Felsefe hakkında her şey…

İbrahim Yasa’nın toplumsal yapı ve değişim anlayışı

05.01.2023
798

Türk sosyolojisinde kuramsal olarak marksist ve işlevselci sosyolojik yaklaşımlar, pozitivist metodoloji ve nicel tekniklerle mikro alan çalışmaları köy monografileri ile başlamıştır. Fransız sosyolog Le Play’i ülkemize tanıtan Prens Sabahahattin ve Mehmet Ali Şevki Bey ile başlayan “ilm-i içtima” denilen bu sosyoloji anlayışı Türk toplumunun yapısal işleyiş ve değişimini mikro çalışmalar ile yakalamaya çalışır. Erken Cumhuriyet döneminde başlayan bu çalışmaların öncü isimlerinden biri de İbrahim Yasa’dır. Bu kısımda Yasa’nın ilgili çalışmaları analiz edilecektir.

Bu konuda ilk eseri, Ankara yakınlarındaki ve ilk köy enstitüsünün kurulduğu, Hasanoğlan köyü üzerindedir (Yasa, 1955). Yasa araştırmasını burada asker-öğretmen iken öğrencileri ile gerçekleştirmiştir. Alan araştırması, Hasanoğlan Köyü’nde 1944-45 yıllarında yapılmıştır. Yasa, Türkiye’de köy çalışmalarının başlamasında Mahmut Makal’ın bu yıllarda “Bizim Köy” adlı eserinin yayımlanmasının etkili olduğunu bildirir. Yasa için önemli olan, Türk devrimi sonrası batılılaşmayı hedefleyen Türkiye’de toplumsal değişme üzerinde bu hamlenin etkisini görmektir.

Yasa, Hasanoğlan Köyü’ne tren istasyonu yapılan 1915’den itibaren çalışmanın yapıldığı 1944 yılına kadar geçen yaklaşık 30 yıl sürecinde topluluğun değişim seyrini tespit etmeyi hedefler. Yasa’ya göre, ulaşımın geliştiği yerler Türk devriminin etkisinin en fazla olduğu yerlerdir (1955: 4). Onun temel hipotezi, ulaşım ve sanayileşmenin geliştiği merkezlerin civarındaki köylerde sosyal ve ekonomik değişmeler, olduğudur.

1940’ların köy araştırmacısı sosyologlar gibi Yasa özellikle metodoloji üzerinde tartışmalar yürüterek çalışmasına başlar. Buna göre, Yasa bilimsel çalışmalarda kaba gözlem neticesinde ortaya atılan hipotezlerin, dış dünyadan kontrollü gözlem ile veri toplanarak sınandığını belirtir. Bu şekilde hipotetik-dedüktif akıl yürütme ile tarif edilen bir pozitivist metodolojinin ana çizgisini serimlemektedir. Onun temel hipotezine göre, tren yolunun geçmesi ile söz konusu köy kapalı köyden, açık köy haline geçmiştir. Araştırma kapsamında ele alınan konular şunlardır: Köyün doğal çevresi, köyün sosyal yapısı, köyün üretim biçimi, köyün kültürel durumu, sosyo-ekonomik faaliyetlerde değişme ve gelişmeler.

Köyün doğal çevresi ile ilişkileri konusunda Yasa, köyde köy enstitüsünün yapımı ile birlikte çevresel değişimlerin olduğunu bildirmektedir. Yasa’nın tespitlerine göre, köyün sosyo-ekonomik yapısına en fazla etki eden tren yolunun köyden geçmesi ile köyün dış temasının artmasıdır (1955: 48). Köye iletişim araçlarının girmesi de bu ulaşım aracı sayesinde olmuştur. Bu şekilde köylünün zaman ve mesafe kavramları artık değişmiştir. Zamanı daha fazla planlamak durumunda kalmaktadırlar. Örneğin köye artık “maharet” diye bir kavram girmiştir. Köy enstitüsünün inşası ile yeni iş kolları açılmıştır. Hasanoğlan’ın temel geçim türü tarım ve hayvancılıktır. Ancak köye tren yolunun gelmesi ve enstitü ile yeni geçim yolları da eklenmiştir. Köy topluluğu içinde müteahhit ve memur kesimi oluşmuştur. Birinci Dünya Savaşı sırasında açılan tren yolunun etkisi ile köy yavaş yavaş kapalı köyden açık köy durumuna geçmiştir.

