Felsefe hakkında her şey…

Sanat teorileri

24.10.2022
Sanat teorileri

Filozof­ları estetik alanında en fazla meşgul eden konu, sanatın özünü ya da neliğini ortaya koyma, sanatsal yaratıcılığın mahiyetini belirleme, kısacası sanatı tanımlama konusu olmuştur. Nitekim Platon’dan günümüze kadar filozof­ların sanatın genel karakteristiklerini belirlemek için yoğun bir çaba sarf ettiklerini söylemek mübalağa olmaz. Sanatı tanımlamaya yönelik bu girişimler ya da bu girişimlerin ürünü olan sanat kuramları, esas itibarıyla sanata yönelik iki ayrı yaklaşımın ifadesi olarak ortaya çıkar. Birinci yaklaşım, sanatı başka disiplinlerden ayıran bir özün var olduğunu, yani sanatı belirleyen asli birtakım özellikler bulunduğunu öne süren özcülük’tür. Özcü sanat anlayışı üç ana kategoriye ayrılır. Buna göre özcü teoriler sanatın özünü ya sanatsal faaliyette ya sanatçıda ya da sanat eserinde arar. Başka bir deyişle, bu kategorilerden her biri, sanatı tanımlayan üç ana unsur olarak temsil, ifade ve formdan biri üzerinde yoğunlaşır.

Özcü sanat teorilerinin birinci ana kategorisi, temsilin önemini vurgular. Bu mimetik, temsile dayalı sanat anlayışının en önemli savunucusu, sanatı mimesis ya da taklit olarak tanımlayan Platon olup söz konusu anlayış on sekizinci yüzyılın sonuna kadar devam eder. Bu teorilerin ikinci ana kategorisi, sanatın özünü genellikle ifadede, duyguların dışavurumunda bulur ve sanatı duygu iletişimi yoluyla tanımlar. On sekizinci yüzyıldan başlayarak ortaya çıkmaya başlayan ifadeci sanat anlayışının kapsamına, sanata duyguların katharsisi veya arınmasını temin etme gibi bir işlev yükleyen Aristoteles’i ve sanatta özsel olanın alımlayıcı tepkisi olduğunu öne süren Hume gibi filozof­lar da kısmen dâhil edebilir. Fakat bu sanat anlayışının en önemli temsilcileri daha ziyade romantiklerdir. Bu sanat telakkisinin kusursuz örneğini Benedetto Croce’de bulabiliriz. Yine on sekizinci yüzyıldan itibaren ama özellikle 20. yüzyılda sanatın özünü belirleme çabalarında, dikkatin odak noktasına soyutlama ve form geçer. Nitekim bu anlayışın en önemli temsilcisi olan İngiliz sanat eleştirmeni Clive Bell, “anlamlı formun” veya “formel yetkinliğin” sanatın yegâne özsel özelliği olduğunu öne sürmüştür. Söz konusu özcü teoriler, sanatta içselci bir yaklaşımı temsil eder, yani sanatın sadece estetik veya sanatsal unsurlar üzerinden tanımlanabileceğini savunur.

Yirminci yüzyıla gelindiğinde, özcü yaklaşım önemli ölçüde son bulur. Daha doğru bir deyişle yirminci yüzyılın sanatı, onun özsel bir özelliği yoluyla tanımlama çabalarının ağır bir darbeyle karşılaştığı bir dönem olduğu söylenebilir. Sanatta artık, özcülük karşıtı bir yaklaşım ya da anti-özcülük egemen olur. Sanatta anti-özcülüğü besleyen iki önemli kaynak olmuştur. Bunlardan birincisi, analitik felsefe’dir. Nitekim bu felsefe geleneği içinde yer alan ünlü düşünür Wittgenstein, klasik ya da özcü sanat anlayışlarından hiçbirinin sanatı belirleyen bütün gerek ve yeter koşulları ifade edemediğini ve dolayısıyla, sanatın özünü ortaya koyamadığını belirtir. Bunun da en önemli nedeni, böyle bir özün olmaması ihtimali, hatta gerçeğidir. Yani Wittgenstein bazı sanat eserleri arasındaki belirgin benzerliklere rağmen, bütün sanatların veya tüm sanat eserlerinin hepsinin birden paylaştığı ortak hiçbir yön, gözlemlenebilir hiçbir özellik, ortak bir payda olmadığını ileri sürer.

Özcülüğe indirilen darbenin diğer ayağı ise sanat sosyolojisinde bulunur. Dilin kendisinin tarih içinde ortaya çıkmış kültürel bir ürün olduğu gözleminden hareket eden sosyolojik yaklaşım, sanat üzerine spekülasyonda bulunan filozof­ların kendilerini kültürel bağlamdan ve tarihsel gelişmeden soyutladıklarını ileri sürer. Böylesi bir soyutlamanın sonucu olarak da evrensel bir geçerliliği ya da uygulaması olan bir sanatsal nesne, kategori, faaliyet ya da tutum bulunduğu varsayılır.

Sanatın geçmişinin sanatın şimdisini belirlediğini, onun ancak toplumsal bir zemin üzerinde anlaşılabileceğini dile getiren bu yaklaşımı, en iyi Marksist sanat görüşü, George Dickie tarafından ortaya konan kurumsal sanat anlayışı ve Arthur Danto tarafından geliştirilen tarihsel sanat teorisi ifade eder.

ÖZCÜ KURAMLAR

ÖZCÜLÜK KARŞITI KURAMLAR

Kaynak: FELSEFE, s. 172-173, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2487 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1458

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...