Felsefe hakkında her şey…

Nermi Uygur’un felsefe anlayışı

06.11.2022
Nermi Uygur’un felsefe anlayışı

Nermi Uygur, Felsefenin Çağrısı adlı kitabın ilk baskısının Ön Söz’ünde şunları söylemektedir:

Kitap, felsefenin felsefesi üzerine beş denemeyi kapsamaktadır. Felsefe Nedir? sorusuna belli bir aydınlık getirme savaşındadır. Felsefenin incelediği tek tek sorunları çözmekten çok, temel yapısıyla tüm felsefenin kuruluşunu konu diye almakta, dolayısıyla felsefe sorunlarının içine daha iyi görmeyi sağlamaktadır (Uygur 1971, Birinci Baskıya Önsöz).

Uygur, felsefeye nasıl yaklaşacağının haberini vermektedir. Felsefenin Çağrısı adlı kitap, Bir Felsefe Sorusu Nedir?, Felsefede Temellendirme, Felsefe mi Metafizik mi? Bölük Pörçük Felsefe, Felsefenin Dünü ve Yarını başlıklarını taşıyan bölümlerden oluşmuş, her bir bölümde, felsefenin bir temel özelliğinden hareketle felsefeyi anlaşılır kılmaya çalışmıştır.

Felsefe nedir? sorusuna cevap vermeyi deneyeceğini, bu görevi de felsefeye özgü soruların yapısını aydınlatarak yerine getireceğinin altını çizmiştir (Uygur 1971, 4). Bu görevi yerine getirirken neleri yapmayacağını da bildirmiştir:

  1. Felsefe nedir sorusunun karşısına eksiksiz bir çözüm formülüyle çıkmamak. Çünkü böyle bir cevap yoktur.
  2. Felsefe sorularını ya da disiplinleri sıralamamak (Uygur 1971, 4). Uygur’a göre felsefe bir araştırmadır ve araştırma, sorularını sık sık yenileyen bir çalışma biçimidir. Nerede sorular hep aynı kalmışsa, orada felsefe araştırma olmaktan çıkmış demektir. Philosophia Perennis’le (sürüp giden felsefe) tek tek felsefe sorularının değişmezliği gösterilmek istendiğinde, felsefe aslında ‘perennis” in karşıtı bir şeydir. Değişmez bir kuruluşu yoktur; değişik sorularla kendini korur.
  3. Felsefe sorularının felsefe tarihinden derlememek. Felsefe soruları, kılıkça yüzyıllarca değişmeden kaldığı sanılsa da, bunların katkısız birer felsefe sorusu olduğu mantıkça savunulamaz.
  4. Felsefeye yepyeni sorular buyurmak işine girişmemek (Uygur 1971, 4-5).

Üstlendiği ödev, ne kılıkta ortaya çıkarsa çıksın, hangi araştırma durumuna yol açarsa açsın, katkısız bir felsefe sorusunun tipik yapısını incelemektir (Uygur 1971, 5).

Uygur, felsefe sorularının eylemden çıkmadığı gibi, eylemlerle giderilemeyeceği düşüncesindedir (Uygur 1971, 6-7). Felsefe sorusu, filozofun kendi kendine sorduğu sorudur. Bir felsefe sorusu, filozofun kendi kendisiyle konuşmasıyla başlar, ya da bir soruyla başlayan konuşma sürdürülür (Uygur 1971, 11). Felsefe sorusu, kuruluşu gereği, cevabı “sorulana” bağlı olan bir soru değildir. Sorunun cevabı, başkaları tarafından değil, soran tarafından verilmesi gerekir (Uygur 1971, 11).

Felsefede herkes, gidebileceği yere kendi ayağıyla (sorularıyla) gider (Uygur 1971, 12). Felsefe sorularının, dünya ile evren ile bağları açık olmadıkları gibi (Uygur 1971, 12, 15), tam olarak cevaplandırılamazlar. Her cevap denemesi sorunun yeniden sorulmasını gerektirir (Uygur 1971, 13).

