Felsefe hakkında her şey…

Özel alan ve kamusal alan ayrımı

05.12.2022
676

Kamusal alan” kavramı, zikredildiği andan itibaren, bunun karşısına bir “özel alan” çıkmaktadır. Daha baştan itibaren bir karşıtlık ilişkisi içerisinde ele alınan bu iki kavram, tarihsel süreç içerisinde sabit ve değişmez bir durumu ve mekânı tanımlıyor değildir. Zaman içerisinde bu iki alanın boyut ve durumları değişmiştir. Fakat çağdaş kamusal alan-özel alan ayrıştırması ve bu çerçevedeki tartışmaların Batı’da birkaç yüzyıllık bir tarihi vardır.

Peki bugün özel alan ve kamusal alan nereye tekabül etmektedir? Hiç şüphesiz kamusal alan farklı yaklaşımlarda da zikredildiği üzere farklı şekillerde anlamlandırılabilmektedir. Modern-ulus devlet, demokratikleşme, sivil toplum ve küreselleşme gibi farklı süreçlerle birlikte kamusal alanın nasıl düzenleneceği de yeni tartışma ve analizlere dâhil edilmektedir. Bugün genel anlamda özel alan, herkesi ilgilendirmeyen, umumun ilgisi dışındaki ev ve aile gibi alanları ifade edecek tarzda içeriklendirilmektedir. Buna göre kamusal alan da bunun dışındaki tüm alanları kapsayacak tarzda, umumun ilgisine açık mekanlar olarak gündelik dilde kullanılmaktadır. Fakat somut kamusal alan tartışmalarına baktığımız zaman, kamusal alan olarak zikredilen mekanların kimi zaman daralma ve genişlemeye uğradığını da görmekteyiz. Söz gelimi parklar, sokaklar, hastaneler, okullar, tüm devlet daireleri ile ilgili tartışmalar başladığında, kamusal alanın nereleri kapsadığı sorusu tekrar gündeme gelmektedir.

Aile ve ev tabii olarak kamusal alan düzenlemelerinin dışında kalmakla birlikte, zaman zaman bu düzenlemelerden etkilenebilmektedir. Fakat yine de ev, kişinin “özel”ini yaşayabileceği bir alan olarak hep ilk sıralarda yer almaktadır. Bununla birlikte günümüzde iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte, “özel alan”ın kamulaşması gibi bir olgudan bahsedebiliriz. Televizyon ve internet üzerinden özel hayatın daha çok gündeme gelmesi ile özel hayatların birçok boyutlarıyla kamuda konuşulur hâle gelmesi bu durumun yansımaları olarak görülebilir. Yine kameraların park, sokak, apartman girişleri yanında, özel yaşam alanlarının içine kadar girmesi de bu olguyu pekiştirmektedir.

Nitekim, cep telefonları, fotoğraf makinaları ve gizli kameraların sürekli devrede olması, özel alanın “özel” olarak kalmasını zorlaştırmaktadır. Bu da klasik anlamda özel alanın mahremiyetini yok etmekte, mahremiyet anlayışını dönüştürmekte ya da yeni mahremiyet anlayışları oluşturmaktadır.

Bilindiği gibi mahremiyet alanı, özel hayatın dışarıya deşifre olmaması üzerine dayanmaktadır. Giderek kişiye mahrem alanların kalmaması, sınırlarının daralması ve mahremiyetin deşifre olması karşısında, özel ve kamusal alan arasındaki ayrımlar da bulanıklaşabilmektedir. Meselâ, eskiden kamusal ve özel alandaki kıyafetler daha sıkı tanımların ve uygulamaların konusu olabilirken, bugün bunlarda bir gevşeme meydana gelmiştir. Bunlara yönelik kınama ve ayıplamalar azalmıştır.

Kaynak: DİN SOSYOLOJİSİ, s. 135-136, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2061 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1095

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...