Hasanoğlan köyünün tarımsal üretimi konusunda Yasa’nın bulguları şöyledir; köyde arazi boldur ancak köyde kiralama ve ortakçılık usülü ile tarımsal üretim yapılmaktadır. Köyde tarımsal üretim araçları oldukça ilkeldir. Topraksız köylüler köye sonradan yerleşenlerdir. Yeni iş imkânlarının açılması tarımsal üretimi olumsuz etkilemiştir. Öyle ki, 1944 yılında köylü yiyeceklerini dışardan edinmek zorunda kalmıştır. Köylünün hayat standardı oldukça düşüktür; bu yüzden sosyal tabakalaşma pramidinde en üst ile en alt grup arasında önemli farklılaşma yoktur. Köylü yeniliklere karşı ilgisizdir. Köyde gittikçe sosyal dayanışma da zayıflamaktadır.

Yasa köy ailesinin kuruluşuna dair nitel gözlem verileri ile birlikte evlenme yaşı ortalamaları gibi nicel verileri bize aktarmaktadır. Buna göre, köyde ailenin kuruluşu yani evlenme törenleri üç safhada gerçekleşmektedir: Tanışma, nişan ve düğün. Köyde evlenme yaşı şehre göre düşüktür. İktisadi zorunluluklar bu durumu ortaya çıkarmaktadır. Köyde Birinci Dünya Savaşı dolayımı ile eşlerini kaybeden çok sayıda dul kadına rastlanmaktadır. Köy haneleri uzak ve yakın akrabalardan oluşmaktadır. Artık zamanla şehre kız vermeler artmıştır bunun nedeni ise köy halkının modernleşme eğilimidir.

Köyde eğitim ise iki başlıdır bir yanda geleneksel okul diğer yanda ise devletin açtığı ilkokul faaliyet göstermektedir. Yasa, eski eğitim sisteminin devrimlerle yıkılmasının ardından köylünün epey bocalamış olduğunu, bildirir (1955: 192). Köylünün dış dünya ile ilişkisi ve ilgisi çok azdır. Halk odası ise faaliyet göstermemektedir.

Köylünün dini inanç ve pratikleri konusunda ise Yasa’nın tesbitine göre, tren yolunun gelmesi ile birlikte gittikçe azalan bir özene sahiptir. Köylü zor durumlarında Tanrı’ya sığınmaktadır. Kadınların dini inançları erkeklere oranla daha güçlüdür.

Yasa köye tren yolunun gelmesinden itibaren geçen 30 yıllık süreçte toplumsal değişmeleri şöyle özetlemektedir: Tren yolu ile yeni ve modern meslekler köye girmiştir. Köy halkı gündelik ve sosyal davranışları konusunda modernleşmiştir. Köylüler arasında bireyselleşme artmıştır. Sosyal dayanışma zayıflamıştır. Ev dekorasyonları şehirleşmiştir. 30 yıl önce köy merkezi cami etrafı iken artık iktisadi faaliyet alanalrı köy merkezi olmuştur. Mahalle mektebinin yerini ilkokul almıştır. Köyde haberleşme ağı modernleşmiştir. Köy nüfus ve iş-meslek hareketliliği bakımından daha aktif hale gelmiştir. Ticari usul trampadan para ekonomisine geçmiştir. Medeni kanun köyde resmî nikâhın ve veraset kanunun uygulanmasını sağlamıştır.

Yasa, 1968 yılında Hasanoğlan çalışmasını tekrarlamıştır. Yasa ilk araştırmadan 25 yıl sonra Hasanoğlan’daki toplumsal değişmeleri gene nicel verilere dayalı olarak tespit etmiştir. İlk göze çarpan konut kooperatiflerine ait binalardır. Köyün nüfusu artmış ve bir kasaba topluluğu haline gelmiştir. Aile başkanlarının Ankara gidişgeliş sıklıkları artmıştır. Şehre yerleşen aşlelerin sayısı artmıştır. Evlenme adetleri ortadan kalkmamıştır. Akraba evliliği azalmıştır (1969: 265). İki çocuklu aile sayısı tüm aileler içinde dörtte birlik bir oranı teşkil etmektedir. Aile başkanları eskisinden daha fazla çocuklarının eğitimi ile meşguldür. Köyde çiftçi olanların sayısı düşmüş memur ve işçi olanların sayısı artmıştır. Sağlık- temizlik alışkanlıkları modernleşmiştir. Köyde boş inanç alışkanlıkları devam etmektedir. Kadınların dinsel eğilimleri erkeklere oranla daha katıdır. Tüm bu sonuçlar din konusu hariç köyde ciddi bir nüfus hareketliliği ve modernleşme, şehirleşme dikkat çekmektedir.

Yasa’nın diğer bir köy monografisi Sindel Köyü çalışmasıdır (1969). Sindel Köyü bir Batı Anadolu köyüdür. Sindel, Yörük göçebe halkın yerleştirilmesi ile oluşmuş bir köydür. Yasa, göçebe aşiretten yerleşik hayata geçme sürecinde yaşanan toplumsal değişmeleri tespit etmek üzere araştırmasını gerçekleştirmiştir. Köyde hayvancılığa dayalı bir geçim ekonomisi söz konusudur. Yasa, demokrasiye geçildikten sonra köyde gericiliğin ve particiliğin arttığını belirtir (1969; IX).

Yasa’ya göre, bir köyün toplumsal ve ekonomik yapısını ortaya çıkarmak için ilk önce iş-güç tarzı ile ekolojiye bakılmalıdır. Sindel Köyü’nün temel iş-gücü tarımsaldır. Toprağın yüzde sekseni işleyen köylüye aittir. Sindel Köyü’nün önceki iş-gücü ise çobanlıktır. Araştırmanın temel hipotezi, köyün iş-gücünün değişimi ile toplumsal değişimin meydana geldiğidir. Köylülerin başlangıçtan beri üç aşamalı bir iş-güç değişimi olmuştur: çobanlık, devecilik ve ortakçılık. Atatürk Devrimleri köyü değiştirdiği halde pek az köylü devrimlere anılarında yer vermektedir (1969: 5).

Yasa, Durkheimcı ve Playci metodolojiyi karşılaştırır. Buna göre, Durkheimcı çalışanlar tarihsel veri ve resmî rakamlarla araştırma yapmaktadırlar. Le Playci metodolojide çalışanlar ise aile bütçeleri gibi nicel verilere başvurmaktadırlar. Yasa’ya göre, araştırmacılar araştırma yaptığı topluluk ile yüzyüze gelmeleri gerekir. Tarihî ve resmî kayıtlar toplumu yaşadığı ve değişime uğradığı dinamik halinde tespit edemez. Yasa’ya göre, köy monografileri tipik köy özellikleri gösteren köylere yapıldıkça elde edilen sonuçlar genellenebilir bir niteliğe kavuşacaktır.

Üç temel araştırma sorusu çerçevesinde çalışma yürütülmüştür; Sindel Köyü’nün doğal çevresinin sosyal organizasyona etkisi nedir?, Sindel Köyü’nün Bergama kasabası ile etkileşimi nasıldır?, Sindel köyü ile civar köyler arasında benzerlik var mıdır?

Sindel Köyü araştırmasının yapılmasından yüzyıl önce göçebelerin Osmanlı hükümeti tarafından yerleştilmesi ile kurulmuştur. Çobanlıktan tarıma geçme, sosyal hayatı ve manevi alanları değiştirmiştir. Toprağa yerleşmeden önce, rastlanan ağaların yerini yerleşimden sonra kasaba zenginleri almıştır. Toprağa yerleşince karakullukçu ve ortakçı toplumsal gruplar ortaya çıkmıştır. Köyün nüfus artışı, yetersiz tarımsal üretimden ötürü çok az artmaktadır. Köyde aileleler daralarak modernleşmektedir. Bunun nedeni ise ekonomik zorunluluklardır. Köylü üreticiler zor işlerde çalışmayı istememektedir. Yasa’ya göre bunda etken köylünün kanaatkâr dünya görüşüdür. Çok yavaş da olsa köyün ekonomik, teknik ve kültürel yeniliklerle değişeceğine inanılmaktadır. Halkın henüz düşün hayatını genişletecek iletişim ve haberleşme araçları yoktur.

Kaynak: TÜRK SOSYOLOGLARI, s.  95-97, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2915 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1872

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...