Uygur’a göre, nedir, felsefe sorularının kuruluşunu belirler. Felsefe sorularını felsefe sorusu yapan ölçüyü verir. Felsefe sorularındaki nedir dışa ilişkin bir ek değil, felsefe sorusunu vareden bir temeldir (Uygur 1971, 17). Ayrıca, Nedir bir şaşma belirtisidir (Uygur 1971, 18). Felsefe soruları bir bakıma dünyayı sormazlar. Felsefedeki nedir, kavramların anlamını sorar. Bu nedir’de şaşmayla karışık bir araştırma dileği açığa çıkar. Nedir doğrudan doğruya anlama yapışıktır. Nedir, “… anlamı nedir?” le aynı şeydir (Uygur 1971, 19). Felsefe sorusu ne evren olarak evreni ne de dil olarak dili sorar. Felsefe sorusu, dünyaya yönelmiş olan dilin anlamında derinleşmeyi başlatır denebilir. Böylece, felsefenin tümüyle bu derinleşme olduğu meydandadır (Uygur 1971, 21). Ona göre, felsefe sorusunun, bir felsefe sorusu olarak özellikleri, felsefenin özelliklerinden, hem de ana özelliklerinden başka bir şey değildir (Uygur 1971, 37). Sonuçlara ilişkin iki noktanın altını çizmek niyetindedir: İlkin, Aceleci sonuçların çıkmasını engellemek. Bu bağlamda, mantık kökleri bakımından, bu çıkarımların, zorunlulukla, tasvirlerin içinden derlenemeyeceğinden, bu açıklamalar olumsuz sonuçlardır. İkincisi, felsefe sorularının araştırılmasının önemli olduğu düşüncesidir (Uygur 1971, 37-38). Uygur, soruları çok önemsemektedir, çünkü felsefeyi başlatan sorulardır. Bu sorular, bir felsefe sorusu olarak, yalnız felsefede görülürler, felsefeye özgüdürler. Her ‘nedir’li soru, bir özü ya da bir kavramı bilim- ötesi bir kaygıyla soran her ‘… nedir?’ kuruluş biçimindeki soru, katkısız bir felsefe sorusudur. “Bilinç nedir?”, Tarih nedir? gibi (Uygur 1971, 43). Felsefe çalışmalarında sorular örtüktür ya da gözden kaçacak kadar az yer kaplarlar (Uygur 1971, 43).

Nermi Uygur, felsefede temellendirmelerin de felsefenin yapısına ilişkin olduğu görüşündedir. Felsefedeki cevapların mantıkça kuruluşu üzerinde yoğunlaşmak istediğini bildirmiştir (Uygur 1971, 44). Felsefe cevabını iyi bir şekilde görmek için ve “izm”den kurtulmak için, sorunu bir felsefe öğretisi açısından incelemeyeceğini belirtmiştir. Takip edeceği yol, Bir felsefe cevabı nedir? sorusudur (Uygur 1971, 44). Ona göre felsefe cevabında temellendirme esastır. Temellendirme sözü, temellendirme kavramı, tümüyle felsefenin işleyişini özetlemeye yardım eder (Uygur 1971, 44). Felsefede temellendirme nedir? Her felsefe temellendirmesi, belli bir felsefe sorusunun temellendirmesidir. Temellendirmeyle soru birbiriyle iç içedir ve birbirlerinden ayrılamazlar. Temellendirmeler, felsefede, ancak sorularıyla birlikte temellendirme adına hak kazanmaktadırlar (Uygur 1971, 44). Yaygın sanı, önce koyumun (aksiyom) olduğu sonra temellendirmenin geldiğidir. Görünüşte böyledir. Felsefeler koyumların değil, soruların merkezi dolayında kurulur. Felsefedeki koyumlar, görüşler, aslında daha önce sorulmuş olan sorulara birer cevap olarak anlam kazanırlar (Uygur 1971, 46). Kant’ın “Sentetik apriori yargılar nasıl olabilir?” sorusu ile İngiliz analitik çevresinde öne çıkan “sentetik apriori önermeler gerçekten olabilir mi?” sorusu, esas ve sonuç bakımından bambaşka kılıktaki iki ayrı felsefeyi nerdeyse zorunlu kılmıştır. Kabaca dendikte, Kant, metafiziği (belli bir metafiziği) canlandırmaya yönelmiş, İngiliz düşünürleri ise metafiziğin olamazlığını göstermeye çalışmışlardır (Uygur 1971, 47).

