Dil, Doğruluk ve Mantık İlişkisi

felsefe Nedir

Birinin anlamsızca konuştuğunu bilmenizin bir yolu olsa, ne güzel olurdu değil mi?

Bir daha asla kandırılmanıza gerek kalmazdı. Duyduğunuz veya okuduğunuz her şeyi, anlamlı ya da anlamsız ve zaman harcamaya değmeyen ifadeler olarak ayırabilirdiniz. A. J. Ayer bunun bir yolunu bulduğunu düşünüyordu. Bu yöntem “Doğrulama İlkesi”ydi.

1930’lu yılların başlarında Avusturya’da Viyana Çevresi olarak bilinen, parlak bilim insanları ve filozoflardan oluşan grupla birkaç ay geçirdikten sonra Ayer, eğitmen olarak çalıştığı Oxford’a geri döndü. Henüz yirmi dört yaşındayken felsefe tarihinin çoğunun saçmalıkla dolu ve neredeyse tamamının anlamsız olduğunu ilan eden bir kitap yazdı. 1936 yılında yayımlanan bu kitabın adı “Dil, Doğruluk ve Mantık”tı. Bu kitap, bilimi insanın en büyük başarısı olarak yücelten mantıksal pozitivizm akımının bir parçasıydı.

“Metafizik” kavramı Kant, Schopenhauer ve Hegel’in inandığı şekliyle duyularımızın ötesinde yatan herhangi bir gerçekliği araştırmayı tanımlamak için kullanılan bir sözcüktür. Ayer içinse, “metafizik” kirli bir sözcüktür. Karşı olduğu bir şeydir. Ayer yalnızca mantık ve duyular yoluyla bilinebileceklerle ilgileniyordu. Ama metafizik sık sık ikisinin de çok ötesine geçmiş, bilimsel ya da kavramsal olarak soruşturulamayacak gerçeklikleri betimlemiştir. Ayer’e göre bu, onun yararsız ve terk edilmesi gereken bir şey olduğu anlamına geliyordu.

Tahmin edebileceğiniz gibi “Dil, Doğruluk ve Mantık” pek çok kişiyi kızdırdı. Oxford’daki daha yaşlı filozofların çoğu kitaptan nefret etti, bu da Ayer’in iş bulmasını zorlaştırdı. Ama insanları sinir edip kızdırmak Sokrates’le başlayan geleneğe uyarak filozofların binlerce yıldır yaptığı bir şeydi. Geçmişteki bazı büyük filozofların eserlerine böyle açıkça saldıran bir kitap yazmak yine de cesur bir davranıştı.

Ayer’in anlamsız cümleleri anlamlı olanlardan ayırma yöntemi şuydu:

Herhangi bir cümleyi alın ve şu iki soruyu sorun: (1) Cümle tanımı gereği doğru mu? ve (2) Cümle empirik olarak doğrulanabilir mi?

Eğer ikisinin de cevabı yoksa, cümle anlamsızdır. Bu onun anlamlılık için iki yönlü sınamasıydı. Yalnızca empirik olarak doğrulanabilir ve tanımı gereği doğru olan ifadeler filozofların işine yarayabilirdi. Bunu biraz açıklamak gerek. Tanımı gereği doğru ifadelere örnek olarak, “bütün devekuşları kuştur” ya da “bütün erkek kardeşler erkektir” verilebilir. Bunlar Immanuel Kant’ın terminolojisinde analitik ifadelerdir. Devekuşlarının kuş olduğunu bilmek için araştırma yapmanıza gerek yoktur, bu devekuşunun tanımının bir parçasıdır. Açıkça, dişi bir erkek kardeşe sahip olamazdınız, emin olun bir cinsiyet değişimi söz konusu olmadığı sürece bir tane bile :adın erkek kardeş göremezsiniz. Tanımı gereği doğru ifadeler, kullandığınız terimlerde dolaylı olarak belirtileni ortaya çıkarır. Buna karşın empirik olarak doğrulanabilir ifadeler (Kant’ın dilinde sentetik ifadeler), bize gerçek bilgi verebilir. Bir ifadenin empirik olarak doğrulanabilir olması için, o ifadenin doğru ya da yanlış olduğunu gösteren bir tür test ya da gözlem olmalıdır. Örneğin eğer birisi “Bütün yunuslar balık yer” derse, birkaç yunus bulup onlara balık verir ve yiyip yemediklerine bakabiliriz. Hiç balık yemeyen bir yunusla karşılaşsaydık, o zaman yukarıdaki ifadenin yanlış olduğunu anlardık. Bu hâlâ Ayer için doğrulanabilir bir ifadedir, çünkü “doğrulanabilir” sözcüğünü hem “doğrulanabilir” hem de “yanlışlanabilir”e karşılık gelecek şekilde kullanır. Empirik olarak doğrulanabilir ifadelerin hepsi olgusal ifadelerdir: Onlar, dünyanın kendisi hakkındadır. Onları destekleyecek ya da çürütecek birtakım gözlemler olmalıdır. Bilim onları incelememizin en iyi yoludur.

