Elea Okulu Nedir? Elealılar Kimdir?

Elea Okulu (Elealılar)
Elea Okulu (Elealılar)

Elea Okulu, bir Antik Çağ felsefe okuludur. Elea Okulu, Antik Çağ Yunan düşüncesinde Ksenofanes ve onu izleyen filozoflar tarafından geliştirilen öğretilerin sistemleştirildiği bir felsefe okuludur. Bu akımın temsilcilerine Elealılar da denilmektedir. Elealılar olarak adlandırılan filozofların ekolleştirdiği Elea Okulu adını ise, İtalya’da Napoli’nin güneyinde Latinlerin Velia adını verdikleri bir kıyı kentinden almaktadır.

Elea Okulu, felsefe tarihinde diyalektik yöntemin kurucusu olarak kabul edilen bir felsefi ekoldür. Elealılar arasında yer alan ve felsefi problemlere çözüm arayışında çözümü karşıt anlamları göz önünde bulundurup onları tartışmakta bulan Parmenides, Elea Okulu’nun kurucusu sayılmaktadır.

Onun kurduğu ve onun öğrencisi Zenon’un geliştirdiği Elea Okulu Felsefesi, geliştirdiği diyalektik yöntemle düşünme eylemini, iki karşıt varlığı yan yana getirerek gerçekleştirmiştir. Bu iki karşıt şey varlık-yokluk bağlantısı içinde ortaya çıkmaktadır. Buradan şu sonuca ulaşılacaktır: Biri olmadan öteki düşünülemez olan şey’ler, doğru olanı bulabilmek için sanı’nın (doksa) ne olduğunu, doğru olmayanın, kuşku götürenin nereden kaynaklandığını göstermek için gereklidir.

Elea Okulu, Hyele olarak da bilinen ve Romalıların Velia adını verdikleri kentte, Parmenides tarafından kurulmuştur.
Elea Okulu, Hyele olarak da bilinen ve Romalıların Velia adını verdikleri kentte, Parmenides tarafından kurulmuştur.

ELEA OKULU’NUN KURULUŞU

Kloplonlu Ksenofanes, Hellen kentlerinde yetmiş yıl süren bir geziden sonra Napoli’nin güneyindeki Elea’ya yerleşmiştir. Burada çoktanrıcılığa karşı tek tanrı polemiğini ortaya koymuş, Homeros ile Hesiodos’a karşı çıkarak Tanrı’nın birliğini ve değişmezliğini savunmuştur. İşte bu birlik ve değişmezlik düşünceleri üstüne kurulan Elea öğretisi, Ksenofanes’in öğrencisi Parmenides ile güçlenerek kendini etkili bir felsefe okulu olarak meydana çıkarmıştır. Parmenides’ten sonra Melissos, Zenon, Gorgias gibi düşünürlerce de sürdürülen Elea Okulu öğretisi, Antik Çağ Yunan felsefesinin genel diyalektik yapısı içinde olumsuz yanı desteklemiştir.

Elea Okulu'nun bulunduğu bölgesi gösteren harita.
Elea Okulu’nun bulunduğu bölgesi gösteren harita.

ELEA OKULU’NUN FELSEFESİ

Elealılar, deney dışı rasyonalizmi, değişmezliği, saltıklığı savunurlar. Örneğin Elealı Zenon’un hareketi çürütmek için ileri sürdüğü çıkmazlar, paradokslar Elea felsefesinin temel argümanlarındandır.

Felsefe tarihinde metafizik, Elalılarla başlamıştır. Elealılar bilginin kaynağını duyguda ve deneyde değil, düşüncede bulurlar. Onlar için varlık birdir ve saltıktır, hiç değişmemiştir ve değişmeyecektir. Bununla beraber kavramsal diyalektiği, daha açık bir deyişle mantıksal kavramların diyalektik hareketini ilk kez ortaya atmakla Elealılar Hegel’in de öncüleri olarak görülebilmektedirler. Platon idealizminin gerçek temelinin de Elealılar tarafından atıldığı kabul görmektedir. Hatta Ksenofanes’in kendisi hareketsiz olan tanrının sadece düşünmekle dünyayı kımıldattığı yolundaki metafizik varsayımı da Aristoteles metafiziğinin gerçek kaynağı olarak kabul edilmektedir.

