Felsefe hakkında her şey…

Henri Bergson’un Felsefe Anlayışı

05.11.2019
5.898

Bergson felsefesi, felsefe tarihi ile derin bir iletişim ve etkileşim içindedir. Köklerini Herakleitos’un oluş, akış ve değişme felsefesine kadar geri götürmek veya indirgemek mümkündür. Öte yandan Platoncu özcülüğü ve onun rasyonalizm eleştirisini de gözden uzak tutmamak gerekir. Zira bu eleştiri, Kant ve Hegel’e uzanarak kritisizm ve entelektüalizm eleştirilerine dönüşür.

Yine benzer bir şekilde Bergson; natüralizm, pozitivizm, mekanizm ve finalizm gibi akımları da eleştirerek kendi felsefi kurgusunu oluşturur. Her filozof yetiştiği çağ ve etkileşime girdiği düşüncelerin bir sonucudur. Fakat bu akım, kendisinden önceki akım ve filozofların verimleri ile açıklanıp tüketilemez. Zira Bergson, kendi çağına ve çağındaki hâkim görüşlere rağmen ya da onları derinden sarsarak kendi felsefesini ortaya koymuştur. Böylece çağdaş felsefe tarihinde Bergson ve Bergsonculuk denince ortaya çok zengin problematiklere sahip özgün bir akım ortaya çıkmıştır.

Bergson felsefeye hazırlanırken sağlam bir matematik ve bilim formasyonu edindiği için pek çok alanda yeni ve özgün terkipler ortaya koymayı başarmıştır. Evrimcilik düşüncesini, yaratma fikrine açık olmadıkları gerekçesiyle eleştirerek yaratıcı evrim kuramını ortaya koymuştur. Ruhu, Descartes’ta olduğu gibi, bir cevher olarak tanımlamadan, ruhun ölümsüzlüğü fikrine dayanan bir psikoloji ve metafizik kurgulamıştır. Finalizm, mekanizm ve natüralizmi farklı açılardan eleştirerek vitalizm ve spiritüalizmi güçlendiren argümanlar ileri sürmüştür. Böylece pozitivizm ve materyalizm karşısında yer alarak insan şahsiyeti ve haysiyetinin aşkınlığını işlemiştir. Ayrıca madde ve fizik bilimleriyle etkileşim içinde fakat onlara indirgenemeyecek olan ayrı ve müstakil bir psikoloji ve biyolojinin imkânını savunmuştur.

Vitalizm: Evrendeki bütün ilişki biçimlerinin maddi ve fizik süreçlerden oluştuğunu veya onlara indirgenebilir olduğunu savunan görüş.

Spiritüalizm: Varlığın temelinde ruh veya ruhsal bir gerçeklik bulunduğunu ve bunun maddî ve fizik süreçlerle açıklanıp tüketilemez olduğunu savunan görüş.

Bergson felsefesi zaman ve süre, madde ve hayat, zeka ve sezgi, iç ve dış, kapalı ve açık, dinamik ve statik arasında önemli farklar ortaya koyar. Bergson felsefesinin özgün yanı da bu farklar üzerinden açığa çıkar. Böylece, mevcut ve alışılmış kavrayış biçimlerini aşmaya çalışan, her anlamda dinamik bir model ortaya çıkar. Bu dinamizm, hayat hamlesi ile varlığın temelinde bulunur ve epistemolojiden metafizik ve teolojiye kadar bütün alanlarda kendisini gösterir. İndirgemeci monist materyalizm ve natüralizm eleştirileri sonucunda; vitalizm, spiritüalizm ve personalizmi destekleyen, metafiziği yeniden meşru bir felsefe disiplini haline getiren, plüralist sezgici bir felsefe sistemi ortaya çıkmıştır.

Bergson, kendi çağında, ünü bütün dünyaya yayılmış ve bir sonraki eseri merakla beklenen, takdir gören bir filozof olmuştur. Kendi zamanında William James ile yakın bir dostluk kurmuş ve pragmatizm akımı onun plüralist ve antientelektüalist (zihincilik karşıtı) felsefesinden oldukça etkilenmiştir.

Amerika’da John Dewey ve George Santayana da Bergson’a ilgi duymuşlardır. Fransa’da ise Eduarde Le Roy, Vladimir Jankelevitch, Maurice Blondel, Maurice Merleau-Ponty, Jean-Paul Sartre ve Gabriel Marcel üzerinde de az ya da çok Bergson etkisinden bahsetmek mümkündür. Fakat onu yeniden gündeme getiren ve güncelleyen Gilles Deleuze olmuştur. Canlanan Bergson etkisi; bilinç, hafıza, süre, fark, tekrar, sezgi, hayat hamlesi, açık toplum, dinamik ahlâk ve din gibi kavramlar üzerinden de edebiyat, tiyatro ve sinema alanlarında yeniden üretilen bir felsefi akıma dönüşmüştür.

Türkiye’de, 1921’de İstanbul’da çıkan Dergâh mecmuası çevresinde Mustafa Şekip Tunç, Mehmet Emin Erişirgil, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu felsefi planda Bergson’u tanıtmış, telif ve tercüme eserler vermişlerdir. Öte yandan, Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Hamdi Tanpınar, Peyami Safa, Necip Fazıl Kısakürek, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu şiir, roman ve piyeslerinde Bergsoncu tema ve yorumlara yer vermişlerdir.

BERGSON FELSEFESİNİN TÜRK FELSEFE TARİHİNDEKİ ETKİSİ

Bergsonizm akımı, ülkemizde de düşünce ve sanat alanlarında etkili olmuş ve zengin ilhamlar vermiştir. Bu etki, bir taklit değil özümseme ve millileştirme şeklinde yeni eserlere kaynaklık etmiştir. Şüphesiz, bu algılama ve alımlama sürecinde Cumhuriyet Dönemi aydınlarımızın Fransızca kaynaklara yönelmiş olmalarının ve ilk tercümelerin de Mustafa Şekip Tunç tarafından yapılan telif kuvvetinde tercümeler olmasının etkisi büyüktür.

Bergsonculuk ülkemizde diğer felsefi akımlara göre daha geniş bir kitle tarafından benimsenmiş ve özgün temsilciler bulabilmiştir. Bu durum, Bergson felsefesinin dünyadaki genel kabul görme eğilimi ile de ilişkili olmakla birlikte, Meşrutiyet ve Cumhuriyet Dönemi’nde içinde bulunduğumuz siyasi ve sosyal koşullarla da bağlantılıdır.

Bergsonculuk, Balkan Savaşlarından sonra girdiğimiz Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında, hayatın maddeden üstünlüğünü savunan ve hayat sahasında, fizik dünyadaki katı determinizmin hâkim olmadığı, hayatın öngörülemez, tayin edilemez bir hürriyet alanı olduğu fikirleri ile Millî Mücadele içerisinde yer alan aydınlarımız için bir umut felsefesi olarak algılanmış ve moral olmuştur.

Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Hamdi Tanpınar, Peyami Safa, Necip Fazıl Kısakürek, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu şiir, roman ve piyeslerinde Bergsoncu tema ve yorumlara yer vermişlerdir. Bunlar arasında, fizik sahasındaki determinizmin ruh ve hayat olaylarına aynı şekilde uygulanamaz oluşu; insan hafıza ve şahsiyetinin parçalanamaz bir süreklilik oluşu; tarih, kültür ve insan şahsiyetinde devam ederek değişmek ve değişerek devam etmenin esas olduğu akıl ve gönül, bilim ve din, fizik ve metafizik ikiliklerini aşmak gibi tema ve problemler ön plana çıkmaktadır.

Bu fikirlerle uyum ve bütünlük içinde 1921’de İstanbul’da çıkan Dergâh mecmuası çevresinde Mustafa Şekip Tunç, Mehmet Emin Erişirgil, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu felsefi planda Bergson’u tanıtmış, telif ve tercüme eserler vermişlerdir. 1923- 1925 yılları arasında çıkan Mihrab mecmuası ile 1926-1929 arasında yayımlanan Hayat mecmualarında da giderek azalan bir dozda Bergson felsefesi ile ilişkili makaleler kaleme alınmıştır. Şevket Süreyya Aydemir, Kadro dergisinde Mustafa Şekip Tunç ve Bergsonculuğa yönelik eleştiriler kaleme almış ve bir polemik başlatmıştır. Mustafa Şekip ise Yeni Türk dergisinde bunlara cevap vermiştir. Bergsonculuğun Türkiye’deki genel durumunu toparlamak gerekirse Batılı bir felsefi kurgu ile materyalist, pozitivist, natüralist ve sosyolojist tavırların felsefi eleştirisi hükmünde olduğu, yeni bir epistemoloji, metafizik, etik ve estetik kurgu ürettiği ve teklif ettiği, plüralist ve spiritüalist görüşlere ilham kaynağı olduğu söylenebilir.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Çağdaş Felsefe II, s. 17-18, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 4175, AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 2955

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Özge kahraman dedi ki:

    Zeynep Direk – çağdaş kıta felsefesi kitabından bire bir alıntıdır.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...