Felsefe hakkında her şey…

Dewey’in sanat anlayışı

21.10.2022

C. S. Pierce ve W. James gibi pragmatik felsefenin öncülerinden olan John Dewey, psikoloji, felsefe ve eğitim alanındaki çalışmalarıyla tanınır. Onun Deneyim Olarak Sanat (1934) adlı eseri yirminci yüzyılda estetik alanda yazılmış başlıca yapıtlardan biri olarak nitelendirilir. Dewey, bu çalışmasıyla estetiği kendi konusunun ve varlık alanının belirlediği bir yöntemle ele aldığını, felsefenin başka bir alanına ait bir yönteme veya yaklaşıma indirgemediğini ifade etse de çoğu yorumcu onun estetiği pragmatik felsefe açısından temellendirmeye ve savunmaya çalıştığını belirtir.

Diğer birçok çalışmasında olduğu gibi, ‘deneyim’ kavramı Dewey’in estetik görüşünün merkezinde yer alır. Ona göre, her deneyimin bir birliği, bütünlüğü, devamlılığı ve onu diğerlerinden ayıran belli bir niteliği vardır. David Hume gibi deneyimci filozofların duyumculuğuna karşı çıkan Dewey, artistik yaratmada önemli rol oynayan duyu deneyiminin geçmiş deneyimlerden kopuk salt fiziksel nitelikleri içermediğini, aksine, bu niteliklere anlamını veren, sanatsal ifade sürecinde bir araya gelen anlam zenginliği olduğunu savunur.

Dewey’e göre estetik olmayan ilişkilerde ve üretimlerde de bir estetik yön vardır. Bir amaca, başarıya ve hedefe ulaşan, araç-amaç ve parça-bütün ilişkisinin sağlandığı her eylemde ve etkinlikte bir estetik yön bulunur. Bunun yanında, ayırıcı bir şekilde estetik deneyim olanlarda estetik nitelik daha baskın olarak yer alır.

Bu nedenle, her tür deneyimde olduğu gibi, estetik deneyim de günlük yaşam deneyiminden ayrı tutulamaz, çünkü ideallerin gerçekleşmesi için maddeye ihtiyaç vardır. “Sanatı nihai ve ideal formunda anlamak için onun ham veya işlenmemiş doğal durumuyla; insanın dikkatli bir göz ve kulağının olduğu, ona bakarken ve görürken ilgisini harekete geçiren ve ona zevk veren olay ve sahnelerle başlamak gerekir” (Dewey, 1980:3). Dewey bunu yaparken estetik deneyimi hem günlük yaşamla ilişkilendirmekte, hem de deneyim bütünlüğünü sağlayan unsurları göstermeye çalışmaktadır. Estetiğin amacı sanatın incelikli deneyimi ile günlük yaşam deneyimi arasındaki devamlılığı sağlamak olmalıdır. Bu bütüncü yaklaşım şunu göstermektedir ki sanatsal deneyim ortaya çıktığı bağlamdan ayrı tutularak anlaşılamaz. Önemli bir sanat eseri olan Parthenon’u anlamak için dönemin Atina’sına, yurttaşların yaşamlarına ve yurttaşlık değerlerine bakmak gerekir.

Dewey, müzeci sanat anlayışına karşı çıkarak sanatın varlık alanını genişletir ve daha demokratik hâle getirir. “Bir sanat ürünü bir kez klasik statüsü kazanınca, varlık alanına getirildiği insani koşullarından ve gerçek yaşam deneyiminde ortaya çıkardığı sonuçlardan bir şekilde soyutlanır” (Dewey, 1980:1). Oysa estetik deneyim, insan yaşamının her boyutunda yer alan ortak deneyime dayanır. Bu görüşüyle ilişkili olarak, ‘sanat ürünü’ ve ‘sanat eseri’ ayrımı yapar. Sanat ürünü sanatçı tarafından ortaya çıkarılan fiziksel ve dışsal varlığı ifade ederken sanat eseri bu ürünün deneyimde veya deneyimle birlikte ne yaptığını ifade eder: “Sanat ürünü-tapınak, resim, heykel, şiir-sanat yapıtı değildir. Ne zaman ki bir insan sanat eserinin özgürleştirici ve düzenli niteliklerinden hoşlandığı bir deneyim ortaya çıkaran ilişki içine girer sanat eseri o zaman gerçekleşir” (Dewey, 1980:222). Sanat eserinin varlığı için bir tür yaratıcı iş birliğine gereksinim vardır. Sanatçı ve gözlemcinin her biri bu ilişkiye katkı sağlar.

Başta zihin-beden ikiciliği olmak üzere teori-pratik, birey-toplum, kamusalözel, yöntem-konu, zihin-davranış, araç-amaç, kültür-meslek gibi ikici yaklaşımlara karşı çıkan Dewey bu konular etrafında cereyan eden tartışmaları yeniden yapılandırarak bu karşıtlığı gidermeye çalışır. Estetik açıdan, bilim ile sanat arasında ayrım yaparak bilimi sanata üstün tutan ikici yaklaşımda, bilim alanını da dahil olmak üzere hayatın her alanında estetik yön bulunduğunu savunarak bu ikiciliği çözmeye çalışır (Shusterman, 2005:125). Benzer yaklaşımla, sanat/yaşam, biçim/içerik, güzel sanat/pratik sanat, klasik kültür/popüler kültür, klasik sanat/geçici sanat ve sanatçı/ seyirci ikilemleri Dewey’in gidermeye çalıştığı ikilemler arasında yer alır.

Kaynak: ESTETİK VE SANAT FELSEFESİ, s. 140-141, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2574, AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1544; Kitabın Yazarları: Prof. Dr. Demet TAŞDELEN, Prof. Dr. Aslı YAZICI

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...