Çağdaş Fransız Felsefesi

felsefe Nedir

Çağdaş Fransız felsefesi gelişimi itibariyle özel bir konuma yaslanmaktadır. Her şeyden önce Fransız felsefesinin 80’li yıllardan sonraki gelişimi bizzat Fransız felsefecileri tarafından bir felsefe tarihi konusu yapılmıştır.

Genellikle felsefe tarihleri bir dönemin sonu itibariyle kaleme alınmaya başlanır. Oysa Badiou ve Castoriadis gibi filozoflar bizzat kendi düşünce süreçlerini bir felsefe tarihi çabasıyla birlikte yürütmüşlerdir. Bunun dışında Deschamps ve Sichère gibi isimlerse, Fransız felsefesinin son dönem gelişimini ortaya koymuşlardır. Tüm bu metinlerden hareketle bazı ana hatları ve düşünürleri tasnif etmek mümkündür.

1. Jean-Paul Sartre

Sartre ismi “çağdaş Fransız felsefesi” tabirinin kullanılmasına izin veren kilit bir isimdir. Sartre’tan önce ve sonra olmak üzerine bir kırılmadan söz etmek mümkündür. Sartre, kendisinden sonraki felsefenin uğraşacağı ciddi sayıda sorunu miras bırakmıştır.

a. Fenomenoloji

Sartre Almancası sayesinde Husserl ve Heidegger‘i Fransa’ya ciddi bir şekilde ilk taşıyan kişidir. Varlık ve Hiçlik kitabı kendisinden sonra gelen felsefeciler tarafından çokça eleştirilmiş olsa da, bu çalışmasıyla Heidegger ve Husserl’i Fransız felsefesinin içine geri dönülmez bir şekilde hediye etmiştir.

b. Entelektüel bağlanma

Sartre, Diyalektik Aklın Serüvenleri kitabında Marksizm, varoluşçuluk ve politik bağlanmacılık arasında ciddi ilgiler kurmayı başarmıştır. Onun bu çabası arkasından gelen kuşak tarafında önemli bir çürütme ve temellendirme etkinliğinin konusu yapılmıştır.

c. Yeni toplumsal değerler

Sartre felsefeci kimliğinin yanı sıra edebiyatçı kimliği ile toplumsal tahayyülün değişmesine ciddi katkılar sunmuştur.

2. Sartre sonrası Fransız Felsefesi

Sartre’ın Varlık ve Hiçlik adlı eseri 1943’te yayımlanır; Deleuze’ün son kitabı Felsefe Nedir? ise 1991 tarihlidir. Her halükârda Sartre ve Deleuze arasında Bachelard’ı, Merleau-Ponty’yi, Lévi-Strauss’u, Althusser’i, Lacan’ı, Foucault’yu, Lyotard’ı, Derrida’yı, vs. sayabiliriz. Bu kapalı kümenin marjlarında ve günümüze açılan bir pencerede aynı şekilde Jean-Luc Nancy’i, Philippe Lacoue-Labarthe’ı ve Jacques Rancière’i, saymak mümkündür. Badiou’nun “çağdaş Fransız felsefesi” diye adlandırdığı külliyat, bu yazarların ve yapıtların listesidir ve ona göre yeni, yaratıcı ve evrensel olduğu kadar da tekil bir felsefi an teşkil etmektedir.

O hâlde Fransız felsefesinin bütünü:

  • Varoluşçuluk
  • yapısalcılık
  • Yapısöküm
  • Postmodernizm gibi akımlardan oluşmaktadır.

Buna Badiou;

  • Soykütük
  • Felsefi operasyonlar
  • Felsefe ile edebiyat arasındaki bağ
  • Felsefe ile psikanaliz arasındaki bağ

gibi yönleri de eklemektedir.

Badiou’ya göre “Öznel sezgiyi sembolik biçimciliklerle birleştiren bu yönelim, daha “bilimsel” olan tarafta Lévi-Strauss, Althusser veya Lacan ile; daha “sanatsal” olan tarafta ise Derrida veya Lyotard ile, bütün yüzyıl boyunca sürmüştür”. Bu sebepten dolayı Fransız yaşam ve kavram üzerine bir düşünce üretimine katılmıştır.

Artık özne ve bilinç eksenli felsefe yapılmamaktadır.

3. Felsefi gelenek

Artık Fransız felsefesi yönelimsel bilinç kavramı etrafında kendisini üretmektedir. Bu hattın temsilcileri şunlardır:

  1. Merleau-Ponty
  2. Althusser
  3. Derrida
  4. Lacan
  5. Lyotard

Özne ve bilinç eksenli felsefenin alaşağı edilmesi Felsefe tarihi geleneği ile yeni bir çabayı gerektirmektedir. Her şeyden önce Descartes-Hegel eksenli bir hat yerine alternatif bir Hegel bir okumasının öne çıkarıldığı, Nietzsche’nin Husserl’in ve özellikle de Heidegger’in izlediği yapısökümcü bir hat izlenmeye başlanmıştır. Denilebilir ki Fransız felsefesi kendi kuruluşunu özel bir Alman felsefesi yorumcusu olması sayesinde üretmiştir.