Felsefe temellendirmeleri, her türlü kestirmeyi dışarıda bırakırlar. Felsefede kestirmeden gitmek, felsefeyi kapar. Nedirli sorularda soru konusu şey üzerinde derinleşmek esastır. Derinleşme açıklıktır. Bir şeyi bir yönde kestirip atmak, derinleşmeyi bitirmektir. (Uygur 1971, 47). Felsefece temellendirmede istenen, deşmeye konu olan kavramı araştırmaktır. Araştırma, bir merkezi çepeçevre aydınlatmayı denemekle olur (Uygur 1971, 47-48). Temellendirme olarak araştırma, kavram aydınlatmaları, çokça çözümleme ve tasvir işi yapar (Uygur 1971, 48). Felsefede temellendirmenin öbür adı: oyalanma, deşme, araştırma, aydınlatma, çözümleme ve tasvirdir. Temellendirme, felsefede bir denemedir. Felsefe temellendirmesi bitmemişliktir (Uygur 1971, 48). Bu anlayışın en iyi göstergesi, tarih boyunca ortaya konulmuş felsefelerdir. Yeniden tartışma konusu yapılmayan bir tek felsefe temellendirmesi gösterilemez (Uygur 1971, 48). Sentetik önermelerin ne olduğunu bilmediğimizin en iyi göstergesi onlar üzerindeki tartışmaların devam etmesidir (Uygur 1971, 49). Cogito tanıtlanmış olsaydı, bir daha ele alınmaması gerekecekti (Uygur 1971, (Uygur 1971, 52). Temellendirme deyince, çok kez tanıtlama (demonstratio) akla gelir. Felsefe tanıtlamalar ötesi bir çalışma bölgesidir. Felsefe temellendirmelerine sözün genel geçer anlamında tanıtlama gözüyle bakılamaz (Uygur 1971, 49). Felsefe temellendirmeleri, gevşek, kural dizisi diye bir şeyi olmayan, adımlı gidişten söz açtırmayan, ana durakları çoğun nerede başlayıp nerede bittiği kesinlikle belli edilmeyen, çatısı her zaman çizilemeyen bir gidiştir (Uygur 1971, 51). Tanıtlama biçimi bir pasta kalıbına benzetilebilir. Bu kalıba uygunluk tanıtlamayı verir. Felsefede temellendirme, dolambaçlı yolları, karışık geçitleri, ayrı türden bağlantıları olan büyükçe bir kentten farksızdır. Bundan felsefe temellendirmelerinin bir “biçimi” yoktur, tanıtlamanın çatısını (haklı olarak yapıldığı gibi) biçimce bağlılıkta arayacak olursak, felsefe temellendirmelerinin birer tanıtlaması olmadığını söyleyebiliriz (Uygur 1971, 51). Felsefe tanıtlamasız bir temellendirmedir. Tanıtlama ve temellendirme farklı açıklama tarzlarıdırlar (Uygur 1971, 53-54)

Felsefe temellendirmelerinin mantıkla bir alıp vereceği yoktur. Mantık sadece biçimsel mantık değildir. Mantık tutarlı düşünmektir. Tutarlı düşünme ise, düşünme durumlarına göre değişir. Bazen tutarlılık, biçimce bağların gevşetmesiyle elde edilebilir. Temellendirme, biçimsellik anlamında, tanıtlama değildir. (Uygur 1971, 54-55). Gerçekte, felsefe ne mantıktır, ne de mantık ötesi bir çalışma biçimidir. Felsefeyi mantıkla çözmek kadar mantık dışına aktarmak da felsefe temellendirmenin özel yapısına aykırı düşer. (Uygur 1971, 55). Felsefedeki temellendirmelerde hem tümdengelim hem de tümevarım kullanılır (Uygur 1971, 56). Filozofun temellendirmesi en sonunda aşağı yukarı şöyle der: Ben kavramların işleyişinde bu kadarını gördüm (Uygur 1971, 58). “Ben bunu göremiyorum” demek, “ben başka şeyler görüyorum” demeğe gelir (Uygur 1971, 58)