Elea Okulu’nun Elealılar olarak anılan üç büyük filozofu ön plana çıkmaktadır: Xenophanes, Parmenides ve Zenon. Şimdi sırasıyla bu üç büyük filozofun görüşlerine kısaca değinecek ve onları Elealı yapan yönlerini ortaya koyacağız.

Ksenophanes ve Elea Okulu

Felsefenin gerçek anlamda Ksenophanes’le başladığı yaygın bir kanıdır. Bu kanı felsefenin “Kendini bil!” mottosunun, yani eleştiri anlayışının temellerinin Ksenophanes’te görülmesinden kaynaklıdır.

Ksenophanes, döneminde, bir filozof olmaktan ziyade bir din çalışmacısı olarak dikkat çekmiştir. Bu bağlamda insanların Tanrıları kendilerine benzeterek biçimlendirmesine karşı çıkan Ksenophanes, “Ölümlüler sanıyorlar ki tanrılar da kendileri gibi doğmuşlardır, kendileri gibi giyinirler, kendilerinin biçimindedirler.” diye konuşarak insan biçimci Tanrı anlayışını reddetmiştir. Bu da onu monist bir Tanrı anlayışıyla birleştirmiş ve onu, dönemin insan merkezli anlayışının karşısında bir güç olarak ortaya çıkarmıştır.

İşte Elea Öğretisi, Ksenophanes’in bu anlayışının üzerine kurulu bir felsefe okulu olarak biçimlenmiştir.

Parmenides ve Elea Okulu

Parmenides, Elea Okulu’nun kurucusu olarak kabul edilmektedir; çünkü Parmenides, hocası olan Ksenophanes’in izinden yürüyerek onun felsefesini takip etmiş ve bunu daha sistemli hâle getirerek okullaştırmış, yeni bir bir felsefe akımı yaratmıştır.

Elealı Parmenides’e göre sadece varlık vardır, dahası varlıkla düşünme aynı şeydir. Parmenides’e göre varolma ve yok olma duyuların hokkabazlığıdır, duyularsa bir düşten daha gerçek değildirler. Yer değiştirme, renk değiştirme vb. gibi insanların sözünü ettikleri şeyler sadece birer addırlar. Parmenides’e göre varlık ülkesinde sadece şu nitelikler geçerlidir: meydana gelmemiş, geçip gitmez, bölünmez, sürekli devimsiz, değişmez, aynı şeyde aynı şey, kendinde, toplu, bir, bütün…

Parmenides özellikle Herakleitos’un felsefesine karşı çıkışıyla, felsefe tarihinde kabul edilen ilk bilinçli görüş ayrılığını ortaya koymuş ve bu bağlamda Elea Okulu felsefesini Herakleitosçuluğun bir eleştirisi olarak doğurmuş ve geliştirmiştir.

Parmenides için çelişki, yanlış düşünüldüğünün bir göstergesidir. Çelişkisiz düşünmek, var olanı düşünmektir. Var olmayanı düşünmek ise çelişkinin ta kendisidir. Çünkü varlık vardır, yokluk ise yoktur.

Ona göre kendisinden önceki tüm filozoflar bu ilkeye ters düşmüşlerdir ve bunun ana sorumlusu da Herakleitos’tur. Çünkü Herakleitos değişmeyi ve hareketi ana ilke yapmıştır. Değişmeyi ilke olarak benimsemek demek; bir şeyin önce belirli bir şey, sonra da başka bir şey olduğunu düşünmek demektir. Bu ise imkânsızdır. Çünkü bir şey hem var hem de yok olamaz. Değişmeyi, çelişkiye düşmeden düşünemeyiz. Değişme olmadığı için hareket de yoktur, çokluk da yoktur.

Parmenides’in bu anlayışını ters çevirirsek, onun bir ana ilkesini ortaya çıkarırız: Var olan hiçbir zaman değişmez, sürekli kendi kendisiyle aynı kalır. Böylece Parmenides, Ksenofanes’in Tanrı ve varlık anlayışına dönmüş görülmektedir. Bunun içindir de Parmenides, Ksenofanes’in öğrencisi olarak doğrudan doğruya kabul edilmektedir.

