Felsefe hakkında her şey…

Pozitivizm nedir? Olguculuk

Pozitivizm nedir? Olguculuk

Pozitivizm modern bilimi temel alan ve bilim dışı her türlü spekülasyonu reddeden bir felsefe akımıdır. Olgularla desteklenen ya da olgularla ilgili verilere dayanan bilginin, tek sağlam bilgi türü olduğu görüşüne de pozitivizm denilmektedir.

Pozitivizme göre, dış dünyayı yalnızca “duyu deneyi” yoluyla bilebiliriz. İnsan için önemli olan, bu duyu deneyi ile gözlemleyebildiğimiz olguları ve bu olguların arasında var olan değişmez ilişkileri araştırmak ve ortaya koymaktır. Bu bağlamda diyebiliriz ki pozitivizm için akıl doğanın işleyiş yasalarını bulmakla yükümlüdür.

Genel çizgileriyle pozitivizm, deney konusu edilebilecek olgularla ilgili, yani en geniş anlamıyla “bilimsel bilgi”nin sağlam bilgi olduğunu vurgular. Bunun dışında, pozitivistlerin çoğu mantık ve matematik gibi bilgi türlerinin varlığını kabul eder; ama bunların içeriksiz olduğunu ileri sürerler. Pozitivistlerin, en temel özelliği ise geleneksel felsefe görüşlerini, olumsuz bir anlam yüküyle “metafizik” olarak niteleyerek bunlara karşı çıkmalarıdır.

Rönesans’la başlayan ve 18. yüzyıl Aydınlanma Çağı ile devam eden süreç 19. yüzyılda pozitivizm akımını ortaya çıkarmıştır. İnsan bu çağda kalıplardan kurtulmuş, aklın özgürleşme yolu açılmıştır. Olguculuk ya da Pozitivizm tarihsel olarak, Avrupa’da Aydınlanma’nın ve Yeni Çağ bilimlerindeki önemli gelişmelerin bir sonucudur.

Pozitivizm terimini ilk kullanan kişi, Sosyolog Saint Simon’dur. Bu anlayışı geliştirip sistemleştiren kişi ise Sosyolog Auguste Comte’tur. Comte’un asıl amacı, toplum olaylarını bilimsel yönetmelerle inceleyerek topluma yeni bir şekil, yeni bir yön vermektir. Bunun için sosyolojiyi bilim olarak kurmuştur. Sosyolojiye fizik ve matematiğin yöntemlerini uygulamaya çalışmıştır. Bu bakımdan pozitivizm, deneyci felsefenin bir türüdür.

Comte, fiziğin yöntemi ile olgular dünyasının doğru olarak bilmenin mümkün olduğuna inanır. Olguların bilgisi olayların özünü ve gerçek nedenini vermez. Ama olayları idare eden kanunları verir. Bu kanunlarla, gelecek hakkında öngörüde bulunuruz.

Comte’a göre bilim olgulara dayanmalıdır. İnsan kafasının soyutlanmalarından doğmuş olan metafizik, deney ve bundan ötürü de bilgi alanımızın dışındadır, nesnelerin kendilikleri de bilinemez.

Comte’a göre insanlık tarihinin üç aşamalı zihinsel gelişiminde her aşama bir öncekine göre daha ileri ve gelişmiştir. İnsanlık başlangıçta açıklamaların doğa ötesi göçlere göre yapıldığı dinsel bir aşamadır. İzleyen metafizik aşamada açıklamalar gene olgulardan uzak bazı kavramlara dayandırılır. Üçüncü aşamada ise, insanlar doğru bilginin gerektirdiği gibi, açıklamak istedikleri olguları gene bu olgulardan elde ettikleri verilere dayandırmayı öğrenirler; işte bu sonuncusu pozitivizmin hüküm sürdüğü pozitif aşamadır. Comte bu süreci bir insanın çocukluktan yetişkinliği geçiş aşamalarına benzetir.

