John Dewey Kimdir?

John Dewey, 1859-1952 yılları arasında yaşamış olan ve aletçilik olarak bilinen felsefe akımının kurucusu ünlü Amerikan filozof ve eğitim kuramcısıdır. Charles Sanders Peirce ve William James‘in görüşlerinin bir sentezini yapmış olan Dewey, pragmatizmi, mantıksal ve ahlaki bir analiz kuramı olarak geliştirmiştir.

Amerikalı tanınmış bir filozof ve eğitimcidir. Vermont eyaletinde doğdu. 1879′ da Vermont Üniversitesinden, 1884′te Baltimore’daki John Hopkins Üniversitesi’nden mezun oldu. 1888 -1904 yılları arasında Minnesota, Michigan ve Chicago Üniversiteleri’nde felsefe öğretmenliği yaptı. Son görevi sırasında, direktörlüğünü yaptığı bir öğrenim bölümünde, yeni pedagoji fikirlerine dayanan bir eğitim programı uygulamakla bu alana önemli yenilikler getirdi.

Demokratik cemiyetlerin özellikleriyle en iyi şekilde bağdaşan bu yeni eğitim prensipleri, Amerika’dan başka, birçok Avrupa ve Asya ülkelerindeki öğretmenleri, eğitimcileri de etkiledi. Dewey bu başarısından sonra iki yıl Pekin Üniversitesi’nde eğitim, ve felsefe dersleri verdi. 1924′te hükümetimizin başvurması üzerine, okullarımızın yeniden düzenlenmesi için bir rapor hazırladı.

Dewey’in eğitim görüşü, demokrasi ve endüstri alanlarındaki gelişmeye dayanır. Ona göre, bilmek için değil, uygulamak için öğrenmek gerektir. Çünkü bu devirde endüstri büyük bir hızla ilerliyor, birçok fabrikalar açılıyor, yeni makineler kullanılıyor. Bunları kullanacak olan insanların ise teorik bilgiden çok, pratik bilgiye ihtiyacı vardır.

Dewey’in felsefesi enstrümantalizme dayanır. Buna göre, insanların çeşitli hal ve hareketleri, şahsi ve sosyal meselelerini çözmek için yarattıkları birer alet sayılabilir. Meseleler boyuna değiştiğine göre, bunları halledecek aletlerin de aynı şekilde değişmesi gerekir.

Bu durumda, insanın yapacağı şey çevresini, tabiatı öğrenmek, anlamak değil, onu kontrolü altına alabilmek, isteklerine uygun bir şekilde düzenlemektir. Demek ki insan için bilgi, onu ancak uygulıyabildiği nispette faydalı ve değerlidir.

Dewey demokrasiye inanmış bir fikir adamıdır. Bu bakımdan da öğrenim konusunda tesiri çok büyük olmuştur. Dewey, bilginin eski alışılmış usullerle “her şeyi bilen” öğretmen tarafından anlatılmasına karşıydı. Öğrencinin kendi denemeleriyle bilgi edinmesini daha doğru buluyordu. Dewey’in sistemi bugün hemen bütün dünya okullarında uygulanmaya başlanmış, ileriye sürdüğü fikirler benimsenmiştir.

Dewey’in başlıca eserleri şunlardır :

School and Society (Okul ve Toplum); Influence of Darwin on Philosophy (Darwin’in Felsefe Üzerindeki Etkisi); Democracy and Education (Demokrasi ve Eğitim); Philosophy and Civilization (Felsefe ve Medeniyet); Experience and Nature (Deney ve Doğa).

John Dewey 19. yüzyılın sonlarında Amerika’da ortaya çıkan ve pragmatizm olarak bilinen felsefi ekole bağlıdır. Pragmatizm, felsefenin ya da düşünmenin amacının dünyanın gerçek resmini bulmak olmadığı; ama bu dünyada nasıl daha etkili hareket edebileceğimiz konusunda bize yardım etmek olduğu noktasında başlar. Eğer pragmatik bir bakış açısına sahipsek “Bu işler böyle mi yürüyor?” diye sormamalı, “Bu bakış açısını benimsemenin pratik kazanımları nelerdir?” diye sormalıyız.

Dewey’e göre felsefi problemler insanların yaşamlarından ayrı, soyut problemler değildir. Onlar problemdir; çünkü insanlar kendi hayatlarını ve dünyalarını kavramaya çalışan, onun içinde nasıl en iyi biçimde davranacaklarına karar vermek için mücadele eden canlı varlıklardır. Felsefe gündelik hayattaki insan umutlarından ve beklentilerinden, hayatımızın akışı içinde karşımıza çıkan problemlerden başlar. Bu durumda da Dewey felsefenin bu sorunlara pratik çözümler bulmak için bir yöntem olması gerektiğini düşünür. Felsefe yapmanın dünyaya uzaktan bakan bir “izleyici” olmaktan çok hayatın problemlerine aktif olarak karışan biri olabilmeyi gerektirdiğine inanır.

