Amaçlı Davranışçılık (Beklenti Kuramı) Nedir?

felsefe Nedir

Kuramın kurucusu Edward Chace Tolman, 1932 yılında yayınladığı “Hayvanlarda ve İnsanlarda Amaçlı Davranış” adlı kitabında ortaya koyduğu görüşlerini derlemiş ve kuramını bilim dünyasına tanıtmıştır. Bu çalışmasında Tolman, kuramın adını “amaçlı davranışçılık” olarak ifade etmişse de daha sonraki yıllarda “beklenti kuramı” ve de “işaret-gestalt kuramı” olarak adlandırmıştır.

Tolman’ın kuramı içerik açısından tam bir davranışçı kuram sayılmaz. Zaten kendisi de Watson, Guthrie, Skinner ve Hull gibi davranışçıları eleştirmiştir. Tolman’a göre insan ve hayvan davranışları, basit uyarıcı-tepki ilişkisinin ötesinde onların; amaçları, niyetleri, bilgileri, düşünmeleri, planlamaları ve anlamlandırmaları ile ilişkilidir.

Tolman, diğer davranışçıların davranışı çok küçük tepkilere bölerek inceledikleri için davranışın bu yönlerini kaçırdıklarını iddia etmiş ve kendisi davranışın bilinçli yönlerini ele almıştır.

Tolman, araştırmalarındaki metodoloji bakımından diğer davranışçılarla aynı çizgiyi paylaşmaktadır. O da psikolojinin objektif bir bilim olması gerektiğini savunmuş ve bu nedenle içebakış yöntemini reddederek deney ve gözlemi kullanmıştır. Ancak insan olsun hayvan olsun, davranışın en göze çarpan kısmının amaca yönelik olması ve söz konusu bu amaçların bilimsel analizlerin konusu olabileceğini savunması yönüyle de diğer davranışçılardan ayrılmıştır. Bu iki yönüyle Tolman’ın kuramının, davranışçı yaklaşım ile dönemin bilişsel yaklaşımı olan gestaltı birleştiren bir kuram olduğu ifade edilebilir. İşaret-gestalt adını da zaten buradan almaktadır.

Tolman, davranışçılığın objektifliğini zedelemeden, kurama yeni boyutlar eklenmesi gerektiğini savunmuş ve davranışın amaca yönelik olması nedeniyle bu boyutu ele alıp incelemiştir. Tolman’a göre davranışların tamamı, amaca yönelik etkinliklerdir. Yapılan bütün davranışların temelinde bir amaç yatmaktadır. Yolda yürümek, okula gitmek, su içmek ve hatta elinizdeki kitabı okumanız hepsinin bir amacı vardır. Bu esnada yapılan kas hareketlerinin bir önemi yoktur. Önemli olan, amaca ulaştıran etkinliklerdir. Amaca ulaşıncaya kadar davranış sürdürülecektir.

İçinde bulunduğumuz çevre ve koşullar sürekli değişmektedir. Tolman’a göre davranış, değişen bu şartlara göre değişir ve çevreye uyum sağlar. Kişi amaca yönelik davranışlarda bulunurken bilinçsiz ve otomatik tepkiler vermez. İçinde bulunduğu şartları değerlendirerek onu amaca ulaştıracak en uygun davranışları sergiler. Örneğin, bir öğrenci belli bir metotla çalışıp istediği puanı elde edemediyse bir sonraki sınava daha farklı metotlar kullanarak çalışacaktır. Davranışın altında yatan amaç; bu örnekteki gibi elde edilmek istenen bir durum olabileceği gibi bazen rahatsızlık veren şeylerden uzaklaşmak, kurtulmaya çalışmak da olabilir. Bu görüşe göre davranışları yönlendiren dışsal uyarıcılar değil, ulaşılmak istenen amaçlardır. Tolman amaçlı davranışları anlayabilmek için moleküler değil, molar davranış üzerinde çalışmak gerektiğini söylemiştir.

Molar (Bütüncül) Davranış

Tolman’a göre, davranışın en temel özelliği amaçlı oluşudur. Bu nedenle bir davranış sadece uyarı-tepki ilişkisine, hatta Guthrie gibi bazı davranışçıların yaptığı gibi en küçük kas hareketlerine kadar indirgenmesine karşı çıkmıştır. Öyle ki bir davranış, yüzlerce hareketten meydana gelmiş olabilir. Guthrie gibi kuramcıların moleküler bakış açısı, davranışın anlamlılığını kaybettirmektedir. Tolman kuramında, davranışı küçük tepki birimlerine bölmektense davranışı bütüncül bir şekilde, amaçlı ve bilinçli (bilişsel) yönleriyle birlikte ele almıştır. Buna da “molar davranış” demiştir.

