Felsefe hakkında her şey…

Hristiyan Felsefesi, Hristiyanlık Felsefesinin Temel Özellikleri

12.11.2019
Hristiyan Felsefesi, Hristiyanlık Felsefesinin Temel Özellikleri

Hristiyan felsefesi, Hristiyanlığın ortaya çıkmasıyla birlikte başlayan ve 15. yüzyıla kadar devam eden süreçte, Batı felsefesi için kullanılan bir adlandırmadır. Hristiyan dinini temellendirmek için ileri sürülen felsefeye Hristiyan felsefesi denir.

Hristiyan felsefesi, sadece Hristiyanlığa özgü bulunmakla, genel bir anlam taşıyan din felsefesi deyiminden ayrılır. Gerçekte Hristiyan düşünürleri tarafından ileri sürülmüş bütün düşünceci öğretiler (idealizm), özellikle nesnel idealizm, bütünüyle bir Hristiyan felsefesidir. Çünkü Hristiyan Tanrıcılığını pekiştirmek ve temellendirmek amacıyla ileri sürülmüşlerdir.

Berkeley ve Hegel gibi düşünürler öğretilerinde açıkça Hristiyanlıkla bağlantı kurarlar. Bununla beraber Hıristiyan felsefesi deyiminden, genellikle, Hristiyan kilisesi açısından ileri sürülmüş dinsel kurgular anlaşılır.

Antik Çağ Yunan felsefesi temeline dayanan Batı felsefesinin Orta Çağ dönemi, bütünüyle bir Hristiyan felsefesidir. MS 5. yüzyılda son Yunan okulları da kapatıldıktan sonra Batı düşüncesi, on yüzyıl boyunca, hemen sadece Hristiyanlık üstünde düşünmüştür.

İlk yıllarda Yunan Stoacılık’ıyla savaşmak zorunda kalan Hristiyan kilisesi babaları, bu düşünsel temeli, önce Platon öğretisinde, sonra da Aristoteles öğretisinde buldular. Patristik dönem Platon egemenliği, Skolastik dönem de Aristoteles egemenliği dönemleridir. Her iki dönemin de ayırıcı niteliği, felsefi sorunları birtakım tartışılmaz dogmalara bağlamış olmasıdır.

Aristoteles

Aristoteles

Hristiyan düşünürleri, yüzyıllarca, bu dogmalardaki açık çelişmeleri anlaşılır kılmaya çalışmışlardır. Bir Yahudi mezhebi olarak ortaya çıkan Hristiyanlığın dogmaları, gerçekte, Yahudiliğin dogmalarıdır. Hristiyan felsefesi, bu dogmaları desteklemek amacından doğmuştur ve Hristiyan tanrıbiliminin hizmetçisi durumundadır.

Bu çağın hemen bütün düşünürleri din adamıdır, Hristiyan kilisesinin hizmetçileri durumundadırlar.

Bu demektir ki Hristiyan felsefesi kutsal Roma kilisesi imparatorluğunun (La. Sacrum Imperium Romanum) hizmetinde olan ve onun buyruklarına göre biçimlenebilen bir felsefedir. Buysa felsefe kavramının gerçek anlamıyla çelişiktir.

Bu bakımdan denilebilir ki Hristiyan felsefesi, Antik Çağ Yunan idealizminin Hristiyanlık dini ölçüleri içinde bir devamından ibarettir. Kaldı ki Hristiyanlık, Yunan stoacılığında içkin bulunmaktadır.

HRİSTİYAN FELSEFESİ

Hristiyanlık, yayılma sürecinde bazı felsefi görüşlerle karşı karşıya gelmiştir. Felsefe, Hristiyanlığın ilke ve açıklamalarını eleştirmiştir. Hristiyan dinine karşı yapılan bu eleştirileri savunmak adına, Hristiyan düşünürleri tarafından düşünceci öğretiler (idealizm), özellikle de nesnel düşüncecilik felsefeleri geliştirilmiştir.

Bu düşünceci öğretiler, idealist bir dünya görüşü ile ve en yaygın biçimiyle, özdeksel (maddesel) olmayan ruhu ya da Tanrı’yı dinsel nitelikli öğretilerle ileri sürmüştür. Nesnel düşüncecilik felsefesi de dinsel nitelikli öğretilerden daha soyut bir görünüşe bürünen ve bir Tanrı fikrinden özelde bahsetmeden evrenin temelinde ruhsal bir özün evrenden önce var olduğunu ileri süren felsefi öğretilerin adlandırır.

