Felsefe hakkında her şey…

Varoluşçu Felsefenin Çeşitleri

27.05.2022
1.733

YAZAN: Sena Işıl İpekçi

Varoluşçu felsefenin ortaya çıkış anından itibaren ortaya birçok fikir atılmıştır. Ortak fikirler ve ortak özellikler bulunsa bile varoluş düşünürlerinin her birisinin kendisine ait bir varoluş düşüncesi bulunmuştur. Her ne kadar ortak düşünceye sahip olsalar da Tanrı konusunda varoluşçular arasında belirgin farklılıklar gösteren fikirler ortaya çıkmıştır. Bu ayrılık sonucunda da gruplaşmalar meydana gelmiştir. Birinci grup Tanrı’ya inanırken, ikinci grup Tanrı varlığını inkar eder. Bu da bizi iki farklı varoluş çeşidine ulaştırır.

Hristiyan varoluşçuluk ön planda olsa bile Kierkegaard’dan sonra varoluşçuluk iki ayrı dala ayrılmıştır. Birinci dal ateist varoluşçulardan oluşur. Ateist varoluşçular Sartre, Heidegger, Nietzsche ve daha sonraları aralarına eklenen Simone de Beuvoir, Merleau Ponty ve Albert Camus olarak sayılabilir. Hristiyan varoluşçular ise başlıca Kierkegaard, Karl Jaspers, Gabriel Marcel olarak kabul edilebilir.

Ateist Varoluşçuluk

Tarihi açıdan bakıldığı zaman Hristiyan varoluşçuluk daha önce ortaya çıkmıştır. Varoluşçuluğun başlatıcısı olarak kabul edilen Kierkegaard’dan yola çıkıldığı zaman Hristiyan varoluşçuluk ön planda olsa bile Alman filozof Martin Heidegger ve onun ardından gelen ve düşüncelerini açıklama çabası gösteren kişilerde bu durum değişiklik göstermiştir. Sartre’da varlık ve hiçlik kavramı ele alındığı zaman varlığın temelinin hiçlikte bulması düşüncesi ve Heidegger’in de felsefesinde varlığın temelinin hiçlikte bırakılması gerektiği fikri vardır. Her iki düşünürün de Tanrı varlığını reddettiğine dair belirgin analizleri olmasa da hiçliğin ön planda tutulması Tanrı’ nın reddedilmesi ile eş değer sayılabilir.

Varoluş felsefesinin dünyası manevi varlıkların dünyasıdır. Ancak maddi varlıklardan edinilen bilgilerin dünyası olarak da kabul edilebilir. Dünyanın belirli bir anlamı yoktur, dünyanın belirli bir anlam kazanabilmesi için dünyanın bilince ihtiyacı vardır. Bilincin varlığının şartı ise bir vücuda sahip olmasıdır.

İnsan dünyadaki herhangi bir eşyadan farklı olarak kendisi için varoluş gösterip özünü kendisi seçen bir varlık olarak vardır. Ancak bilinç kendiliğinden var olmak durumunda değildir. Yani kısacası dünyanın varoluşu için bilince, bilincin varoluş için bir insan vücuduna ihtiyacı vardır. Bu durumda varılabilecek en temel sonuç var olmak için bir sebep yoktur ve var olmak için bir Tanrı varlığına da ihtiyaç yoktur.

Hristiyan Varoluşçuluk

Hristiyan varoluşçuluk temsilcileri olarak akla gelen en önemli düşünürlerin Kierkegaard, Marcel ve Jaspers olduğunu daha önce de belirtmiştik. Hristiyan varoluşçular, insanın kendsini tanıması ve özgürlüğünü en iyi şekilde yaşaması için Tanrı’ya iman edilmesi gerektiğini düşünmüşlerdir.

Modern varoluşçu düşüncenin asıl fikir babası olarak Kierkegaard karşımıza çıkmaktadır. Kierkegaard ne tam anlamıya bir filozof ne tam anlamıyla bir teolog olarak görülebilen bir kişidir. Ancak ahlakçı ve sistematik olmayan bir edebiyatçı olarak kabul edilebilir. O varoluşçu düşüncenin temel sorunlarını ve konularını ortaya koyan kişidir ve ortaya koyduğu sorunların çözümüne ulaşma yollarını aramıştır. Ancak onun için varoluş her şeyin açıklanıp ortadan kaldırılması sonucunda geriye kalan tek şey olarak tanımlanıyordu. Ama kişinin kendi varoluşunu incelemesi sonucu yaşama zorunluluğu ortaya çıkıyordu ve burada öznel düşünce eylem haline gelmeliydi.