Ara Değişkenler

Tolman, bir değişkenin sadece uyarıcı-tepki ilişkisi içinde ortaya çıktığı fikrini tatmin edici bulmamıştır. Ona göre organizmalar, kendi davranışlarına pusula görevi gören anlamlı psikolojik süreçleri tanırlar. Psikolojik süreçler, uyaran ve tepki arasındaki ilişkiye müdahale eder ve davranışı ortaya çıkarır, davranışa anlamlı olarak bağlanmıştır. Ara değişken ifadesi, davranışı yönlendiren ve çevresel uyaran ile gözlemlenebilen tepkiler arasında arabuluculuk eden psikolojik süreçleri ifade eder. Bu değişkenler için farkındalıklar, beklentiler, amaçlar, varsayımlar ve istekler örnek verilebilir.

Zihinsel Deneme-Yanılma

Tolman, karar verme durumlarında organizmanın karar vermeden önce durup düşünmesine “zihinsel deneme-yanılma” adını vermiştir. Burada canlı, kendisini hedefe ulaştıracak alternatifleri bilişsel olarak zihninde canlandırıp en uygun olanı seçmeye çalışmaktadır. Babasından harçlık isteyecek olan bir öğrencinin babasına telefon etmeden önce, ondan parayı “nasıl” isteyeceğine dair zihninde canlandırma yapıp en etkili olacağını düşündüğü konuşmayı seçtikten sonra babasını araması buna örnek verilebilir. Böylece gözlenebilir bir davranış olarak deneme-yanılma (Thorndike’ın bahsettiği şekliyle) yerine bilişsel olarak bu süreci işletir. Sorun çözülünceye kadar bu zihinsel deneme-yanılma sürdürülür.

Öğrenme ve Performans

Davranışçıların pek çoğu, öğrenmenin (koşullanma) davranışta meydana geldiği; bu nedenle anında davranışta gözlenebildiği ve organizma o davranışı sergilemedikçe öğrenmenin oluşmadığı şeklinde bir düşünceye sahiptirler. Oysa Tolman; organizmanın çevreden çok şey öğrendiğini, ancak öğrendiği bilgileri zihninde depoladığı ve gerekmedikçe de davranışa dönüştürmediğini söylemektedir. Bundan dolayı öğrenme ve performans (öğrenilmiş bilgilerin gözlenebilen davranışlara dönüştürülmesi) ayrımı yapmış ve öğrenmenin bilişsel boyutta gerçekleştiğini, gerektiği zamanlarda organizma tarafından performansa dönüştürülebileceğini ifade etmiştir.

Gerek koşullanma kuramlarının gerekse beklenti kuramının öğrenme sürecinde organizmada gözlenen davranışlar hemen hemen aynıdır. Ancak Tolman’a göre organizmanın öğrendiği şey tepkiler değil, onu amaca götürecek olan yollardır. Bunu da çevresi ile etkileşime girerek bilişsel düzeyde yapar (bilgi edinir.). Gerekli olduğu zamanlarda da bu bilgileri işleyerek amaca ulaşmaya çalışır. Tolman’ın “ödül beklentisi”, “yer öğrenme” ve “örtük öğrenme” kavramları onun bu görüşünü destekler nitelikte bulgulardır.

Ödül Beklentisi

Tolman öğrenme için ödülü gerekli görmemektedir. Yani ödül olmadan da öğrenme gerçekleşir. Ancak ödül, performansı etkilemektedir. Ödülün varlığı canlılarda önceden öğrenmiş oldukları davranışları sergilemeleri için onları güdülemektedir.

Bir öğretmen sınıfta bir problem verir ve “bunu kim tahtada çözmek ister?” diye sorar. Ancak sınıfta parmak kaldıran öğrenci olmayınca, “Tahtada çözene artı vereceğim.” deyince sınıfta pek çok öğrencinin parmak kaldırdığını görür.

