Sosyal Hareketlilik ve Sosyal Alışveriş Nedir, Ne Demektir?

felsefe Nedir

Tocqueville’nin demokrat toplum kültüründe göze çarpan önemli bir nitelik sosyal hareketlilik kavramıdır.

Sosyal hareketlilik, aynı zamanda sosyal davranışların ve sosyal ilişkilerin alışverişe dökülmesine zemin hazırlamaktadır. Bu durum, sosyal ilişkilerde güven duygusunun da oluşmasını sağlayacaktır. Tocqueville’ce söylenirse gönüllü kuruluşlardaki etkileşim, bireysel Amerikalıları birbirine bağlayan sosyal bir yapıştırıcı özelliğindedir. Avrupa’da ise alışık olduğu şekilde daha geleneksel ve hiyerarşik ilişkileri bir arada tutan resmi statü ve yükümlülüklerinin aksine Amerika’daki durum; resmi ilişkiler dışına taşma isteği ve güvene ulaşabilmek için sosyal riskten kaçma isteğinin hâkim olduğu görülür.

Tocqueville, sosyal hareketlilikten bahsederken “toplanma iktidarı” kavramından bahsetmektedir. Buna göre “umumi bir yolda tıkanma oldu mu, yolcular derhal bir meclis halinde birleşir ve meseleyi müzakere ederler. Bu bağlamda insan iradesinin fertlerin müşterek gücünün hür faaliyetiyle ulaşamayacağı hiçbir şey yoktur” (1962: 46). Bahsi geçen bu durum, demokratik kültürün en belirgin niteliklerinden birisidir. Sorunların çözümü, herkesin fikrini sunduğu, tartışmaların yapıldığı ortak bir zeminde aranmaktadır. Sivil toplum örgütleri ve siyasi partiler bu ortak zeminin oluşturulduğu yerler olması bakımından demokratik toplumda önem taşımaktadır. Tocqueville’nin örgütlenmeleri anlatırken kullandığı sosyal hareketlilik kavramı, sosyal sermayenin temel argümanlarından biri olan ağ toplumuna da gönderme yapmaktadır. İletişim ağları kuvvetlidir ve sosyal ilişkiler, bu ağlar sayesinde sürekli devinim halindedir.

Tocqueville’ye göre, aristokratik yapıda insanlar doğumdan itibaren içinde dünyaya geldikleri toplumsal sınıfın üyesi olurlar ve diğer sınıfların üyeleriyle ilişki kurmaları belli kurallara tabidir. İnsan ilişkileri eşitlik üzerine değil, eşitsizlik üzerine ve ayrıcalık üzerine kuruludur (Çağla, 2006: 75). Yani aristokratik toplum, farklıkların sürdürülmesi ilkesi üzerine kurulu iken demokrat toplum; farklılıkların lağvedilmesine dayanır. Bir diğer ifadeyle demokratik yapı “şartların eşitliği” kabulü üzerine kuruludur. Tocqueville’ye göre söylenirse gönüllü kuruluşlardaki etkileşim, bireysel Amerikalıları birbirine bağlayan sosyal bir yapıştırıcı özelliğindedir. Avrupa’nın alışık olduğu şekilde daha geleneksel ve hiyerarşik ilişkileri bir arada tutan resmi statü ve yükümlülüklerinin aksine Amerika’daki durum; resmi ilişkiler dışına taşma isteği ve güvene ulaşabilmek için sosyal riskten kaçma isteğinin hâkim olduğu görülür.

