Etnometodoloji Nedir?

felsefe Nedir

Etnometodoloji, Garfinkel tarafından geliştirilen ve fenomenolojik düşüncelerin empirik araştırmalara uygulanmasını içeren bir yaklaşımdır.

Diğer sosyolojik yaklaşımlara oranla nispeten yeni bir sosyolojik yaklaşım olan etnometodoloji, Alfred Schutz’un ve Talcott Parsons’ın (Coulon, 2010:11) çalışmalarına dayanılarak Harold Garfinkel tarafından geliştirilmiş olan ve genel olarak fenomenolojik düşüncelerin araştırmalara uygulanmasını içeren bir yaklaşımdır (Haralambos ve Holborn, 1995:899).

Etnometodoloji terimini ilk olarak 1950’lerde kullanan Garfinkel’in 1967 yılında yayınladığı “Etnometodolojide çalışmalar” adlı kitabı ile etnometodolojiyi sosyolojinin bir alt dalı olarak kurduğu kabul edilmektedir (Kuper ve Kuper, 2004:322).

Etnometodoloji, en basit şekilde “İnsanların toplumsal düzenleri üretmek için kullandıkları yöntemlerin incelenmesi” (Rawls, 2003: 123) olarak tanımlanabilir. Başka bir şekilde tanımlayacak olursak etnometodoloji “İnsanların gerçeklik duygusunu nasıl yarattıklarını, sürdürdüklerini ve değiştirdiklerini açıklamaya yardımcı olabilecek kavramlar ve ilkeler geliştirmektir” (Turner, 1991:4).

Etnometodoloji mikro yapılarla da makro yapılarla da ilgilenmez, insan davranışını açıklamaya çalışmaz, bunun yerine diğer sosyolojik yaklaşımlardan oldukça farklı bir şekilde insanların hem mikro hem de makro yapılara anlam vermek için kullandıkları yöntemleri betimlemeye çalışır (Ritzer, 2003:154).

Bununla birlikte, etnometodoloji kendi başına bir yöntem olarak görülmemelidir. Etnometodoloji, önceki sosyoloji terorilerinin ortaya koydukları problemleri çözmeye yarayacak bir yöntem değildir. Diğer sosyolojik yaklaşımların çoğunun problem olarak ele aldığı konulardan çok daha farklı konulara odaklanan ve bu konuları incelemek için bazen diğer yaklaşımların kullandıkları yöntemleri, bazen de farklı yöntemleri kullanan teorik bir bakış açısıdır (Wallace ve Wolf, 1999:261).

İnsanların kendi toplumsal dünyalarını anlamlandırmak için kullandıkları yöntemlerin incelenmesi anlamına gelen etnometodoloji, oldukça sıradan görünen durum ve olayların ayrıntılı “etnografi”lerini üreterek gündelik yaşamdaki rutinlerin ve sosyal karşılaşmaların arkasındaki kuralları ve arka plan bilgisini ortaya çıkarmaya çalışır (Slattery, 1991:111).

Kısacası etnometodoloji, kökleri fenomenolojide olan, insanların sıradan gündelik yaşamda kullandıkları bazı yöntemlerle toplumsal düzeni ürettikleri varsayımına dayanan ve bu yöntemleri inceleyerek hem gündelik yaşamın ilk anda görünmeyen kurallarını hem de insanların toplumsal düzeni nasıl üretip anlamlandırdıklarını ortaya çıkarmaya çalışan teorik bir yaklaşımdır.

Fenomenolojik sosyoloji gibi etnometodoloji de toplumsal düzeni bireylerin deneyimleri sonucunda kurulan bir düzen olarak görür, ama fenomenolojik sosyoloji bu düzenin ortak sağduyu bilgisinin bir sonucu olduğunu savunurken etnometodoloji sağduyu bilgisinin kendisinin de sabit olmadığını, sürekli olarak yeniden yaratılan bir bilgi olduğunu ileri sürer (Craib, 1992:102).