Tolman’a göre performansın ortaya çıkmasını sağlayan şey ödülün kendisi değil, ödül beklentisidir. Organizma, belli durumlarda davranışta bulunmak için bir ödül beklentisi içinde olur. Beklentilerine uygun bir ödül elde edecekse harekete geçer ve bu beklentisi sonraki zamanlar için de geçerliliğini korur (Doğrulanmış olur.). Beklentiyi karşılayacak bir ödül yoksa (diğer deyişle beklediği ödülü elde edeceğini düşünmüyorsa) organizma harekete geçmeyecektir. Yukarıdaki örnekte öğretmen artı vereceğini söyleyince pek çok öğrenci harekete geçmiştir. Artı (+), bir ödül olarak bu öğrencilerin beklentilerine uygundur. Ancak bazı öğrenciler buna rağmen parmak kaldırmamış, harekete geçmemiştir. O hâlde artının, bazı öğrencilerin beklentisini karşılayacak türde bir ödül olmadığı söylenebilir. Başka bir örnek verecek olursak; bir öğrenci öğretmeninin artı vereceğini düşünerek ödevini yapmış, ancak öğretmeni o gün ödev yapanlara sadece şeker vermekle yetinmiştir.

Burada bu öğrencinin ödül beklentisi karşılanmış olur mu? Bu öğrenci şekeri alınca sevinmiş midir? Ya da ne kadar sevinmiş olabilir? Muhtemelen bu öğrenci kırgınlık ve hatta belki kızgınlık yaşayacak, bir sonraki ödevi yapmaya artık eskisi kadar istekli olmayacaktır.

Yer Öğrenme

Tolman; organizmanın basit uyarıcı-tepki ilişkilerini öğrenmediği, içinde bulunulan koşullara uygun alternatif davranışların seçilerek amaca ulaşıldığını göstermek için farelerle bir dizi yer öğrenme deneyi yapmıştır. Bu deneylerde farelerin bırakıldığı labirentlerde ödüle (peynir) ulaşmak için alternatif tepkiler kullanmalarını gerektiren farklı yollar vb. yer almıştır. Tolman’ın iddia ettiğini doğrular şekilde fareler, hemen her seferinde, pekiştirmeden bağımsız olarak, doğru yolu bulabilmişlerdir. Hatta fareler, alternatif yollar varken bile kendilerini en kısa yoldan amaca ulaştıracak yolu kullanmayı tercih etmişlerdir.

Öğrenme Dğeişkenleri

Tolman’a göre, öğrenme basit uyarıcı-tepki ilişkisi değildir. Çok daha karmaşık bir sürecin eseridir. Dolayısıyla öğrenme üzerine etki eden faktörlerin sayısı da hayli çoktur. Tolman öğrenme sürecini üç temel değişken olarak ele almıştır. Bunlar;

  • Bağımlı değişkenler
  • Bağımsız değişkenler
    a. Çevresel değişkenler
    b. Bireysel farklılık değişkenleri
  • Ara değişkenler

Burada bağımlı değişkenler tepkiler ve davranışları kapsar. Diğer değişkenler, bağımlı değişkenler, üzerinde etki ederek onun alacağı durumu belirler.

Bağımsız değişkenler içinde yer alan çevresel değişkenler; yoksunluk (ihtiyaç) durumu, amaç nesnesinin uygunluğu (ata ot, kurda et), işaret ve ipuçlarının uygunluğu, öğrenme için gereken motor tepkilerin türü vb. gibi durumları kapsar. Bireysel farklılık değişkenleri ise; kalıtım, yaş, önceki deneyimler, hormonlar, aldığı ilaçlar vb. olarak sıralanır.

Ara değişkenler ise organizmanın içsel, psikolojik süreçlerine işaret eden bir kavramdır. Öğrenme psikolojisine ara değişken kavramını Tolman getirmiştir. Tolman’a göre uyarıcı ile tepki arasında ara değişkenler vardır. Ara değişkenler içsel süreçlere işaret ettiği için fiziksel değildirler. Ölçülebilir, ancak gözlenemezler. Bağımsız değişkenler, ara değişkenlerle etkileşerek bağımlı değişkeni yönlendirmektedir. Ara değişkenler; istekler, beklentiler, amaçlar, algılar, inançlar vb. olarak ifade edilebilir.

Ayrıca lütfen bakınız:

Örtük (Gizil) Öğrenme Nedir?

Tolman’a Göre Beklenti Nedir?

Kaynak: ATA-AÖF, EĞİTİM PSİKOLOJİSİ, Yrd. Doç. Dr. Muhammed ÇİFTÇİ

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*