Aristokratik yapının katı sınıf yapısı, sosyal hareketliliğin oluşmasına engelken, demokrat toplumlarda sınıflar arası geçişlerin kolay olduğu bir durumun varlığı göze çarpmaktadır. Tocqueville, bu duruma dikkat çekerken şu ifadeleri kullanır: “Daha sonraları birdenbire sınıflar karışmaya başlıyor, insanları birbirinden ayıran sebepler ortadan kalkıyor, toprak taksim ediliyor, iktidar demokratlaşıyor ve demokrasi gürültüsüzce adetlere ve müesseselere hâkim oluyor” (1966: 7). Bahsi geçen dönüşümün bir diğer betimlemesini sınıfların örgütlenişi bağlamında ele almak mümkündür. Buna göre aristokratik yapıda her sınıf, bir diğerine yakınlaşıp birbirleriyle karıştıkça üyeleri birbirlerine yabancılaşır ve kayıtsızlaşır. Aynı zamanda aristokratik yapının üyeleri köylüden krala kadar izlenebilen bir zincir halinde örgütlenmiştir ve demokrasi bu zinciri kopararak halkaları birbirlerinden ayırmıştır (Çağla, 2006: 63).

Halkaların birbirlerinden ayrılması ve devamında yaşanan değişimde “toplanma iktidarı”nda görüldüğü gibi yeni bir sosyal hareketliliğin ortaya çıktığı görülmektedir. Sosyal hareketlilik bu anlamıyla toplumda her bireyin etkin olmasına imkân hazırlamaktadır. Eskiden etkili ve güçlü olmayan çok sayıda insan koşullar eşitlendikçe belirli bir etkinliğe ve güce kavuşur. Kendine yeterli hale gelmenin ötesinde diğerlerine herhangi bir borçları olmaksızın genel konularda fikir beyan etmeye başlarlar. Geçmişte hiyerarşinin üst kademelerinde yer alanlar parlak geçmişlerini unutamazlar, yeni toplumda kendilerini yabancı hissederler. Eski aristokratlar yeni düzen içinde yöneticilerin kendilerini ezdiklerini düşünür, diğer sınıflara yaklaşmaktan ziyade iyice yalnızlaşırlar. Alt sınıflar ise kazandıkları zaferlere gelecekten duydukları korku arasında tedirgin bir durumda kalırlar. İki tarafta da bir yalnızlık ve soyutlanmışlık söz konusudur.

Bu dönüşüm, bazı güçlüklerin de ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Özellikle aristokratların sosyal mevkileri sarsılmıştır. Bu bağlamda yaşanan en dikkati çeken değişim servetlerin eşit bir şekilde paylaştırılmasıydı. Tocqueville’ye göre bu değişim, zengini fakirden ayıran mesafeyi azalttı, bu iyiydi. Ancak “bu iki grup birbirine yaklaşırken karşılıklı nefret için yeni sebepler buldular ve birbirlerini haset ve şiddet dolu nazarlara süzerek, iktidar mevkisinden atmaya çalıştılar. Her iki taraf için de hak hukuk denen bir şey yoktu ve hepsine kuvvet, halin tek sebebi, istikbalin de biricik garantisi olarak görünüyordu” (1966: 8). Buna göre, aristokratik kurumlar, kişiyi birlikte olduğu hemcinslerine sıkıca bağlamaktaydı. Ayrıca yukarda da bahsi geçtiği üzere bu dönemde sınıflar birbirinden kesin çizgilerle ayrılmıştı ve kalıcı olduklarından her biri üyeleri tarafından bir tür küçük vatan olarak görülmekteydi (Çağla, 2006: 63).

Tocqueville’ye göre çağdaş demokrasi zorunlu olarak çıkar üzerine kurulmuştur. Çağdaş demokrasinin temel ilkesi erdem değil, çıkardır. Ancak her iki durumda da uyulması gereken ahlaki kurallar vardır (Aron, 2000: 194). Çıkarlar ve bunlarla ilgili ahlaki kurallar söz konusu olduğunda Tocqueville, özel çıkar ve genel çıkar kavramlarından bahseder. Tocqueville burada özel çıkarların insan eylemlerini motive edici gücünü kabul eder. Ancak iki çıkar arasındaki denge, sosyal ilişkilerin nasıl olması gerektiği sorusuna cevapla düzeltilebilir. Bireysel çıkar-olgu; ortak çıkar-değer. Ona göre özel çıkarı gözetirken genel çıkara ulaşmak sağlanabilir.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın