî eserlerde de görürüz. Örneğin, “Açık yaraya tuz ekilmez”, “Dokuz ölç, bir biç” gibi atasözlerinin toplumun deneyim ve gözlemlerini aktarma işlevleri vardır. Milletler ancak dilleri ve kültürleri sayesinde varlıklarını koruyabilirler.

“Bir ülkenin yönetimini ele alsaydım, yapacağım ilk iş, hiç kuşkusuz dilini gözden geçirmek olurdu. Çünkü dil kusurlu ise, sözcükler düşünceyi iyi ifade edemez. Düşünce iyi ifade edilemezse, görevler ve hizmetler gereği gibi yapılamaz. Görev ve hizmetin gerektiği şekilde yapılamadığı yerlerde âdet, kural ve kültür bozulur. Âdet, kural ve kültür bozulursa adalet yanlış yollara sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez. İşte bunun içindir ki, hiçbir şey dil kadar önemli değildir.” Konfüçyüs

Dilini ve kültürünü korumasını beceremeyen milletlerin yeryüzü arenasında uzun süre kalamayacağı tartışma götürmez bir gerçektir çünkü diline sahip çıkmak bir bakıma kültüründen haberdar olmaktır.

Kaynak: MEB HAYAT BOYU ÖĞRENME GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI AÇIK ÖĞRETİM OKULLARI, Sosyoloji 1 kitabı.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*