Varlık Felsefesinde Monizm ve Düalizm

Monizm ve Düalizm
Monizm ve Düalizm

Varlığın ne olduğunu açıklarken, bazı filozoflarda monist ve düalist açıklamalara rastlanmaktadır. Monist açıklamalar Monizm, düalist açıklamalar ise Düalizm adı altında biçimlenmektedir (Bkz: Monizm Nedir?), (Bkz: Düalizm Nedir?).

MONİZM NEDİR?

Monizm, her alandaki çoklukları birliğe indirgeyen öğretilere verilen genel addır. Özellikle ruhu özdeğe ya da özdeği ruha indirgeyerek ruhla özdeği bir sayan öğretiler birci ya da monist‘lerdir. Mesela Spinoza‘ya göre bir tek töz (substantia) vardır; o bölünemez, sınırlanamaz, yok olamaz. O töz Tanrı’dır, ama aynı zamanda doğadır. Ruhlar da tek tek cisimler de Tanrı’nın kendisinden başka bir şey değildir. Tanrı varlık dünyasındaki her şeyin içindedir Tanrı bize, ruh ve madde dünyası olarak içice görünür.

Bircilik terimi, ikicilik ve çokçuluk anlayışlarının karşısında kullanılır. Örneğin Alman düşünürü Hegel, özdeği ruhun ürünü saydığı için birci‘dir. Buna karşı Fransız düşünürü Descartes, ruhla özdeğin birbirlerine indirgenemeyeceklerini ileri sürdüğü için ikici‘dir. Alman düşünürü Herbart da evrendeki varlıkların birbirlerine indirgenemeyen birçok kökten geldiğini savunduğu için çokçu‘dur.

Monizm terimi, Yunanca yalnız anlamına gelen monos sözcüğünden Alman düşünürü Wolff tarafından türetilmiştir. Kimi yazarların tekçilik deyimiyle dile getirdikleri bircilik, her türlü varlığın tek kaynaktan geldiği görüşünü adlandırır ve bu kaynağın özdek ya da ruh olarak varsayılmasından ötürü özdekçi bircilik ve düşünceci bircilik olmak üzere ikiye ayrılır. Spinoza, tüm kamutanrıcılar, tüm Doğu ve Batı gizemcileri, tektanrıcılar, düşünceciler ve kaba özdekçiler bircidirler. Birciliğin en gelişmiş ve bilimsel biçimi Marksçılık anlayışında görülür.

DÜALİZM NEDİR?

Herhangi bir alanda birbirlerine indirgenemeyen iki karşıt ilkenin varlığını ileri süren felsefi akıma düalizm denir.

Düalizm nedir sorusunu şöyle yanıtlamak mümkündür: Herhangi bir alanda birbirlerine indirgenemeyen iki karşıt ilkenin varlığını ileri süren felsefi akıma düalizm denir. Varlığın insan zihninden bağımsız olarak var olduğunu savunan bazı realist filozoflar onun hem madde hem de düşüncenin (tin, ide) ürünü olduğunu savunmuşlardır. Bu filozoflara felsefe tarihinde düalist (ikici) filozoflar adı verilir. Düalizm, monizm ve plüralizm terimlerinin karşıtıdır.

Mesela Platon‘un idealar alemi ve maddi varlık alemi, daha sonra Plotinos ve St. Augustinus ile Orta Çağ’a aktarılmış ve yaygın bir kabul görmüştür. 17. yüzyılda yaşayan Descartes‘te ikiciliğin en iyi işlenmiş şeklini görürüz. Ona göre evrende varlık dünyasını kuran iki öge (töz) vardır: cisim ve ruh. Cismin özellikleri yer kaplama ve hareket, ruhun özelliği de düşünme (bilinç)’tir. Bu birbirinden ayrı iki dünya, Tanrı tarafından birbirlerine karıştırılmıştır. Evrende boş mekan yoktur; dolayısıyla evrendeki hareketler bitişik bir şekilde yandakine atlar. Evren büyük bir makineye benzer ve mekanik kanunlarla açıklanabilir. Descartes, dışımızda bulunan şeylerin gerçekliğinden şüphe etmememiz gerekir, diyordu. Ancak dış dünyanın varlığı hakkındaki düşüncemizin ve evrendeki her türlü hareketin kaynağı da Tanrı idi.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım
Kaynak: Prof. Dr. Mustafa Ergün – Felsefeye Giriş – Varlık Felsefesi

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*