Felsefe hakkında her şey…

Nietzsche’nin Nihilizm Anlayışı

13.07.2022
250
Nietzsche’nin Nihilizm Anlayışı

Nihilizmin en büyük temsilcisi olarak kabul edilen Friedrich Nietzsche, Schopenhauer’ın nihilist felsefesi ile yola çıkmıştır. Ancak ona göre, nihilizm yanlış ve eksik anlaşılmaktaydı. Nietzsche zamanla nihilizmi yeniden temellendirdi.

Ona göre nihilizmin en eksik yanı, yaşamı olumsuzlamasıydı. Nietzsche, “yanlış nihilizm”i yaşayanları kitaplarında sıklıkla “pesimistler” olarak tanımladı. Ona göre bu pesimizmin aşılması gerekmektedir.

Gerçek bir güç felsefesi için, yaşamı kesinlikle olumlayan bir felsefe gerekmektedir. Yaşamın değeri anlaşılmalı ve bu değer yüceltilmelidir.

Nietzsche, modern insanın benimsediği değerlerin geleneksel dayanaklarının çöktüğünü söyler. Bu nedenle eski değerler bırakılıp bütün değerler yeniden kurulmalıdır. Bunu yapacak olan da güç istenci ile üstün insandır. İnsan değer yaratabildiği ölçüde üstün insan olarak özgürdür.

Ona göre insanlar güçlüler ve zayıflar diye ikiye ayrılırlar. Egemen ahlakı belirleyen şey, bireyin güçlü veya zayıf olması durumudur. Mevcut ahlak sistemini zayıf insanlar oluşturmuştur ve bu ahlak sistemi, köle ahlakıdır.

Köle ahlakı insanların zayıflıklarını ön plana çıkaran, yaşam gücünün eksilmesine sebep olan ahlaktır. Köleler, gerçek yaşamdaki güçsüzlüklerini unutmak için, bir ideale veya bir kurmaca Tanrı’ya gerek duyarlar.

Bu ahlakın karşısında güçlü insanların oluşturduğu efendi ahlakı vardır. Efendi ahlakı güç istenciyle oluşan üstün insan ahlakıdır.

Üstün insan çağının her türlü kokuşmuş değerlerini reddeden, kendisini aşmış ve yeni değerler oluşturabilme gücüne sahip insandır. Kendi değerini kendisi oluşturabilen insan kendi ahlakını kendi oluşturur. Bu nedenle evrensel ahlak anlayışı olamaz.

Güç İstenci adlı kitabında belirttiği üzere Nietzsche, nihilizmi sonuna kadar yaşamış ve onu aşmıştır. Ona göre nihilizm, aşılması gereken bir şeydir.

Peki, Nihilizm nasıl aşılır? Bu soruya Nietzsche tarafından verilen cevap şöyledir:

“Bizler doğadaki tüm ahlakı reddetmiyoruz, ahlakın evrensel olduğunu iddiasını reddediyoruz ve bir ahlak kuralını reddederken veya kabul ederken onun hayatı geliştirici mi yoksa engelleyici mi olduğuna bakıyoruz.”

Heidegger ise nihilizmi Batı düşüncesini oluşturan öğelerden biri olarak görür. Bu görüş, değeri ve “var olan”ı tanımlamak için gerçekte, varlık sorusunu sormayı kendine yasaklar.

Gorgias ise nihilizmin agnostik yönüne vurgu yaparak hiçbir şeyin var olmadığını, var olsa da bu şeylerin asla bilinemeyeceğini, bilinseler de başkalarına aktarılamayacağını dile getirmiştir.

Bir sofist olan Gorgias’ın verdiği bu örnekten de anlaşılacağı üzere sofistler varlığın bilinemeyeceği şeklindeki görüşlerini, dil ve duyum sorunuyla açıklarlar. Onlara göre düşüncelerimizi aktarmada kullandığımız, sembollerden oluşan dil güvenilir değildir. İnsanlar arasında dil aracılığı ile kurulan iletişim tam değil görecelidir. Duyum ve algıya dayanan bilgiler de görecelidir. O hâlde onlara göre varlıklar üzerinde ortak bir anlam da olmayacaktır.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...