Tümevarım (Endüksiyon) Nedir, Ne Demektir?

Tek tek olgulardan yola çıkarak genel önermelere ulaşabilmek için izlenen düşünme yoluna, tümevarım ya da endüksiyon denir. Diğer bir deyişle özelden genele, tikelden tümele giden akıl yoludur. Tekil ve tikelden tümeli, özelden geneli çıkaran uslamlama yöntemidir. Francis Bacon, bilimsel araştırma yönteminin felsefesel içeriğini saptayarak tümevarımı şöyle tanımlamıştır: “bilmek için sınamak, gözlemlemek, olayları çözümlemek ve sonra ayrı olaylardan genellemeler yapmak ve sonuçlar çıkarma yöntemi” . tümevarım yöntemi , bilimsel önemini 17. ve 18. yüzyıllarda kazanmış ve Francis Bacon, Galile , Newton ve John Stuart Mill’in katkılarıyla bir hayli gelişmiştir.

Bugün iki türlü tümevarım ayırt edilmektedir: Bir sınıfa giren bütün öğelerin incelenmesi sonucu olan tam tümevarım, bütün öğelerin incelenemeyeceği durumlarda zorunlu olarak başvurulan ve çok sayıda öğenin incelenmesiyle yetinen eksik tümevarım. Eksik tümevarımlarda varılan sonuç belkili bir sonuçtur. Örneğin birçok kedinin kuyruklu olduğuna bakarak bütün kedilerin kuyruklu olduğu yolunda tümevarımsal bir sonuç çıkarırız, ne var ki Man adalarında yaşayan kediler kuyruksuzdur. Bu yüzden “bütün kediler kuyrukludur” dememiz daha doğru olurdu.

Deneysel bilimler, olaylardan yasalara götüren bir yöntem olan tümevarım yöntemini kullanırlar, tümdengelimi kullanırlar . örneğin bir buz parçasının ateş üstünde eridiğini birçok kez görsek “ateş buzu eritir” tümevarımını uslamlarız. Bilim, şöyle bir tasımlama yaparak bunu yasalaştırır: birinci öncüle nedensellik ilkesini koyar ve “ aynı nedenler aynı koşullarda aynı sonuçlar verir” der. İkinci öncüle deneylerimizin sonuçlarını yerleştirir ve “ateş buzu eritir” der. Sonra bu sonucu tümelleyip bilimsel bir yasa haline getirir ve “ısı her zaman buzu suya dönüştürür” der. Bu yasayı bilimsel olarak ortaya koyan , görüldüğü gibi, nedensellik ilkesidir, sadece gözlemlerimiz ve deneylerimiz değildir

Diyalektik materyalizm, tümevarımla tümdengelimi, bilgi sürecinin, birbirlerini belirleyen ve kopmaz bir bağımlılık içinde bulunan yanları olarak görür; ayrı ayrı yeterli bulmaz ve bunlardan birinin saltıklaştırılmasına karşıdır. Tümevarımla tümdengelimin bağımlılığı, kuramla kılgının bağımlılığı gibidir. Deneysel verilerden kuramsal sonuçlar çıkarılırken (tümevarım) o kuramsal sonuçları deneyleyerek (tümdengelim) doğrulamak gerekir.

Tümevarım, zihnin tikelden tümele gidiş yoludur. Bir bütünün parçalarına dayanarak o bütün hakkında bir hüküm vermeye tümevarım denir. Tümevarım, eksik veya tam olarak karşımıza çıkabilir. Tam tümevarım, bir bütünü oluşturan parçaların hepsini tek tek ele alarak o bütün hakkında bir yargıya varmaya denir. Buna şekilsel tümevarım da denilmektedir.

Şekilsel tümevarıma bir örnek:

– Pazartesi, salı, çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi ve pazar günlerinin hepsi 24 saattir.

– Pazartesi, salı, çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi ve pazar günleri bir haftanın bütün günleridir.

– O hâlde haftanın günleri, 24’er saattir.

Hafta parçaların oluşturduğu bir bütündür. Haftanın parçaları olan günler teker teker ortak özellikleriyle birlikte sayılmış ve günler hakkında hüküm verilmiştir. Günler haftanın bütün parçaları olduğundan, bu hüküm hafta için de geçerlidir. Aristoteles’in tümevarımdan kastı işte bu şekilde akıl yürütmeyle ortaya çıkan tümevarımdır. Yani şekilsel tümevarımdır.

