Atomculuk (Bölünemezcilik) Nedir, Ne Demektir?

Atomculuk Nedir?
Atomculuk Nedir?

Atomculuk (Bölünemezcilik) Okulu, maddeci filozoflar Empedokles ve Anaksagoras’ın ardından Leukippos ve onun öğrencisi Demokritos tarafından benzer bir materyalizm doğrultusunda oluşturdukları ve geliştirdikleri atom düşüncesiyle anılan felsefe okuludur.

Genel anlamıylaysa atomculuk, nesnelerin bölünmez parçalardan meydana geldiğini ileri süren öğretidir.

Empedokles, Anaksagoras ve Abdera düşünürleri (Leukippos ve Demokritos) (Epikuros ve Lukretius da N.) Atomculuk Okulu adı altında toplanırlar. Bu düşünürlere göre yaratılmamış, yok olmayan, değişmeyen varlık özdeksel atomdur.

ATOM NEDİR?

Atom duyusal ya da görülür değil ama ancak düşünülebilir ya da kavramsaldır ve böyle olarak kökensel töz, arkedir. Demokritos atomları sosuz sayıda küçük parçacık olarak düşünür. Yok edilemez ve bütünüyle doludurlar, hiç boş uzay kapsamazlar. Bu yüzden Pisagor’un monası gibi matematiksel olarak bölünemeyen şeyler değil, fiziksel olarak bölünemeyen parçacıklardırlar. Bu yok   edilemezlikleri nedeniyle ilksiz-sonsuzdurlar.

“Kesilemez” ya da “bölünemez” anlamına gelen Atomun gene de şekilli olması Demokritos’un kurgul düşüncesindeki zayıflığa bağlıdır. Dışsal bileşimler böyle şekilli atomlar olmaksızın olanaksızdır.

Atomun Günümüzde Bilinen Yapısı
Atomun Günümüzde Bilinen Yapısı

ATOMCULUK NEDİR?

Atomcu okula göre evren bileşik cisimlerden oluşur, bunlarsa maddenin en küçük ve bölünemez parçası olarak kabul edilen atomlardan meydana gelir. Başka bir açıdan bu okul, evrendeki her şeyin boşluk içindeki hareketleri sonucu meydana geldiğini, dolayısıyla evrende mutlak anlamda bir nedenselliğin varolduğunu, insan ruhunun da daha incelmiş atomların hareketinden oluştuğunu, hatta bir yerde tanrıların bile maddesel olduklarını öne sürer.

Her şey görülemeyecek, hatta daha fazla bölünemeyecek kadar küçük atomlardan oluşur (Atom sözcüğü ufalanamayan anlamına gelen Yunanca kelimeden türemiştir). Varolan her şey atomlar ve boşluktur. Var olan bütün farklı nesneler, atomların boşlukta meydana getirdikleri farklı bileşimlerden ibarettir. Atomlar yaratılmamıştır ve yok edilemez; evrendeki bütün değişme ya atomların ya da yerlerinin değişmesinden meydana gelmiştir. Doğadaki her şey, bu bileşenlere ayrılabilir ve bu sebeple gördüğümüz tüm çeşitlilik aslında tek bir türe yani atomlara indirgenebilir.

Anaksagoras’tan farklı olarak Atomcular, bu sonsuz sayıdaki bileşenlerin niteliksel olarak değil sadece büyüklük ya da şekil anlamında niceliksel farklılıklar gösterdiklerini ifade ederler. Anaksagoras’ın Nous’una başvurmamış, her şeyi mekanik nedenlerle açıklamaya çalışmışlardır. Değişim zaten atomların içinde bire özsel nitelik olarak bulunmaktadır.

BİR YÖNTEM OLARAK ATOMCULUK

Atomculuk (Bölünemezcilik) aslında felsefede ve bilimde bir yöntemdir. Kavramları parçalara ayırarak açıklama yani tümevarımın bir çeşididir. Atomculuk (Bölünemezcilik) kavramı sözlükte şöyle tanımlanır: “Genel olarak kompleks ya da karmaşık fenomenleri, onları sabit ve değişmez parçacık ya da birimlerin toplamları olarak görmek suretiyle açıklayan , fiziki dünyanın, maddi evrenin gözle görülemeyecek kadar küçük parçacıklardan meydana geldiğini savunan görüş” (Ahmet Cevizci – Felsefe Sözlüğü)

Örneğin kan tahlillerinde kanın tamamı değil bütünden alınan bir parça örnek incelenir. Buradan şu sonuca varabiliriz ki alınan kan parçası kanın bütününe göre, atomik bir yapı arz eder. Sosyal bir kurum incelenirken de seçilecek iyi(bütünün özelliklerini taşıyan) bir örnek bizim bütün ile ilgili yargı vermemizi sağlar. Yine benzer bir şekilde elma yerken ilk alınan tat bize elmanın geri kalanının tadı hakkında bilgi verir, yani bu parça bütünün özelliklerini taşır. Kimyacılar da atom kavramının anlamına en uygun düşen bir şekilde maddeleri atomlarının ve moleküllerinin özelliklerine göre yanıcı, patlayıcı, metal, ametal, asit, baz, ekşi, tatlı gibi sınıflandırırlar.

ATOMCULUK ANLAYIŞININ TARİHSEL GELİŞİMİ

Atomcu okul bir yandan Parmenides’in monist yaklaşımına öte yandan Anaksagoras’ın çoğulcu yaklaşımına bir tür tepki olarak gelişmiştir; özellikle de birincisine karşı. Demokritos yalnızca varolanları değil ruhu da atomlardan oluşan bir şey olarak düşünerek materyalizmi ileri noktalara taşımış, felsefe tarihinde materyalizm eğilimi için en güçlü başlangıç noktalarından birini meydana getirmiştir.

Atomcu felsefe tarihte üç isimle anılır. Eski Yunan’da Leukippos ve Demokritos, Roma’da ise Epiküros’tur. Bu seminerin konusu ilk atomcular Leukippos ile Demokritos ve onların atomcu felsefelerdir.

Atomculuk (Bölünemezcilik), materyalizmin bir biçimi olarak daha sonra Epiküros ve Lukretius tarafından savunulmuş ve uzun bir dönem sonra etkisini kaybetmiştir. Etkisini bu süreçte kaybeden atomculuk anlayışının 17. yüzyılda bilimsel çalışmalar ve teoriler içinde yeniden canlandığı görülecektir.

Atomculuk, Epikuros’la Lucretius’un aracılığıyla Gassendi ve Bacon’a ulaşarak doğa bilimlerinin doğuşunu sağlamıştır. Bir Rönesans adamı olan Pedrus Gassendi, doğayı bir organizma olarak ele alan Aristocu skolastiğe karşı, atomculuğun getirdiği mekanist anlayışı savunmuştur. Bu anlayışa göre doğa, atomlarla ve atomların hareketleriyle gerçekleşmiştir.

ATOMCULUK HAKKINDA KONU BAŞLIKLARI

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*