John Stuart Mill’in Entelektüel Gelişimi ve Okul Hayatı

felsefe Nedir

1806 yılında Londra’da doğan ve 1873 yılında Fransa’nın Avignon kentinde ölen John Stuart Mill , 19. yy. İngiltere’sinin en etkin entelektüelleri arasında yer almaktadır.

Hayatı boyunca hiç okula gitmemesine rağmen, babasından aldığı eğitimi sayesinde, çok genç yaşlardan itibaren dönemin ünlü İngiliz düşünürleri arasında kendisine önemli bir yer edinmiş, bu sayede birçok ünlü fikir adamıyla beraber çalışma ve fikir alışverişinde bulunma fırsatına sahip olmuştur. Bu sayede Mill, hem onları etkilemiş hem de kendisi bu ünlü entelektüellerden etkilenmiştir. Fakat onun dönemin ünlü fikir adamlarıyla girdiği bu ilişkide bazı düşünce adamlarından daha fazla etkilendiğini ve bu etkilerin onun faydacı ahlak anlayışı üzerinde önemli tesirleri olduğu düşünülmektedir.

Şimdi kısaca onun etkilendiği bu ünlü entelektüellerin kimler olduğunu ve hangi açıdan onu etkilediklerini ele almak gerekmektedir. Mill’in entelektüel gelişimini etkileyen önemli kişilerin başında dönemin en ünlü düşünürleri arasında yer alan babası James Mill (1773–1836) gelmektedir. James Mill özellikle John Stuart Mill’in sıkı bir Benthamcı ve faydacı olarak yetişmesinde başrolü oynayan kişidir.

James Mill’den sonra Mill’in entelektüel yaşamında en etkili kişi, faydacılığın kurucusu Jeremy Bentham’dır. Özellikle sıkı bir Benthamcı olan James Mill vasıtasıyla John Stuart Mill, entelektüel gelişiminin ilk dönemlerinde Bentham’ın düşüncelerine sıkı bir bağlılık içersinde yetişmiştir.

Mill’in entelektüel yaşamında önemli bir etkiye sahip bir diğer kişi ise pozitivizmin kurucusu olan ünlü Fransız filozof Auguste Comte (1798– 1857)dur. Mill, Comte’un üç hal kanunu teorisinden, pozitif metodoloji ve toplumun aydın bir sınıf tarafından yönetilmesi gerektiğiyle alakalı düşüncelerinden etkilenmiş ve onun bu düşüncelerine faydacı ahlâk anlayışı içersinde yer vermiştir.

Dönemin ünlü romantiklerinden olan Thomas Carlyle (1798–1857), Mill’in entelektüel yaşamında önemli bir yere sahip olan bir başka isimdir. Onun, Mill’in hayatındaki en önemli rolü, Mill’in romantizmi keşfetmesini sağlayarak babasının ve Bentham’ın faydacı anlayışlarındaki problemli noktaları görmesini sağlamış olmasıdır. Bunun yanında onun faydacılığa yapmış olduğu eleştiriler, Mill’i ahlâk alanında çalışmaya yöneltmiştir. Mill’in entelektüel yaşamında önemli bir etkiye sahip olan bir diğer kişi de Samuel Taylor Coleridge (1772–1834)’dir. Onun muhafazakâr görüşleri, Mill üzerinde etkili olmuş ve bu görüşler faydacılık içersinde yer alan muhafazakar düşüncelerin temelini oluşturmuştur.

Mill’in entelektüel yaşamı açısından bahsedilmesi gereken son kişi Avignon’da yan yana yattığı, 1851 yılında evlendiği eşi Harriet Taylor (1807– 1858)dır. Taylor’ın Mill’in fikirlerini ne ölçüde etkilediği, günümüzde Mill’le ilgili olarak yapılan önemli tartışmaların başında gelmektedir. Ancak etkisinin ne ölçüde olduğu tartışmalı olsa da Harriet Taylor’ın Mill’i feminizm ve sosyalizme ilgi göstermesi noktasında etkilediği, ikili arasındaki ilişkide eleştirmenler arasında genel kabul gören bir görüştür.  Kabul edilmelidir ki, Mill gibi bir düşünürün tüm entelektüel gelişimini bu altı kişiyle sınırlandırmak mümkün değildir. 19.yy. İngiltere’sinin bu büyük düşünürleri yanında Mill, Alexis Charles Henri Clerel de Tocqueville (1805 –1859), William Wordsworth (1770–1850), David Ricardo (1772–1823) gibi dönemin diğer ünlü entelektüellerinden de etkilenmiştir.

Mill’in entelektüel gelişimini sadece şahıslara bağlı kalarak açıklamak, onun faydacı ahlâk anlayışının nasıl bir dönüşüm geçirdiğinin ortaya konulması noktasında eksik bir yaklaşım olacaktır. Çünkü bize göre Mill’in entelektüel gelişimi üzerinde, hayatında yaşamış olduğu olaylar da, en az yukarıda ismi zikredilen ünlü düşünürler kadar önemli etkiler bırakmıştır. Özellikle yaşadığı üç olayın, Mill’in hayatında çok büyük önemi haiz olduğunu düşünüyoruz. Bu olaylardan ilki ve bize göre en önemli olanı, 1826 yılı sonbaharında geçirdiği ruhsal bunalımdır. Bu bunalım ve bu olayın Mill üzerindeki etkileri günümüzde onunla ilgili olarak yapılan tartışmaların başında gelmektedir. Kendi yazmış olduğu Autobiography adlı eserinde “Hayattaki bütün hedeflerine ulaştığını, peşinden koştuğun o bütün kuramsal ve düşünsel değişimlerin tam şu anda gerçekleştiğini varsayalım. Bu seni çok mutlu edecek mi? O önüne geçilemeyen özbilinç kendine özgü bir biçimde cevap verdi:“ Hayır!” O an yüreğime bir şey saplandı, hayatımın üstüne kurulu olduğu tüm temel çöktü. Oysa bütün mutluluğum bu hedefin peşinde koşmaktan kaynaklanıyordu. Hedef çekiciliğini yitirmişti. O zaman araçların ne anlamı kalırdı ki, yaşamak için hiçbir gerekçem kalmamış gibiydi.”  şeklinde ifade ettiği bu bunalım, onun düşünce hayatında oldukça etkili olmuş, bunalımdan kurtulduğunda ise James Mill ve Bentham’ın düşüncesine olan bağlılığını gözden geçirmeye başlamıştır

Mill’in entelektüel gelişiminde etkili olan diğer önemli iki olaydan ilki 1832 yılında Bentaham’ın ölümü, ikincisi ise 1836 yılında James Mill’in ölümüdür. Bu iki üzücü olay Mill’in düşünce özgürlüğünü kazanmasını sağlaması açısından bizce çok önemlidir. Çünkü James Mill ve Bentham hayattayken her düşüncesini özgürce ifade edemeyen Mill, bu iki olaydan sonra tam anlamıyla artık istediğini ifade edebilen özgür bir düşünür olmuştur.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı; Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: XV, Sayı: 28 (2013/2)

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın