Felsefe hakkında her şey…

İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünün reform öncesi dönemi

04.11.2022
458
İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünün reform öncesi dönemi

1933 Reformu’na kadar, yurt dışında doktora yapan az sayıda kişi dışarıda bırakıldığında, Darülfünun’da ders veren hocaların tamamına yakını doktorasızdır. Bu durum felsefe bölümü için de geçerlidir. Alan eğitimi almayan doktorasız hocalar, bilgi birikimi, belirli bir süre Batı ülkelerinde bulunma, yabancı dil bilme, konuya merakları gibi niteliklere bakılarak atanmışlardır. Söz konusu dönemde bu tavrın benimsenmesinin birçok nedeni olduğu açıktır. Çöküş halindeki toplum öğretim kurumlarını ne kadar yenilese de doktora programları yürütecek akademik bir kadro oluşturamamıştır. 1846’da Encümen-i Daniş’in kuruluş nedenleri arasında yüksek öğrenim için hoca yetiştirmek de yer almış olsa da teknik konulara ağırlık verilmiş ve yeterli olmayan sayıda teknik eleman yurt dışında yetiştirilmiştir. Felsefe ve bilimlerin diğer alanlarında bu türden bir kaygı güdülmemiştir.

Darülfünun’un ilk yıllarında hocalık yapanların önemli bir kısmı memuriyet hayatlarının bir döneminde, ders anlatma görevini de yerine getirmişlerdir. Başka bir deyişle meslekten öğretmen değillerdi. Bu nedenden dolayı, hocalık görevleri çoğunlukla kısa sürmüştür. Ahmet Mithat Efendi (1844-1912), Filibeli Ahmet Hilmi (1865- 1914), Hüseyin Cahit Yalçın, Emrullah Efendi (1858-1914), Ziya Gökalp (1976- 1924), Rıza Tevfik (1869-1949), hocalık görevleri kısa sürenler arasındadırlar. Hocalığı meslek edinenler şunlardır: Halil Nimetullah (Öztürk), Babanzade Ahmet Naim Bey (1872-1934), Orhan Saadettin (1894-1960’lar), İ.H. Baltacıoğlu (1886-1978), İ.H. İzmirli (1869- 1946), Mehmet Ali Ayni (1868- 1945), Şekip Tunç (1883-1958), Mehmet İzzet (1891-1930), Mehmet Emin Erişirgil (1891-1965), Hilmi Ziya Ülken (1901-1974). Hocalığı meslek edinerek bölümde ders verenler, bölümün biçimlenmesinde etkili olmuşlardır.

Darülfünun dönemi hocalarından hocalığı meslek edinenler ve uzun süre bu işi yapanların durumları daha farklıdır. Bu öbekte yer alanlar, mülkiye, tıbbiye, hukuk gibi modern mekteplerde öğrenim görmüşlerdir. Bununla birlikte İzmirli İsmail Hakkı gibi hem medrese hem de modern okul eğitimi alanlarda vardır. Dönemin hocalarından Şekip Tunç, Maarif Vekaleti tarafından Lozan’a gönderilmiştir. Rousseau Enstitüsü’nde eğitim pedagojisi ve psikoloji tahsil etmiştir. Aynı enstitüden diploma ve Cenevre Üniversitesi’nden de Psikoloji sertifikası alarak 1915’de dönmüştür (Yıldız 2010, 14-15). Ayrıca, Halil Nimetullah (Dölen 2010/1, 415) ve Mehmet İzzet (Değirmencioğlu 2002, 28), bitirip bitirmedikleri bilinmemekle birlikte Sorbon Üniversitesinde felsefe öğrenimi görmüşlerdir. Orhan Saadettin Almanya’da Ernst von Aster’in yanında felsefe doktorası yapmıştır (Dölen 2010/1, 425). Felsefe öğretimi görerek hocalık yapan bu üç kişi de tuhaf bir şekilde 1930- 1933 arasında bölümden ayrılmışlardır. Mehmet İzzet hastalık nedeniyle ölmüş, Orhan Saadettin şizofreni nedeniyle ayrılmış, Hoca Nimetullah 1933 Reformu’nda tasfiye edilmiştir.