Sistemsiz ve ahlakçı olan Kierkegaard’a göre insan yaşamı belli bir sisteme dayanmamalı ve varoluş ahlaksal bir şekilde Hristiyan bir yorumla ele alınmalıydı. Bu şekilde Tanrı’ya ulaşılır ve bireyin deneyimleri ona varoluşunu verirdi. Ona göre bilinç, kendisinden başlayan hakiki yaratıcı olmuştur. Yalnız hakikat bilinç ve akılla seçim yapmak değildir, hakikat bilinçsiz olarak yapılan bilinmeye doğru hareket eden şeydir. Gerçek olan akıl ile anlaşılamaz. Çünkü görülen ve duyulan dünyada bulunan her varlık zıtlık içerisindedir, Tanrı’nın varlığına olan inanç ve iman ile bu zıtlıktan kurtulmak söz konusu olabilir.

Varoluşçulara göre var olmanın temeli özgürlüğümüz ve insanın özünü kendisinin seçebilmesidir. Karl Jaspers de bu görüşe uygun bir düşünce yolu şeçmiştir. Ancak olmak istediğimiz şey kanıtlara bağlı değildir ve herkes seçimlerinden sorumludur. Onun felsefesi rasyonel ve varoluşçudur. Sistemi, bilmeyi, mantığı ve zorunluluğu inkar etmiş ancak varoluşçuluğu hakkında tutarlı bir biçimde konuşmak için mantığı kullanmak istemiştir. Onun felsefesi ateist değildir ancak dine karşı da belirli bir aykırılığı vardır. Bu nedenle varoluşçu diyalektik felsefe anımı onun için uygun görülmüştür. Ona göre, insanın özünde başarısızlık, ölüm, hata, acı çekme vardır. İnsan istemsizce özü gereği başarısızlık yapar ve bunun bilincine varırsa o her şeyin üstünde yer alabilir ve kendi varlığının aşkınlıkile meydana geldiğini anlayabilir. Marcel’e göre varoluş, var olan şey ile özdeşleşir, onu nesnelleştirmeye çalışır ve insan varlığının temeli Ben‘dir. İnsanlar özünü yaratması bakımından yaratıcı bir varlık ve benliğinin farkında oluş bakımından kendisini yineyaratıcı bir varlık olan Tanrı ile karşı karşıya getirir.

Sonuç olarak insanlar bir hiçlik olarak varoluşun ortasına atılmış varlıklardır, burada seçimler ve fikirler etkin değildir. İnsanlar varoluşun ortasında yaşam sebebini ve kendi varlıklarının nedenini anlama çabası gösterirler. Bu durumda tercihler ve seçimler doğrultusunda hareket ederler. Bu tercihler, fikirler, hareketler insan yaşamının sonuna kadar devam eder. Varoluşçuluğun iki çeşidine de çeşitli eleştiriler ve yorumlarda bulunulmuştur. Ancak bütün varoluşçuların ortak hedefi aslında içlerinde oluşan endişeyi ve tedirginlik halini çözümlemekten başka bir şey değildir. Bir kısmı kendilerini bir nedene bağlamadan sonsuz özgürlük alanını yalnızca kendilerinde bulurken bazıları ise bunu Tanrı’dan ayrı yapamamışlardır.

YAZAN: Sena Işıl İpekçi

KAYNAKÇA

ÇAVUŞOĞLU, Halis. (2017). ”Genel Olarak Varoluşçuluğa Bakış ve Varoluşçuluk Çeşitleri”. Journal Of Social And Humanities Sciences Research, Sayı.4, ss. 772-780.

STRATHERN, Paul. (1999). 90 Dakikada Kierkegaard. Çev. Murat Lu, İstanbul: Gendaş Yayınları.

TOPÇU, Nurettin.(2011). Varoluş Felsefesi Hareket Felsefesi, 4. Basım. İstanbul: Dergah Yayınları.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...