Felsefede temellendirmenin başarı ölçüsü nedir? (Uygur 1971, 58) sorusunu soran Uygur’a göre, tek ölçü yoktur birçok ölçü vardır. Bir felsefe temellendirmesini doğrulamada başvuracağımız her dayanak, bu temellendirmenin başarısı için bir ölçüdür (Uygur 1971, 58-59). Bu Anglosakson felsefenin doğruluma sorununa gelip dayanmaktadır (Uygur 1971, 59-60). Asıl soru şudur: Bir felsefe temellendirmesi nasıl doğrulanır? Bir felsefe temellendirmesi, incelediği kavramları, işledikleri gibi gösterebiliyorsa, başarılı bir temellendirmedir; bunu yapamıyorsa, başarıya ulaşamamıştır. Temellendirme uğraşısında, filozofun gördüğüne bakmak, aynı şeyleri görüyorsak temellendirmeyi başarılı saymak, görmüyorsak başarılı saymamak gerekir. Çok sık başvurulun bir yol olmakla birlikte, kestirme sonuçlar vermediği de olur (Uygur 1971, 60). Kısaca dendikte, her felsefe temellendirmesi doğruluk ölçüsünü kendi içinde taşır. Gerçeğin başka türlü olabileceğini sanmak, felsefe temellendirmelerine dıştan ölçüler buyurmak, yanlışlarla avunmak olur (Uygur 1971, 60). Yetkin bir felsefe temellendirmesi var mıdır? sorusunun sorulabilmesi, felsefe temellendirmesinin, yetkince, varlığını sarsacak bir hava yaratmaktadır. Yetkinlikten, hiçbir felsefe tartışmasına yol açmamak anlaşılıyorsa, felsefe temellendirmesi yetkin değildir. Felsefe temellendirmesi, tanıtlama ötesi kuruluşundan ötürü, felsefe temellendirmesi olduğu için, böylesine bir yetkinliğe ulaşamaz (Uygur 1971, 63- 64). Bir temellendirmenin sonradan tartışma konusu olabilmesi ise, o temellendirmenin bir araştırma olduğuna tanıktır (Uygur 1971, 64-65). Bir felsefe temellendirmesinin yetkinliği, gerektirdiği tartışmalarla ölçülebilir (Uygur 1971, 65). Aristoteles, Descartes, Kant, Renouvier, N. Hartmann, Ryle deyileri (kategorileri) temellendirmişlerdir. Bu temellendirmelerden hangisi daha yetkindir? Hiçbirinin keskin bir yetkinliği yoktur (Uygur 1971, 65-66). Her felsefe temellendirmesinin yetkinlik ölçüsü, bu temellendirmenin bağlamındadır. Bu bağlam, yeni bağlamları, yeni görme çabalarını gerektirmekle yetkinliğini tanıtır (Uygur 1971, 66).

Nermi Uygur, metafiziği felsefeden ayrı bir düşünce biçimi olarak kabul etmektedir. Ona göre, metafizik ile felsefe arasındaki bağ önemli bir sorundur. İlk akla gelen, bunları, metafizik ile felsefeyi birbirinden ayırmamaktır. Aslında metafizik, özel bir düşünme etkinliğine bu etkinlikte ortaya konana verilen addır. Bütünüyle evreni bilme denemesidir. Varlığa çevrilmiş ve varlığı çepeçevre bir bilgide kavramaya çalışır. Felsefe ise, hem yönelişi hem başarısı metafizikten ayrılır. Felsefe ne çeşitten olursa olsun dil yapıtlarına yönelir; bu yapıtlar felsefenin konusudur. Felsefe, yerine göre değişik bir söz (ya da işaret) dağarcığı ile söz (ya da işaret) dizisinden yararlanarak “dile” getirilen görünümleri bu dile getirilişlerinde araştırıp geliştirmekle görevlidir. Felsefenin başarısı verdiği bilgilerdir. Felsefenin konusu, doğrudan doğruya evren değil, evreni bilme savı güden bilgilerdir. Felsefe, “evren nasıldır? Diye sormaz. Sorduğu, evreni bildiğimiz bilgiler nasıldır? Neye göre sağlamlık dereceleri belirlenir? Bilgi nedir? çeşidinden sorular sorar (Uygur 1971, 101). Dolayısıyla metafizik ile felsefe birbirlerinden başka etkenlik alanlarıdırlar. Gerek soruları gerekse cevap denemeleri başkadır. Metafiziğin baş sorusu, “özüyle evren nasıl kurulmuştur?” felsefeye girmez (Uygur 1971, 102).