Dewey, Vermont’ta Amerikan İç Savaşı’nın başlamasından hemen önce dünyaya gelmiştir. Doğduğu yıl, Charles Darwin’in başyapıtı Türlerin Kökeni’ni yayımladığı yıldır. İlginç bir biçimde evrim kuramı, Dewey’in felsefî düşüncesine rengini vermiştir. Dewey, tüm yapıtlarında evrim kuramının sonuçlarını ortaya koymaya çalışmıştır.

Dewey’in felsefenin mahiyetine ilişkin görüşleri bir yandan epistemolojinin bir yandan da değerler kuramının doğallaştırılmasını içermektedir. Doğallaştırma ile burada, doğanın ve doğanın içerisinde bulunduğu evrimsel değişimin bir parçası haline getirmek kastedilmektedir. Doğa ile etkileşim halinde bulunan biz insanlar için esas olan, karşılaştığımız problemleri çözmektir. Söz konusu problemleri çözmek üzere ne kadar farklı işlem türü varsa, o kadar farklı bilgi anlayışı mevcuttur. Farklı bilim dallarında kullanılan farklı fikirler, kavramlar ve yöntemler, kendi amaçlarımıza ulaşmak, karşılaştığımız sorunları çözmek üzere kullandığımız araçlardan ibarettir. Çözmeye çalıştığımız problemlere göre bu araçlar çeşitlilik göstermektedir. Dewey’in bilgiye ve bilime yönelik bu yaklaşımı, araçsalcılık olarak adlandırılmaktadır.

Değerler sorunu söz konusu olduğunda ise Dewey’e göre, geçmişte iki farklı yol izlenmiştir. Bir grup düşünür, değerleri doğanın ötesinde veya üzerinde bir kaynakla (Tanrı, saf akıl v.b.) özdeşleştirmeye çalışırken, bir ikinci grup, öznel bir zemin (arzuların tatmin edilmesi, hazlar vb.) arayışına girişmiştir. Dewey, her iki yaklaşımın da ötesine geçmeye çalışmaktadır. Kendi bakış açısıyla uyumlu olarak, değerleri doğal bir biçimde açıklamaya çalışmakta bununla birlikte bireysel ya da öznel tercihlere terk etmek istememektedir. Dewey’in bu konudaki yaklaşımı, bilimsel varsayımlara ilişkin yaklaşımına benzemektedir. Herhangi bir anda mutlak bir kesinliğe yer vermemek buna rağmen ilerlemeyi olanaklı kılmak. Dewey’a göre, mutlak anlamda değerli olan bir şeyden, akla dayalı bir sorgulamadan bağımsız olarak söz etmek mümkün değildir. Bu konudaki yaklaşımını, Peirce’ın yaklaşımı ile ilişkilendirebiliriz. Kendinde iyi olana en yakın düşen şey, bilim topluluğunun arzu edilir ve iyi olduğu konusunda uzlaştığı şeydir. Bu itibarla, insanların etkinlikleri ile düşünceleri ya da sahip oldukları değerler arasında, karşılıklı bir etkileşim ve bağımlılık söz konusudur. Bu etkileşimlerden bağımsız kesinlikler ve değerler aramak, pragmatizmin ruhuna tamamen ters düşmektedir.

John Dewey Hakkındaki Diğer Başlıklar:

Demokrasi ve eğitim ilişkisi
– John Dewey’nin eğitim anlayışı
– Pragmatizm ve pedagoji
– Temel ilgi alanları ve bilgi görüşleri
– John Dewey’nin felsefe anlayışı
– Düşünmek nedir?
– Darwin’in Dewey üzerindeki etkisi
– Bilgibilimin doğallaştırılması
– Doğa ve doğa bilimi
– Değerlerin doğallaştırılması
– Yaparak öğrenme nedir?
– Törel kuramı nedir?

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

Ömer YILDIRIM hakkında
Sosyolog Ömer YILDIRIM 1985'te Erzurum'da doğdu. İlk, orta ve yüksek öğrenimini Erzurum'da tamamladı. Sırasıyla; Abdurrahim Şerif Beygu İlkokulu, Ahmet Yesevi İlköğretim Okulu, Erzurum Cumhuriyet Lisesi ve Atatürk Üniversitesinde okudu. 2009 yılında Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nden mezun oldu... devamını oku »

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*