Bu felsefeleri oluşturan düşüncelerin destekçisi olan filozofların felsefesi, ayrıca apoloji (savunma) olarak da bilinmektedir. Bu savunma felsefesi, ilk zamanlarda bazı felsefî görüşlere karşı yapılsa da zamanla dini açıklama hâline gelmiştir.

Özellikle Antik Çağ Yunan felsefesinden temellenen Batı felsefesinin Orta Çağ dönemi, bütünüyle bir Hristiyan felsefesidir.

Milattan Sonra 5. yüzyılda son Yunan felsefe okulları da kapatıldıktan sonra Batı düşüncesi, on yüzyıl boyunca, hemen hemen sadece din ve özelinde de Hristiyanlık üstüne düşünmüştür ve işte bu süreçteki felsefeye de Hristiyanlık felsefesi ya da Hristiyan felsefesi adı verilmiştir.

Bahsi geçen süreç içerisindeki yaklaşık bin yılda, dini inançlarla felsefi düşünceler kaynaşmış ve din, felsefenin tüm alanlarında etkili bir rol almaya başlamıştır. Bu etkinin olumsuz yansımaları olarak, bu dönemde felsefenin yanında bilimin de dışlanmış olması gösterilebilir. Zira bu dönemde felsefe ve bilim merkezleri bir bir kapatılmıştır.

Örnek verecek olursak, 5. yüzyıldayken, döneminin en geniş yazın arşivine sahip olduğu düşünülen İskenderiye Kütüphanesi, bilimsel ve felsefi çalışmaların Hristiyan düşüncesine zarar verdiği gerekçesiyle yakılmış ve yok edilmiştir. Bu yok edilişin, dünya bilim tarihini en derinden etkileyen olaylardan birisi olduğu kabul edilmektedir. Benzer gerekçelerle 6. yüzyılda da Yunan Akademisi kapatılmıştır.

HRİSTİYAN FELSEFESİNİN BÖLÜMLERİ

Son derece uzun bir sürece yayılmış bulunan Hristiyan felsefesi, iki temel dönemle sınıflandırılmaktadır. Bunlar Patristik Dönem ve Skolastik Dönem olarak adlandırılır.

Bazı felsefe tarihçileri Orta Çağ’ın tamamını Skolastik Dönem olarak adlandırsalar da biz Augustinus ile başlayan dönemi başlangıç olarak kabul edip bundan sonra Ockhamlı William’a kadar olan sürece bu adı vermeyi uygun görüyoruz. Bu dönemden öncesini de zaten Patristik Dönem olarak adlandırıp incelemiştik.

Aslında Skolastik Dönem, genel hatlarıyla ele alınırsa Aristotelesçi felsefenin bir uydusu niteliğini taşıyan, imanı akılla kanıtlama yolunu bıkıp usanmadan deneyen güçlü felsefelerin ve filozofların boy vermiş olduğu modern felsefenin ana kaynaklarının aktarıcısı durumunda görünen bir dönemdir.

Bu dönem felsefelerinin en belirgin özelliklerinden biri, Antik felsefeyi özümseyerek onu Hristiyan dinin dogmalarıyla uyum içine sokmaya çalışan görkemli bir entelektüeller dönemi olmasıdır. Dönemin karakteristik özelliği, teoloji temelli bir felsefe geliştirmiş olmasıdır.

Tevrat ve İncil, bu dünyayı bu dünyada üretilmiş metinleri anlamanın ve yorumlamanın asli kaynaklarıdır. Hristiyanlık bu dönemde felsefenin daima koruduğu yaşama üslubunu ve düşünme tutumunu oluşturmuştur.

Augustinus’un içinde yetişmiş olduğu dönemle birlikte eğitim kurumları ve eğitim sistemi de dönemin düşünürleri üzerinde ciddi bir biçimde belirleyici olmaya başlamıştır. Bu dönemden itibaren dünya, üniversitelerin görkemli bir biçimde tarih sahnesine çıktığını görecektir.

Oxford Üniveritesi ve Paris Üniversitesi öne çıkan öğretim kurumlarıdır. Felsefe sadece bu üniversitelerde değil manastırlarda da varlığını sürdürmüştür.

İLGİLİ KONULAR:

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı, MEB Felsefe Ders Kitabı, “Felsefeye Yolculuk” Frank Thilly

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...