Eksik tümevarım ya da diğer adlarıyla büyültücü tümevarım ya da bilimsel tümevarım ise bir bütünü oluşturan parçaların hepsine değil de bir kısmına bakarak bütün hakkında hüküm vermek ve kanunlara ulaşmak demektir. Örneğin Arşimed, suya batan birkaç cismi üst üste gözlemleyerek bu gözlemleri sonucunda o meşhur çıkarımına ulaşmıştır: “Bir sıvıya daldırılan bir cisim, aşağıdan yukarıya doğru bir itme kuvvetinin etkisinde kalır. Bu kuvvet, cismin taşırdığı sıvının ağırlığına eşittir.” Burada da görüleceği üzere Arşimed, aynı sonuca ulaşan birkaç gözlem sonucunda genel bir kanıya varmış ve hükmünü bu yönde vermiştir. İşte deneysel bilimlerin kullandığı tümevarım, bu eksik tümevarımdır.

Eksik tümevarıma bir örnek:

– İnsan canlıdır ve beslenir.
– Hayvan canlıdır ve beslenir.
– Bitki canlıdır ve beslenir.
– O hâlde tüm canlılar beslenir.

Bu örnekte görüleceği üzere insan, hayvan ve bitki özellerinden yola çıkarak “tüm canlılar” geneline ulaşılmış ve tümel bir yargıda bulunulmuştur. Yani insan, hayvan ve bitki, tüm canlı skalasını temsilen kabul edilmiştir. İşte bu tümel yargıya ulaşma sistemine, eksik tümevarım denilmektedir.

Bu iki tümevarım biçimi arasında şöyle bir fark söz konusudur: Birinci tümevarımda, yani tam tümevarımda sonuç zorunludur. İkinci tümevarımda, yani eksik tümevarımda ise sonuç olumsal, yani muhtemeldir. Klasik mantık disiplininin uğraştığı ve ele aldığı tümevarım, birinci türden tümevarımdır. Şimdi birinci türden tümevarıma, yani tam tümevarıma bir örnek daha vereceğiz ve bu örnek Aristoteles’in doğrudan kendi örneği olacak. Aristoteles şöyle bir örnek ortaya koymuştur:

– İnsan, at ve katır uzun ömürlü canlılardır.
– Bütün safrasız hayvanlar; insan, at ve katırdır.
– O hâlde bütün safrasız hayvanlar uzun ömürlüdür.

Bu örnekte görüldüğü üzere sonucun kesin olması için ve dolayısıyla da tümevarımın mümkün olması için, küçük terim olan “safrasız hayvanlar” ile orta terim olan “insan, at ve katır”ın eşdeğer olması gerekir. Çünkü sonuçta birinci önermenin konusu olan “insan, at ve katır” yerine konu olarak “bütün safrasız hayvanlar” gösterilmiştir. Bunun anlamı şudur: Tümevarımda, sayımın tam olması gereklidir.

Tümevarımın diğer tanımları şu şekilde yapılabilir:

– Tekil olandan, özel olandan genel olana giden, tek tek olgulardan genel önermelere varan yöntem; burada ve şimdi gözlenilmiş olanlardan belli bir türün bütün durumları için geçerli olan yasaya gider. Tam olan tümevarım (Lat. inductio compléta)’da olanaklı olan bütün durumlar araştırılmıştır, bundan dolayı mantıkça zorlayıcı bir niteliği vardır; tam olmayan, bundan böyle olasılı olan tümevarımdan (Lat. inductio incompleta) tam olanı ayırmak gerekir.

– Teklik olandan, özel olandan genel olana giden, tek tek olgulardan genel önermelere varan yöntem, istikra, endüksiyon.

– Kişilerin, özellikle bilim adamlarının gözlem ve deneylere dayanarak yeni varsayımları benimsemeleri süreci.

– Tek tek olgulardan genel önerilere geçmek üzere izlenen düşünme ve inceleme yolu. 2. Mantıkçılara göre öncüllerinin doğruluğu sonucunun doğruluğunu olasılı kılan çıkarım biçimi.

– Özelden genele, tikelden tümele giderek ya da olguların gözleminden genelliklere vararak bilgi üretme yöntemi.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 3. Sınıf “Klasik Mantık” ve “Modern Mantık” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM)

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*