Birinci Dalga Feminizm Nedir?

felsefe Nedir

Birinci Dalga Feminizm 19. yy sonunda başlayan ve 1920’lere dek süren feminist hareketi kapsar ama 19. yy öncesindeki kadın hakları talepleri de yine bu dalga içinde değerlendirilir (Pilcher ve Whelehan, 2004, s. 52).

Kadın haklarına yönelik ortak taleplerin görüldüğü ilk dönem 1789’daki Fransız Devrimidir. Ancak devrimden önce de kadın hakları aktivistleri olduğu görülür.

Örneğin Olympe de Gouges (1748-1793) 1791’de “Kadın Hakları Deklarasyonu’nu yazmış ve Marie Antoinette’ye sunmuştur. Gouges bu metinde politikada erkek üstünlüğünü eleştirmiş, kadınların da erkekler gibi tam anlamıyla vatandaş olmaları gerektiğini savunmuştur.

1782 yılında “Siyah Kölelik” adlı bir oyun yazarak kralın otoritesini ve yönetimin şiddet içerikli kanunlarını eleştirmiş, 1793’te yazdığı bir eserde ise doğrudan yönetim şeklini eleştirerek referandum talep etmiştir. Yazdıkları nedeniyle Fransız Devrimi sürecinde idam edilmiştir (Azoulay, 2016, s.93-5).

Birinci dalga feminizm modernleşmenin ve endüstrileşmenin yarattığı geniş çaplı sosyal ve ekonomik değişiklikler üzerine gelişmiştir. Kadın haklarına ilişkin ilk talepler, genel olarak politik demokrasinin ileri olduğu ülkelerde daha yoğun olarak ortaya konmuştur. Bu ülkelerde kadınların talepleri tamamen yeni bir şey değildir, erkeklerin zaten sahip olduğu haklardır. ABD’de kadın hareketi, köleliğin kaldırılmasına yönelik kampanyaların da etkisiyle 1840’larda, İngiltere’de ise 1850’lerde başlamış ve ilk önemli hak talepleri bu dönemlerde gerçekleştirilmiştir. Bu dönemde anayasal haklar erkek nüfusun daha geniş bir kısmına yayılmış, daha önce bu haklara sahip olmayan pek çok erkek temel haklara sahip olmuştur.

Örneğin ABD’de Fransız Devrimini takiben yaşanan devrim sonunda “Amerika Birleşik Devletleri Temel Haklar Bildirgesi (1791) yayınlanmıştır. Ancak bu bildirgede hak sahibi olan bireyler sadece erkeklerdir. Vatandaş kabul edilmek için gerekli olan nitelik kamusal olaylara katılım hakkı ve rasyonellik olarak belirlenmiş, yetişkin akılcılığına henüz ulaşmamış olan çocuklar ve akıldan yoksun kabul edilen kadınlar vatandaşlığa layık görülmemiştir (Donovan, 2001, s.22). Birinci dalga feminizm bu toplumsal koşullarda şekillenen, genel olarak kadınların anayasal haklar, özellikle oy hakkı, eğitime ve mesleklere erişim, mülkiyet, evlilik ve boşanmayla ilgili konularda erkeklerle eşit haklara sahip olma çabalarını yansıtan bir dalgadır.

Oy hakkı 20.yy başında neredeyse bütün feministlerin odaklandığı bir ortak nokta olmuştur ama bu hakkın ne gibi taktiklerle elde edilebileceği konusunda aralarında temel bazı farklılıklar söz konusu olmuştur. Bu süreçte bazıları yumuşak, bazıları ise militan stratejileri benimseyen çeşitli kadın örgütleri kurulmuş, binlerce kadın hakları aktivisti hapsedilmiş ve açlık grevlerine gitmişlerdir. 1914 yılında 1. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla bazı örgütler savaşı desteklemiş, bazıları desteklememiş ve bu durum kadın örgütlerinin bölünmesine yol açmıştır (Pilcher ve Whelehan, 2004, s.53).

Savaşın kendisi de savaşa giden erkeklerin yerini kadınların doldurmaya başlaması ile kadınlara yönelik geleneksel görüşlerin yıkılmasında etkili olmuştur. Birinci dalga feminizmin kadın hareketinin amaçlarının bir kısmına ulaşmasıyla, Yeni Zelanda’da 1893 ve ABD’de 1920 yıllarında kadınların oy hakkı kazanmasıyla sona erdiği kabul edilir. Aslında 1920’lerle birlikte sona eren şey, kadın hakları hareketinde oy hakkının taşıdığı merkezi yerdir. Bu tarihten itibaren kadın hareketinde aile yardımları, vesayet, doğum kontrolü ve koruyucu kanunlar gibi konular odak noktası olmaya başlamıştır. Kadın örgütleri eşit ücret, ahlaki ilkelerde eşitlik, dul maaşı gibi konularda hak talep etmeye devam etmiştir (Pilcher ve Whelehan, 2004, s.55). Birinci dalga feminizm içinde öne çıkan iki teori liberal feminizm ve kültürel feminizmdir.

Konu Başlıkları

Kaynak: T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 3781, AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 2595

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*