Duygu ve Duygusal Gelişim

felsefe Nedir

Duygusal gelişim bireyin gelişim sürecinin önemli bir boyutudur. İnsanı diğer canlı varlıklardan ayıran duyguların bilişsel, psikolojik ve sosyal olmak üzere üç önemli işlevi bulunmaktadır.

Bilişsel gelişim açıdan duyguların önemli işlevleri vardır. Çünkü her duygu bir düşünceden kaynaklanır. Çok önemli bir sınava girecek olan öğrenci, eğer sınavına çok iyi çalışmış ise ve sınava hazır ise heyecan yaşayacak, güven ya da umut duygularının hissedecektir. Çalışmadan girdiği sınavın öncesinde ve sonrasında sıkıntı, kaygı ya da korku gibi duygular yaşayacaktır. Bilgi yarışmasında sorulan bütün soruları bilen çocuk kendi ile gurur duyacak, dokuz aylık bir bebek oyuncağının düğmesine basınca çıkan melodiyi duyunca şaşıracaktır. Yani yapılan bütün bilişsel faaliyetlerin ardından belirli bir duygunun yaşanması normaldir. Ancak bazen de bireyin duygusal durumu bilişsel süreçlerini etkiler. Çok iyi hazırlandığını düşündüğü bir sınava giren aşırı kaygılı bir öğrenci, sınavda sorulan basit soruları bile kaygı ve heyecandan yapamayabilir. Hayatımız boyunca karşılaştığımız yeni durumlara genellikle önce bilişsel, daha sonra da duygusal şekilde tepkiler veririz.

Psikolojik gelişim açısından duygular bireyin gelişiminde önemli bir role sahiptir. Duygular çocuğun davranışlarını düzenler. On yaşındaki bir çocuk buz pateni yapmayı isteyip buzda kaymayı öğrenir ve bunda da başarılı olup takdir edilirse, bu beceriyi devam ettirme konusunda motive olur. Daha iyi kaymak için çok çaba gösterir. Ancak kaymaya başladığından beri sürekli olarak düşerse, kolunu, dizlerini yaralarsa cesareti kırılır ve bir daha buz pateni yapmayı istemez. Çocuğun yaşadığı duygu durumu onun neyi yapıp, neyi yapmaması gerektiğine karar vermesine yardım eder.

Sosyal gelişim açısından da duyguların önemli bir işlevi mevcuttur. Duygular sayesinde çevrede bulunan diğer insanlarla iletişime geçer, bu iletişimi sürdürür ya da sona erdiririz. Eğer çocuk sağlıklı bir duygusal gelişim gösteremezse, anne-babasıyla, kardeşleriyle, arkadaşlarıyla iyi iletişim kuramaz. Çevreye uyum sağlamada güçlük çeker. Bankta tek başına oturup ağlayan birisini gördüğümüz zaman yanına gidip, onu rahatlatmaya çalışırken aynı zamanda sosyal bir iletişimi de başlatmış oluruz.

Kısacası yaşanan bütün olumlu ve olumsuz duygular bireyin diğer gelişim alanlarını da etkilemektedir. Diğer alanlarda yaşanan problemler de bireyin duygusal gelişimini etkilemektedir.

Duygusal gelişim doğumla başlayıp, hayat boyu devam eden bir gelişim türüdür. Birey hayatının farklı dönemlerinde yaşamış olduğu duygusal olaylara farklı tepkiler verir. Mamasının tadını beğenmeyen bir bebek, bunu yüzünü buruşturarak, bağırarak ya da ağzındakileri annesinin yüzüne püskürterek belli eder. Ama biraz daha büyüdüğünde, hoşnutsuzluk duygusunu değişik biçimlerde ifade eder. Yetişkin biri ise bir arkadaşının pişirip sunduğu bir yemeği beğenmemiş olsa da duygularını denetlemeyi öğrendiği ve karşısındakini incitmek istemediği için, beğenmiş gibi davranabilir. Çünkü duygularımız yaşla ve öğrenmeyle birlikte farklılık gösterir ve değişikliğe uğrar.

Psikologlar değişik açılardan duyguların sınıflamasını yapmışlardır. Genel olarak yaşadığımız duyguları üç başlık altında toplamak mümkündür.

  • Saldırgan davranışlara yönelten duygular: Öfke, kıskançlık, nefret, düşmanlık gibi.
  • Yasaklayıcı ve savunucu davranışlara yönelten duygular: Korku, üzüntü, sıkıntı, hüzün, keder, bıkkınlık ve şiddetten korkma gibi.
  • Sevindirici davranışlara yönelten duygular: Sevgi, şefkat, haz, zevk, merak gibi duygular.

Bu duygulardan hangisini yaşanırsa yaşansın, duyguların yoğunluğuna göre bedende bir takım değişiklikler meydana gelir. Kaygı hissedildiğinde insanın midesine kramplar girer ya da midesi bulanır. Üzüldüğünde ise boğazına sanki bir yumruk gibi hislere kapılır. Birey utandığı zaman yüzü kızarır, terler. Şaşırdığında gözleri fal taşı gibi açılır. Korkup heyecanlandığı zaman kalp atışları hızlanır, solunum artar, ter basar. Kızgınlık ya da öfke duyduğunda yumruklar hemen sıkılır; bedende bir kasılma meydana gelir. Mutlu olunduğunda ise gözlerinin içi güler.

Kaynak: ATA-AÖF, GELİŞİM PSİKOLOJİSİ, Yrd. Doç. Dr. Arzu GÜLBAHÇE

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*