Eğer bir cümle ne tanımı gereği doğru ne de empirik olarak doğrulanabilir (ya da yanlışlanabilir) ise Ayer’e göre anlamsızdır. Bu kadar basittir. Ayer’in felsefesinin bu küçük parçası, doğrudan David Hume’un çalışmalarından ödünç alınmıştır. Hume, yarı ciddi, bu sınamayı geçemeyen felsefe eserlerini yakmamız gerektiğini ileri sürmüştü, çünkü “safsata ve yanılsama”dan başka bir şey içermiyorlardı. Ayer, Hume’un düşüncelerini yirminci yüzyıl için yeniden ele almıştır. Dolayısıyla “Bazı filozofların sakalı vardır” cümlesini alırsak, bazı filozofların sakalı olması gerektiği filozof tanımına ait olmayacağından, bu cümlenin tanım gereği doğru olmadığı oldukça açıktır. Ama empirik olarak doğrulanabilirdir, çünkü bununla ilgili kanıt bulabiliriz. Yapmamız gereken tek şey bir grup filozofa bakmak olacaktır. Eğer sakalı olan bazı filozoflar bulursak ki bulmamız muhtemeldir kesindir, o zaman bu cümlenin doğru olduğu çıkarımında bulunabiliriz. Ya da yüzlerce filozofa baktıktan sonra sakalı olan tek bir filozof bulamazsak, o zaman “bazı filozofların sakalı vardır” cümlesinin muhtemelen yanlış olduğu sonucuna varabiliriz, her ne kadar bütün filozofları incelemeden bundan emin olamasak da. İki şekilde de doğru ya da yanlış olsun, cümle anlamlıdır.

Bu cümleyi “odam ardında iz bırakmayan görünmez meleklerle doludur” cümlesiyle karşılaştıralım. Bu da tanım gereği doğru değildir. Peki, empirik olarak doğrulanabilir mi? Görünüşe göre hayır. Eğer gerçekten iz bırakmıyorlarsa, bu görünmez melekleri saptamanın akla gelecek herhangi bir yolu yoktur. Onlara dokunamaz ya da kokusunu alamazsınız. Ayak izi bırakmıyor ve ses çıkarmıyorlar. Öyleyse anlamlı olabilecek bir cümle gibi görünse de anlamsızdır. Dilbilgisi açısından doğru bir ifadedir, ancak dünyayla ilgili bir ifade olarak ne doğru ne de yanlıştır. Anlamsızdır. Bunu kavramak oldukça zor olabilir. “Odam iz bırakmayan görünmez meleklerle doludur” cümlesi, bir anlamı varmış gibi görünür. Ne var ki Ayer’in söylemek istediği, kulağa şiirsel gelse de ya da kurgusal bir esere olası bir katkısı olsa da bunun insan bilgisine herhangi bir anlamda herhangi bir katkı sunmayacağıdır.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı, “Felsefenin Kısa Tarihi” Nigel Warburton

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*