Felsefe hakkında her şey…

İslam felsefesinin toplum ve siyaset anlayışı

02.11.2022
495

Peygamber’in kendisi ve öğretisi hakkında fazla bir bilgiye sahip olunup olunmamasından bağımsız olarak, İslâm, siyasi anlamda da –pek çok devrimle karşılaştırıldığında– azımsanmayacak bir başarıya ulaşmış ve İslam’ın kuruluşu insanın toplum ve siyaset anlayışında belirgin bir kırılma meydana getirmiştir (Black 2001, s. 9).

İslam, dayandığı ilâhî kaynağa ve doğrudan Peygamber’e gelen vahyi ön plana çıkarmasına karşın, diğer kabilelerin kültürleriyle, özellikle de tarihi boyunca Arap-Bedevi kabilecilik anlayışıyla ve İran-Sasani’de tanık olunan erkek (baba)-egemen bir monarşiyle/saltanatla içli dışlı olmuştur (a.y., s. 10).

İslam’ın kendi toplum yapısını üzerinde temellendirdiği en önemli ilke, zayıfın güçlüye karşı varlığını güvenceye almaktır (Hodgson 1993, s.121; Ebû Zehra 1993, s. 307). Bu güvencenin en önemli uygulama alanı da ekonomi olmuştur. Adaleti temel alan siyaset anlayışı, İbn Haldun’un umranı devletle bağlantılı ele alırken sergilediği tutumda da belirgindir.

Hepiniz Adem’densiniz. Adem ise topraktandır. Arap’ın Acem’e üstünlüğü yoktur. Üstünlük takva iledir” hadisi ve “Ey insanlar, Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi, sırf birbirinizle tanışasınız diye, büyük büyük cemiyetlere ve küçük küçük kabilelere ayırdık. Şüphesiz sizin, Allah nezdinde en şerefliniz, takvâca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, her şeyi bilen, her şeyden haberdar olandır.” ifadesiyle dilimize çevrilen Hucûrat suresinin 13. ayeti, insanlar arasındaki eşitliği vurgulamak üzere kullanılmıştır.

Bu durumda, adaletin uygulanmasının nasıl bir dayanağı olduğunu sormamız gerekir. Bu sorunun yanıtı, Platon’da olduğu gibi, daha çok bilgi sahibi olmakta ve bilgelikte odaklanmaktadır. Bu bilginin ilk sahibi ve uygulayıcısı olarak görülen Peygamber ve onun uygulamaları, İslam’ın 632’den sonraki tüm uygulamaları için temel bir başvuru kaynağı olmuştur, denilse herhalde abartı olmaz. Öyleyse, İslam’da bilgiden ve bilgelikten ne anlaşıldığına da yakından bakmamız gerekiyor.

Kaynak: TARİH FELSEFESİ I, s. 56-57, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2453 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1425

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...