Felsefe hakkında her şey…

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu; 28 Şubat 1886 ila 1 Nisan 1978 tarihleri arasında yaşamış olan Türk eğitimci, sosyolog ve düşünürdür.

Baltacıoğlu, 28 Şubat 1886 tarihinde İstanbul ilinin Cihangir semtinde doğmuştur. Babası Mucurlu İbrahim Edhem, annesi Düzceli Hamdune Hanım’dır.

İsmayıl Hakkı, ilköğrenimini farklı okullarda okuyarak bitirdi. Sonra Fevziye Ortaokuluna devam etti. Vefa Lisesini bitirdi. Liseden sonra öğrenimine devam eden Baltacıoğlu üniversite eğitimi için Darülfünun’a kaydolarak burada kimya, fizik ve morfoloji dersleri aldı. Bu süreçte Kadri Efendi’den de hat (güzel yazı) dersleri aldı. Darülfünun’da öğrenci olduğu dönemde Divan-ı Hümayun kâtipliğinde memuriyete de başladı. II. Meşrutiyet’in ilanından önce bir süre hat öğreticiliği yaptıktan sonra mezuniyetinin ardından Darülmuallimin-i İbtidaiyye’ye hat öğreticisi olarak görevlendirildi.

1910’da Darülmuallimin Müdürü Satı Bey’in tavsiyesi ve devrin Maarif Nazırı Emrullah Efendi’nin onayı ile pedagoji eğitimi almak için Fransa’ya gönderilir. Burada Fransız eğitim sistemi ve Fransız okullarına ilişkin yaptığı incelemelerin yanında Fransızcasını da geliştirdi. Ayrıca burada İngilizceyi de öğrendi. Ardından İngiltere’ye gitti. Fransa ve İngiltere’de bu toprakların eğitim sistemlerini ve okullarını doğrudan inceleme fırsatını bulan İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, aldığı derslerle Almancayı da öğrenerek Belçika, İsviçre ve Almanya’ya gitti. Bu ülkelerin öğretim kurumlarında araştırmalar yaparak bu kurumların denedikleri yeni eğitim-öğretim yaklaşımlarını öğrendi. İncelemeleri sonunda bu ülkelerde eğitim uygulamalarının dört unsuru üzerinde ısrarla durdu: parklar, tiyatrolar, okullar ve müzelerdir. Keşif çalışmalarının ardından 1911’de Almanya’dan İstanbul’a döndü.

İsmayıl Hakkı’nın, 1916 yılına kadar çalıştığı Darrülmuallimin’de, Satı Bey’in de desteği ile Avrupa ülkelerinden öğrendiği yenilikleri uygulama imkânı buldu. Bu yeniliklerin temelinde öğrenciyi “gerçek hayatın şartlarına göre yetiştirme” ve bu çerçevede bir mesleğe, el işlerine ve sanata yönlendirme düşüncesi hâkimdi.

Darülmuallimin yanında Darülmuallimat’ta da dersler verdi. Bir yandan da fahri olarak Şemsülmekâtib adlı daha önce kısa bir süre okuduğu özel ilkokulda, ders nazırlığı (programcılık ve danışmanlık) görevini üstendi. Bu okulda “yeni terbiye” konusundaki bütün düşünce, tasarı ve deneyimlerini uygulama imkânı buldu. Açık hava okulu, kır gezintileri ve aile müsamereleri gibi modern uygulamalarının ilk denemelerini burada yaptı. Fakat I. Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine bu görevinden ayrılmak zorunda kaldı.

Darülmuallimin’de çalıştığı sırada faaliyetlerinden memnun olmayanların şikâyeti üzerine Maarif Nezareti’nce Darülfünun terbiye müderrisliğine tayin edildi. Buna karşın Darülmuallimin’deki çalışmalarını 1916 yılına kadar sürdürdü. 1918’de Ortaöğretim Genel Müdürlüğü, 1919’da ise kısa bir süre Yükseköğretim Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Genel Başkanlığı gibi maarifin üst kademelerinde idari görevlerde buldu.

1917’de Edebiyat Fakültesi Dekanlığı, 1923-1925 arasında Darülfünun Eminliği (Rektörlüğü) yaptı. Bu görevde iken üniversite özerkliğini sağlayan kanunun çıkarılması, yürürlüğe konması, üniversite binasının Harbiye Nezareti’ne (şimdiki İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünün bulunduğu yer) nakli, müderrislerin yalnız kendi dersleriyle uğraşmalarının sağlanması, üniversitenin merkezî bir kütüphaneye kavuşturulması gibi işleri gerçekleştirdi. 1927’de rektörlükten istifa etti. 1929’da Gazi Terbiye Enstitüsü Müdürlüğü’ne vekalet ederken hazırladığı “Teşkilât Reformu Lâyihası”, Talim ve Terbiye Kurulu tarafından kabul edilmeyince ertesi yıl bu görevi de bıraktı.

1933’te Darülfünun yerine İstanbul Üniversitesi kurulduğunda, akademik kadronun önemli bir bölümü, “yeni kurulan rejime ve inkılaplara uyum sağlayamayan köhne bir kurumun mensupları” oldukları gerekçesiyle üniversite dışı bırakıldı. Baltacıoğlu da üniversite dışında bırakılanlardan biriydi. Üniversite reformu için rapor hazırlayan Albert Malche’nin inceleme sürecinde onu takdir ettiği, hatta Nurullah Ataç’a, “Türkiye’de hangi taşı kaldırsan altından Baltacıoğlu çıkıyor” dediği de kayıtlıdır. Millî Mücadele’ye ve sonrasında kurulan Cumhuriyet’e tam destek veren Baltacıoğlu, akademik hayatın dışına atılmış olmasına rağmen, rejime “küskünlük” göstermedi.

Baltacıoğlu, mesleki anlamda çok yönlü bir akademisyendi. Yetenekli bir sanatçıydı. Yıllarca İslamî hat çalıştı. Ayrıca modern yazı üslubunu geliştirmeye yönelik kitaplar yayınladı. Aynı zamanda misyon sahibi bir gazeteci ve hikaye, oyun, roman, piyes, deneme yazarıydı. Onun sentezci zihninin, pedagoji, psikoloji, felsefe, sosyoloji ve sanat arasındaki bağlantıları güçlü bir biçimde kaynaştırdığı görüldü. Akademisyen, gazeteci-yazar, bürokrat, dilci, siyasetçi kimlikleri tutarlı bir bütünlük oluşturdu.

İLGİLİ KONULAR:

Kaynak: TÜRK SOSYOLOGLARI, s.  50-59, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2915 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1872, Atatürk Ansiklopedisi

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...