Uygur’a göre, metafizik olmayan felsefenin en belli başlı niteliklerinden biri, başarılarını bölük- pörçük bir kılıkta ortaya koymasıdır. Felsefeyi sık sık karıştırıldığı metafizikten ayıran çokçu bu bölük- pörçüklüktür (Uygur 1971, 121). Metafizik bütüncü düşünme biçimidir. Gerçekten, her metafizik parçalanamayan bir bütündür (Uygur 1971, 121). Metafizik yapılara çoğunlukla sistem adı verilmektedir. Metafizikler programları gereği kapalıdırlar (Uygur 1971, 122). Metafiziklerin yetkinlikleri kapalılıklarıyla birlikte gider. Bir sistemi kapatmak, araştırmaya son vermektir (Uygur 1971, 1122-123). Metafizik sistemler, tek yanlı olduklarından izmlerin oluşmasına neden olurlar (Uygur 1971, 123). Felsefe ile sistemin yan yana kullanılması. Felsefe sistemi deyimi, felsefenin metafizikle bir tutulması anlamındadır. Ancak felsefe sistemi deyiminden kaçınmalıyız (Uygur 1971, 123-124). Felsefeyi felsefe yapan, metafizikten başkalığını sağlayıp pekiştiren özel bir işleyiş, tam da felsefedeki sistemsiz işleyiştir (Uygur 1971, 125). Felsefe yapılan her yerde ortaya konulan bölük- pörçük bir başarıdır. Çünkü araştırdığı konular sınırlıdır; her şeyi bilmek istemez felsefe. Konusuna hep yeni yeni açılardan sokulmayı dener. Bu bakımdan felsefeye özgü çalışma biçimi “bütüncü” değil parçacıdır. Her şeyi aydınlatma dileği çok şeyi karartmaya götürür. Ortalamalar, genellemeler, acele sonuçlamalar, ille de kuşatıcı, yusyuvarlak açıklamalar felsefenin bilme titizliğiyle bağdaşamaz. Olmuş bitmiş bilgi tabloları felsefeye yabancıdır (Uygur 1971, 125). Bu nedenlerden dolayı, felsefe, bölük- pörçük olmak zorundadır. Bölük- pörçüklük bakımından üç önemli nokta: 1- Felsefe bölük pörçüktür. 2- Bölük pörçülük felsefenin yararınadır. 3- Felsefe bölük pörçük olmak zorundadır (Uygur 1971, 134).

Nermi Uygur, analitik felsefe anlayışını benimseyip sürdürmüştür. Felsefenin tarihsel disiplinlerindeki sorun yumakları üzerine çalışmak yerine, felsefe yapmanın şartları, felsefi tutumun özellikleri üzerinde yoğunlaşmıştır. Felsefe sorusunun özellikleri, felsefede temellendirme yapmanın şartları gibi konularla felsefi bir tavrın nasıl geliştirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca tek felsefe anlayışının olmadığını, felsefede sorunlara yaklaşımın çok çeşitli olduğunu da göstermiştir. Felsefeye yaklaşımlara mesafeli dururken, kendini yaşama felsefesi çerçevesinde ifade etmektedir. Dil felsefesi sorunlarına, özellikle de Türkçe’nin imkanlarıyla düşünmeyi bir tutku olarak benimsemiştir. Felsefeyi, felsefe sorunlarına getirilen cevaplar yerine, bir yöntem olarak temellendirmeyi denemiştir. Felsefenin yöntem olarak temellendirilmesi, felsefe tarihinde yer alan sorunların tamamını belli bir bütünlük içinde görme imkanı sağlamaktadır. Uygur’un bu tutumu en açık bir şekilde Felsefenin Çağrısı (1971), Kuram Eylem Bağlamı (1975) adlı çalışmalarında kendini göstermektedir. Felsefe hakkında felsefe yapmak onun en önemli uğraşısıdır. O meta- felsefe yapmayı sevmektedir. Uygur’un felsefe anlayışının diğer yanı, İnsan Açısından Edebiyat (1977), Güneşle (1969), Yaşama Felsefesi (1981) gibi çalışmalarında ifadesini bulan denemeler çerçevesinde ortaya koyduğu yaşama felsefesidir. Uygur, yöntemden hareketle felsefenin genelini, felsefi tutuma uygun, bütünlüklü bir yapı olarak sergileyen, aynı zamanda yaşama felsefesi bağlamında denemeler ortaya koyan en önemli düşünürlerimizden biridir (Bıçak 2011, 270-271).

Kaynak: TÜRKİYE’DE FELSEFENİN GELİŞİMİ I, s. 86-90, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2456 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1428

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...