İlgili konu: Üç hâl yasası nedir?

POZİTİVİZM ve VİYANA ÇEVRESİ

Pozitivizm’de teoloji ve metafizik içermeyen, sadece fiziksel veya maddi dünyanın gerçeklerine dayanan bir bilim anlayışı vardır.

Pozitivizm Auguste Comte’un 19. yüzyılda ortaya attığı düşüncedir. Mantıksal pozitivizm ise 1920’de Viyana Çevresi tarafından kurulmuştur.

Yapısal antrolopologlar Edmund Leach 1966 Henry Myers derslerinde pozitivizmi şu şekilde tanımlamıştır:

“Pozitivizm ciddi bilimsel sorgunun, bir dış kaynaktan gelen nihai sebepleri aramayan ama direkt gözleme açık olan gerçekler arasındaki ilişkilerle sınırlı olmasını söyleyen görüştür. Pozitivizm aynı zamanda hukuki pozitivizm adı verilen hukuk görüşünün de ismidir. Doğa yasalarına ters olarak hukuki sistemlerin evrimsel yollarla bağımsız olarak tanımlanabileceğini öne sürer. Hukuki pozitivizm, bazen kanunlara içeriği ne olursa olsun uyulmalıdır şeklinde de anlaşılmıştır. Carlos Nino bu iki anlayışın ilkine ‘metodolojik’ ikincisine ise ‘ideolojik’ ismini vererek ayırmış ve sadece ilkinin felsefi olarak savunulabilir olduğunu öne sürmüştür.”

POZİTİVİST BİLİM ANLAYIŞI

Fransız düşünürü Auguste Comte’a göre, bilim, olgulara dayanmalıdır. İnsan kafasının soyutlamalarından doğmuş olan metafizik; deney ve bilgi alanımızın dışındadır; nesnelerin kendilikleri (kökeni, nedeni, asıl yapısı, özü) de bilinemez.

Bilim, bu gerçek dışıyla bu bilinemezliğin arasındaki alanda, sadece duyumlarımızla algıladığımız deney ve gözlemlerin konusu olan olgularla uğraşabilir. Daha açık bir deyişle, gözlerimizin önünde olup biten olgular ne ruh ne de özdekle açıklanabilirler; onlar ancak başka olgularla açıklanabilirler.

Bilimler, yalın oldukları oranda pozitif kalmışlardır. Nitekim bilimlerin en yalını olan matematik yüzyıllardan beri ilk biçimiyle sürüp gelmiş ve “üç kere üçün on etmesi için Tanrı’ya yalvaracak hiç bir sağduyulu kişi çıkmamıştır”. Buna karşı astronomi, karmaşıklığı yüzünden, üç halin üçünü de geçirmiştir. En karmaşık bilim olan sosyoloji ise henüz metafizik çağını aşamamış durumdadır, onu pozitif hale olguculuk getirecektir.

“Tarihsel olaylar, biyolojik olaylardaki zorunluluğun aynı olan bir zorunlulukla birbirlerini doğururlar.”

Pozitif bilimden (müspet ilim, olgucu bilim) başka bilim yoktur. İnsanlığa hiçbir insanüstü varlığa dayanmayan ve insan sevgisinden doğan yeni bir insanlık dini gereklidir. Bu din, pozitif nedenlerin üstüne kurulmalı, teolojiye olduğu kadar metafiziğe de sırt çevirmelidir.

İnsanlık dini, nereden geldiğimizi ve nereye gideceğimizi düşünmeden, kısa hayatımızı daha yaşanılır bir hale (pozitif hale) koyacaktır. Buysa birbirimizi sevmekle, birbirimiz için yaşamakla gerçekleşecektir.

“İnsanlığı, bir insanı sevdiğiniz gibi seviniz…”

İlgili konular:

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 3. Sınıf “Çağdaş Felsefe Tarihi” Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Defne dedi ki:

    Bu ne abiii ben bunu sununmumda nasıl kullanıcamyaaa

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...