Hristiyanlık Felsefesinin Temel ve Genel Özellikleri

felsefe Nedir

Hristiyan felsefesi, ilk zamanlarda bazı felsefî görüşlere karşı yapılsa da zamanla dinî açıklama hâline gelmiştir.

Özellikle Antik Çağ Yunan felsefesinden temellenen Batı felsefesinin Orta Çağ dönemi, bütünüyle bir Hristiyan felsefesidir. Milattan Sonra 5. yüzyılda son Yunan felsefe okulları da kapatıldıktan sonra Batı düşüncesi, on yüzyıl boyunca, hemen hemen sadece din ve özelinde de Hristiyanlık üstüne düşünmüştür ve işte bu süreçteki felsefeye de Hristiyanlık felsefesi ya da Hristiyan felsefesi adı verilmiştir.

Hristiyan felsefesi bazı özellikleriyle kendine özgün bir yer edinmiştir. Bu özellikler şöyle sıralanabilir:

Hristiyan Felsefesinin Genel Özellikleri

– Din merkezli düşünce görülmüştür.

Bu dönemde din, her şeyin merkezine alınmıştır. Devlet yönetiminden aile hayatına, toplumsal uğraşlardan ticarete kadar her alanda din son derece etkin bir rol üstlenmiştir. Din ayrıca bilimin ve felsefenin de etkisini kırarak bu alanlarda da kendi hâkimiyetini kurmaya çabalamıştır. Bu bağlamda din merkezli düşünce, insan yapıp etmelerinin her alanında kendisini göstermiştir.

– Akılla dinin temellendirilmesi yapılmaya çalışılmıştır.

Akıl, Hristiyanlığın inanç ve işleyişinde önemli bir noktaya konulmaya ve Hristiyanlık akılla açıklanmaya çalışılmıştır. Örneğin Justin Martyr isimli apolojist, “Akla uygun olan her şey, Hıristiyanlığa aittir ve Hıristiyanlığa ait olan her şey de akla uygundur” diyerek Hristiyanlığa hoşgörüyle yaklaşılmasının gerekliliğini dile getirmiştir.

– Akıl ve inanç tartışmaları ön plana çıkmıştır.

Az önce örneklendirdiğimiz gibi, Justin Martyr’in “Akla uygun olan her şey, Hıristiyanlığa aittir ve Hıristiyanlığa ait olan her şey de akla uygundur” ifadesinden yola çıkarak, akılla inancın ve inançla da aklın temellendirilmesinin yapıldığını görebilmekteyiz. Önemli apolojistlerden birisi olan Thomas Aquinas, Martyr’in aklı ve Hristiyanlığı birbiriyle uyumlu görme anlayışının yanına daha katı bir dinsel anlayışla Hıristiyanlığı diğer dinlerden ayıran en temel konuların (teslis, inkarnasyon, aslî günah, sakramentler, eskatoloji) akılla açıklanamayacağını ve bu konularda vahiyle bildirilenlerin kabul edilmesi gerektiğini savunmuş, yani inancı aklın önüne koymuştur.

– İnancın bilgiyi mümkün kıldığı düşüncesi egemendir.

Din, Hristiyan felsefesinin hüküm sürdüğü dönemdeki büyük gücüyle dinsel bir iktidar oluşturmuştur. Bu iktidar, çeşitli hukuk kurumları oluşturduğu ve onlar üzerinden işlediği gibi aynı zamanla insanların benliklerini de biçimlendirmiş, çeşitli bilgi kategorilerini kendi içerisinde mümkün kılmıştır. Hristiyanlığın kutsal kitabı olan İncil’in Pavlus (Korintliler 1:19) bölümünde şöyle bir ifade yer almaktadır: “Bilgelerin bilgeliğini yok edeceğim, akıllıların aklını boşa çıkaracağım.” Bu ifade, açıkça insanlara Tanrı tarafından iletilen “Bana bilgi ya da bilme yoluyla ulaşamazsınız” mesajıdır ve burada aslolanın bilgi veya bilmek değil, inanç veya inanmak olduğu vurgulanmaktadır. Yine İncil’de geçen “İmanınız insan bilgeliğine değil, Tanrı’nın gücüne dayansın” ifadesi de inancı veya imanı bilginin veya bilgeliğin önüne koymak anlamına gelmektedir. Yani inanç bilgiyi mümkün kılacaktır, insanın bilgisi, inanç karşısında bir hiçtir.

Ayrıca Hristiyan felsefesinin diğer özellikleri de şöyle sıralanabilir:

– Antik Yunan felsefesinden etkilenilmiştir.
– Tanrı’nın varlığı kanıtlanmaya çalışılmıştır.
– Kutsal metinlerin doğruluğu merkeze alınmıştır.
– Oluşturulan fikirlerde dinsel otoriteye karşı gelinmemesi gerektiği söylenmiştir.

Hazırlayan: Ömer Yıldırım
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı, MEB Felsefe Ders Kitabı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*