Etnometodoloji, köklerinin dayandığı fenomenolojinin ve fenomenolojik sosyolojinin pozitivizm eleştirilerini paylaşır. Etnometodoloji, dışarıda bir yerde duran, bireylerin eylem ve etkinliklerinden bağımsız bir şekilde var olan bir toplumsal gerçeklik anlayışını reddeder (Wallace ve Wolf, 1999:262). Benzer bir şekilde etnometodolojiye göre gerçekte bir toplumsal düzen de yoktur, toplumun üyeleri bir düzen algıladıkları için toplumsal düzen varmış gibi görünür. Diğer bir deyişle toplumsal düzen, bu toplumun üyeleri tarafından yaratılmış olan kullanışlı bir kurgudan ibarettir (Haralambos ve Holborn, 1995:899).

Bu temel düşünce nedeniyle etnometodologlar geleneksel sosyolojiyi, üyelerin toplumsal becerilerini ve toplumsal gerçekliğin onlar tarafından kurgulandığını fark etmemekle eleştirmektedir (Slattery, 1991:111, 113). Eğer etnometodolojiye göre dışarıda var olan bir toplumsal gerçeklik yoksa o halde toplumu bir arada tutan şey nedir? Etnometodologlara göre toplumu bir arada tutan şey, gündelik yaşamın gerçekliğidir, yani görüş birlikleri, karşılıklı beklentiler ve özellikle de gündelik yaşamın rutinleri ve sağduyu arkasındaki paylaşılan anlamlardır (Slattery, 1991:111).

Temel amacı gündelik yaşamın örtülü kurallarını ve planlı doğasını ortaya koymak olan etnometodolojinin gündelik yaşama odaklanması ve gündelik yaşam faaliyetlerini kendi başlarına fenomenler olarak ele alması, etnometodolojiyi diğer sosyoloji teorilerinden ayıran en önemli özelliklerden biri olarak görülmektedir (Swingewood, 1998:321).

Garfinkel’e ve çoğu diğer etnometodologa göre insanların içinde yaşadıkları dünyayı anlamlandırmak, hatta yaratmak için kullandıkları temel araç dil ve konuşma etkinliğidir (Slattery, 1991:112). Bu düşünceye dayanarak Harvey Sacks, Emanuel Schegloff ve Gail Jefferson, daha sonra iletişimsel eylemler üzerinde çalışmış ve etnometodolojik çalışmalarda ayrı bir alan olarak kabul edilen ve konuşma analizi olarak adlandırılan alanı geliştirmişlerdir (Kuper ve Kuper, 2004:322).

Etnometodolojinin kurucusu kabul edilen Harold Garfinkel, Schutz’un düşüncelerini analiz etmiş ve geliştirmeye çalışmıştır. Garfinkel, sosyologlarının çoğunun gözlemlenen olguyu güçlü bir şekilde etkileyen toplumsal gerçekler aradıklarına, diğer bir deyişle bir durumun içinde ne olduğunu açıklamak amacıyla bu durumun dışında değişkenler aradıklarına dikkat çeker ve pozitivist metodolojideki anlamıyla nesnel toplumsal olguların gerçekliği anlayışını reddeder (Allan, 2006:53). Kendisinin en önemli eserlerinden biri olan ve yıllarca yürüttüğü bir dizi incelemeyi içeren Etnometodolojide Çalışmalar adlı kitabında Garfinkel, Schutz’un çalışmalarından elde edilen teorik görüşlerin, sosyolojik araştırmalarda gündelik yaşam dünyasının ortaya çıkarılmasında nasıl kullanılabileceğini göstermeye çalışmıştır.