Badiou’ya göre:

“Fransızlar Almanya’da bir şeyler arayıp bulmaya çalışmış, Kant’tan Heidegger’e uzanan muazzam bütünceden bir şeyler çekip çıkarmışlardır. Peki, Fransız felsefesinin Almanya’da arayıp bulmaya çalıştığı şey neydi? Bunu tek cümleyle özetleyebiliriz: kavram ile varoluş arasında yeni bir ilişki. Buna pek çok isim konmuştur: yapıbozum, varoluşçuluk, yorumbilgisi. Fakat tüm bu isimleri kateden ortak bir araştırma söz konusudur, o da kavram ile varoluş arasındaki ilişkinin yerini değiştirmeye, kaydırmaya yöneliktir.”

Fransız Felsefesi, Almanya’da olmayan bir Alman bir felsefesi oluşturmuştur. Alman felsefesinin öğeleriyle ona karşı bir felsefe oluşturmuştur.

4. Bilim

Badiou gözünde çağdaş Fransız felsefesi sadece bir felsefe geleneği hesaplaşması değildir. Aynı zamanda bir bilim modeli hesaplaşmasıdır. Deleuze’le doruk noktasına ulaşan bu stil bilimi sadece bilgi alanıyla sınırlamadan onun tekhne ve poiesis’le bağlantılarını çizmiştir. Bilim, sanat ve felsefe birbirlerinden kopamayacak bir praksis ve yaratım sürecidir. Yaratım olması modern bilimin yadsıdığı ama Fransız felsefenin yeniden kurduğu unsurlardan biridir. Canguilhem ve Gaston Bachelard bu sürecin oluşturulmasında en etkili filozoflar arasındadır.

5. Politika

Bütün Fransız felsefesi politiktir. Temsilcileri de politik aktivizm içerisindedir: Sartre, savaştan sonra Merleau-Ponty, Foucault, Althusser, Deleuze, Rancière ve Badiou. Yeni bir politik-olan kavramı yaratmanın peşindedirler. Böylelikle felsefe ve politik gizemli ilişki kendisine daha yakın düzlemlerde ortaya koymuştur.

6. Felsefi Bir Sorun Olarak Modernlik

Çağdaş Fransız Felsefesi Badiou’nun terimleriyle ifade edilirse “felsefeyi modernleştirmek”tedir. Badiou açısından: “Fransız filozoflar derin bir modernlik arzusuna sahip olmuştur. Sanatsal, kültürel, toplumsal dönüşümleri ve âdetlerin dönüşümünü yakından izlemeye koyulmuşlardır. Figüratif olmayan resme, yeni müziğe, tiyatroya, polisiye romana, caza, sinemaya yönelik son derece güçlü bir felsefi ilgi ortaya çıkmıştır. Felsefeyi modern dünyanın en yoğun yönlerine yaklaştırmak istemişlerdir. Ayrıca cinsellikle, yeni yaşam tarzlarıyla da son derece yakından ilgilenmişlerdir. Aynı şekilde, cebir veya mantığın biçimciliklerine bir nevi tutkuyla yönelenler olmuştur. Felsefe, tüm bu yollardan, kavram ile biçimlerin hareketi arasında yeni bir ilişki aramıştır: sanatsal biçimler, toplumsal yaşamın yeni yapılanmaları, yaşam tarzları, harfsel bilimlerin sofistike biçimleri. Filozoflar, bu modernleşmeyle, biçim yaratımına yeni bir şekilde yaklaşmanın yolunu bulmaya çalışmışlardır”. O hâlde Fransız felsefe akıl yürütmeye indirgenen ve müdrikenin dar sınırları içerisinden yapılan bir zihin etkinliğinden ziyade kendisini tüm yaşam alanları içerisinde konumlandırmayı seçmiştir.

Dönem Noktası Olan Metinler

  1. Jean-Paul Sartre, Varlık ve Hiçlik
  2. Gaston Bachelard, Ateşin Psikanalizi
  3. Deleuze, Anti-Oidipus
  4. Derrida, Gramatoloji Üzerine
  5. Foucault, Kelimeler ve Şeyler
  6. Paul Ricoeur, Zaman ve Anlatı

Sonuç Yerine: Nedir Bu Fransız Felsefesi

Fransız felsefesi muhaliftir. Ancak onun muhalefeti ideoloji düzeyinde bir muhalefet değildir sadece. Hatta bu düzeydeki muhalefeti sığ bulmaktadır. Fransız felsefesi, felsefenin kavramı ele alma şekline ve felsefe yapma tarzlarına muhaliftir. Bu sebepten dolayı tüm muhalif logos biçimlerinden beslenmektedir. Estetikten psikanalize, feminizmden dil bilime bu muhalif tavır her tür yapıyı kuran ve söken bir tarzda kendisini kurmaktadır. Felsefe alışkanlıklarının tamamını sarsan bir felsefedir. Her zaman için yeni politik imkânı kovalamaktadır.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*