Parmenides, Elea Okulu'nun sistematik kurucusudur.
Parmenides, Elea Okulu’nun sistematik kurucusudur.

Zenon ve Elea Okulu

Parmenides nasıl ki Elea Okulu’nun öncüsü olan Ksenophanes’in öğrencisi olarak Elea Okulu’nu kurmuşsa Zenon da Parmenides’in öğrencisidir ve Parmenides’ten sonra Elea Okulu’nun liderliğini yapmıştır.

Zenon özellikle günümüzde de popülaritesini sürdüren Hareket Paradoksu ile hocası Parmenides’i izlediğini ispat etmiş ve Elea Okulu’nun temel felsefesi olan varlık vardır, yokluk ise yoktur anlayışını desteklemiştir. (Bk: Zenon Paradoksları ve Elea Okulu)

Zenon, Parmenides’in Bir Olan’ın biricik gerçek varlık olduğu öğretisini, çokluğu ve hareketi varsaymanın düşünülemeyeceğini, böyle bir düşüncenin çelişmelere sürükleyeceğini göstermeye çalışmakla desteklemiştir. Bunu da o, çokluğa ve harekete karşı ileri sürdüğü pek ün salmış olan kanıtlarıyla yapmıştır.

ELEA OKULU’NUN MANTIK ÖĞRETİSİ

Elea Okulu’nun mantık öğretisi varlığın Bir olduğu ve ortaya gelmediği (yaratılmadığı) ilkesine dayanır. Var olanın karşıtı var olmayandır, bu da yokluk olduğuna göre, var olanın kaynağı olamaz, daha açığı var olan var olmayandan doğamaz. Öte yandan, var olan, sonradan ortaya çıksa, bunun var olmayandan gelmesi gerekir. Oysa var olanın var olmayandan doğması varlığın yokluktan çıkması demektir ki bu mantık kurallarına aykırıdır. Öyleyse yalnız var olan vardır ve kendi kendisiyle özdeştir.

Bu varlık, yokluk ve kendi kendisiyle özdeşlik bağlantısından mantığın özdeşlik ve çelişmezlik ilkeleri ortaya çıkmıştır. Özdeşlik ve çelişmezlik ilkelerinin temeli de Birlik ve Değişmezlik’tir. Bu son iki kavramı Anadolulu olup sonradan İtalya’nın Elea iline yerleşen Ksenophanes Tanrı’nın varlığını kanıtlamak için kullanmıştır. Ona göre Tanrı vardır, birdir, ölümsüzdür, değişmezdir. Ksenophanes’in bu görüşünü öğrencisi Parmenides var olan-var olmayan sorununun çözümüne uygulayarak geliştirmiştir. Parmenides’in öğrencisi olan Elealı Zenon ise öğretmeninin yöntemini Çokluk ve Devinim sorunlarının açıklanışında kullanmıştır. Ona göre devinen bir nesne, devindiği sürenin en kısa bölümünde de olsa, bir yerde duruyor demektir. Bir yerde duran ise devinmez, öyleyse deviniyor sanılan, gerçekte bir yerde duruyor, duyular insanı aldattığından duran devinen gibi görünür. Durum çokluk için de öyledir. Bir olan çok olursa bölünüyor demektir, bölünme ise sonsuz küçüklere ayrılmadır, sonsuz küçükler varsa sonsuz büyükler de vardır. Sonsuz küçükler ise büyüklüğü olmayan birer nokta durumundadır. Büyüklüğü olmayan sonsuz nokta yan yana gelse bile bir nicelik, bir büyüklük oluşturamaz.

Elea Okulu’nun geliştirdiği bu birlik-değişmezlik, özdeşlik-çelişmezlik ve sonsuz büyüklük-sonsuz küçüklük ilkeleri, daha sonra, Aristoteles mantığının temelini oluşturmuştur. Bütün Orta Çağ boyunca düşünmenin yasalarını içeren bir bilim olarak benimsenen Aristoteles mantığı, Rönesans ve sonrasında deney bilimlerinden kaynaklanan yeni bir mantığın doğmasına olanak sağlamış, Hegel’in, yeni bir düzenlemeyle, uygulama alanına koyduğu diyalektik yöntemin çatısını kurmuştur.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım

DIŞ BAĞLANTILAR

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*