Etnometodolojide toplumsal olgular etkileşimsel etkinlikler olarak ele alınır, eylemlerin de eyleme katılanlar (üyeler) tarafından daha önceden belirlenmiş bazı kural veya gerekliliklere göre gerçekleştirildiği kabul edilir. Bu nedenle Garfinkel’e göre sosyologlar eylemde bulunanların eylemde bulunma biçimlerindeki düzenlilikleri, yani toplumsal eylemlerin düzenli özelliklerini ortaya koymaya çalışmalıdırlar (Cuff vd.,1989:158). Sosyologların ortaya koyması gereken bu düzenli özellikler, toplumsal yapı gibi dış koşulların yarattığı düzenlilikler değil, üyelerin eylemleri sırasında ve eylemin kendi içinde yarattıkları düzenliliklerdir; bu düzen, üyelerin hem ürünleri hem de yaşadıkları bir süreçtir. Bu açıdan etnometodolojinin ve Garfinkel’in toplumsal düzen anlayışı diğer sosyolojik yaklaşımlardan çok daha farklı bir anlayıştır. Garfinkel’e göre “sosyolojik açıdan kabul edilebilecek tek düzen, eyleme katılanların tanıdığı ve eylem sürecinde yaratılan düzendir” (Cuff vd., 1989:158).

Garfinkel’e göre gündelik yaşam etkinlikleri, bu etkinliklere katılan üyeler açısından hem anlaşılabilirlik, rutinlik, tahmin edilebilirlik, tipiklik ve etkililik gibi hem de beklenmezlik, özgünlük, anlaşılmazlık, etkisizlik ve tehlike gibi özelliklere sahip olabilirler. Önemli olan bu özelliklerin hepsinin yerel olarak, eylemin içinde, eylemde bulunanlar tarafından üretildiğini fark etmek ve kabul etmektir (Cuff vd.,1989:158).

Bununla birlikte Garfinkel’e göre üyeler kendilerini, eylemlerini istedikleri şekilde yapacak kadar özgür görmeyebilir, kendilerinin etkinlikleri fazla etkileyemeyeceğine inanabilir ve eylemlerinin sonuçlarından bir kısmının kendi kontrolleri dışındaki koşullardan kaynaklandığını düşünebilirler. Bu görüşlerin doğru veya yanlış olması Garfinkel açısından önemli değildir, önemli olan üyelerin kendi çevreleri hakkındaki bu algılarının nasıl oluştuğunu ve bu algıların üyelerin eylemlerini nasıl şekillendirdiğini görebilmektir. Bu özellikler üyeler tarafından nasıl algılanıyorsa, Garfinkel’e göre etnometodologlar tarafından da aynı şekilde algılanmaktadır. Diğer bir deyişle Garfinkel’e göre gündelik yaşam sürekli olarak gelişen, sürekli yeni şeylerin ortaya çıktığı, katılım gerektiren, deneyimlendiği gibi bir dünyadır, teorisyenlerin olması gerektiğini söyledikleri gibi bir dünya değildir, bu açıdan gündelik yaşam koşullara bağlıdır (Cuff vd., 1989:158-159).

Bunu biraz açacak olursak, Garfinkel’e göre üyeler, çeşitli etkileşim durumlarında uygun kurallar ve koşullar koyar ve bunlara uyarlar; etkileşim değiştiğinde yeni koşullar oluşturur ve bunlara uyarlar, bu koşullar sayesinde birbirlerini gerçekten bir düzenin var olduğuna ikna ederler ve düzenin yegane gerçekliği budur (Poloma, 1993:255-6).

Garfinkel, koşullara bağlı olan gündelik yaşam dünyasında üyelerin yeni gelişen durum ve olaylarla başa çıkabildiklerini, durum veya koşulla ilgili ideal/mükemmel bilgiye sahip olmamalarını problem olarak görmediklerini belirtir. Garfinkel’e göre üyeler olaylarla ilgili olarak ancak pratik amaçlarına erişmeye yetecek davranışlarda bulunmalarını sağlayacak kadar anlam ararlar, daha fazlasını aramazlar (Cuff vd., 1989:-159). Garfinkel’in çalışmalarının ve genel olarak etnometodolojinin en temel kavramları arasında; (i) belgeleme yöntemi, (ii) refleksivite ve (iii) dizinsellik/anlamın bağlama- gönderimliliği önemli bir yere sahiptir.

Konu Başlıkları

Konu Başlıkları

Kaynak: T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 3781, AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 2595

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*