Reform öncesinin felsefe hocaları, felsefenin problemlerini, tarihini, ortaya çıkan felsefe akımlarını önemli ölçüde tanımış ve anlatmışlardır. Mehmet İzzet’in belirttiği gibi, yabancı bir dildeki kitabı esas alarak ve aynı kitabı öğrencilere tavsiye ederek ders anlatılması temel tavırdır (Mehmet İzzet 1989/5, 41-42). Fransa üniversitelerinde okutulan felsefe anlayışına uygun olarak, felsefe tarihinin başından sonuna kadar anlatılması esastır. I. Dünya Savaşı’nda Almanya’dan gelen felsefe hocaların pek etkisi olmamakla birlikte, Alman üniversitelerinde felsefe tarihi öğretimini tanınması açısından yararlı olmuştur (Berkes 1985, 128). Bunların yanında dersler, ansiklopedik bilgileri aktarmak ve not tutturmak suretiyle yapılmışlardır (Bıçak 2010, 344-345).

Hocaların felsefi tutumları, Bölüm’ün yapısını belirlemiş ve onu belli bir olgunluğa ulaştırmıştır. Hocaların tutumları, yayınladıkları eserlerde görülmektedir. Bölümde ders veren bazı hocaların yayınları şöyle sıralanabilir: Ahmet Mithat Efendi, Felsefe ve Feylosoflar (1873), Ekonomi Politik (1879), bilimlerin tanıtılmasıyla ilgili Düğümlerin Çözümü (Hallu’l-Ukad) (1890), Ben Neyim? Materyalist Hikmete Müdafaa (1891). Filibeli Ahmet Hilmi, Müslümanlara Siyaset Rehberi (1911), Hangi Felsefe Ekolünü Kabul Etmeliyiz? (1913), İslam Tarihi (1911), İslam’ın İnanç Esasları (Üss-i İslam) (1914) gibi çalışmalarında eleştirel bir tavırla, toplumsal sorunları felsefi bir tutumla tartışmıştır. Rıza Tevfik, Mufassal Kamus-u Felsefe (1916), Abdülhak Hamid ve Mülahazat-ı Felsefiyesi (1918), Felsefe Dersleri (1919), Ma-bad’de’ttabiiyyat Derslerine Aid Vesaik (1919), Ma-bad’de’t-tabiiyyat Dersleri: Ontoloji Mebahisi (1920), Estetik (1920), Bergson Hakkında (1921) adlı yayınlarıyla, felsefe sözlüğü çalışmaları, yerli bir şairin düşüncelerini, metafizik ve estetik gibi çeşitli sorunları sergilemiştir. Babanzade Ahmet Naim Bey, sözlük çalışmaları, felsefe bilim ilişkileri ile felsefe tanımlarına ilişkin çevirileri, siyasi düşüncelerini tartışan yazıları ve Ahlak-ı İslamiye (1912), Hikmet Dersleri (1913), Felsefe Dersleri (1914) gibi kitaplarıyla muhafazakar bir çizgi sürdürmüştür. Halil Nimetullah (Öztürk), Levy- Bhurl’ün Mantıköncesi (Prelogic) adlı kitabında içerilen mantığı kökenine ilişkin sorunları ve konudaki düşünceleri tanıtmıştır. Ayrıca cumhuriyet ve demokrasi gibi yönetimleri tanıtan kitabı Halkçılık ve Cumhuriyet ve Türk Halkçılığı ve Cumhuriyet (1930), Türkiye’de teorik siyasi sistemleri temellendiren nadir denemeler arasındadır. İsmail Hakkı İzmirli, Mi’yarü’l Ulum (1897), Mantık-i Tatbiki veya Fenn-i Esalib (1909), Muhtasar Felsefe-i Ula (1913), Fenn-i Menahic: Methodologie (1913), Felsefe Dersleri (1922), Felsefe Hikmet (1917), Müslüman Türk Filozoflar (1936), İhvan-ı Safa Felsefesi (1921), Felsefe-i İslamiye Tarihi (1920), İslam Mütefekkirleri ile Garp Mütefekkirleri Arasındaki Mukayese (1952) gibi yayınlarıyla hem İslam hem de Batı düşüncesine ilişkin yayınlar yapmıştır. Mehmet Ali Ayni, Darülfünun Tarih-i Felsefe Dersleri (1914), Muallim-i Sani Farabi (1916), Tasavvuf Tarihi (1925), Felsefe Tarihi (1925), Ahlak Dersleri (1925), Darülfünun Tarihi (1927), Siyasi Tarih (1928), Türk Mantıkçıları (1928), Demokrasi Nedir? (1934), Türk Ahlakçıları (1939), Milliyetçilik (1943), (1944), Hayat Nedir? (1945) gibi çok çeşitli konularda felsefe çalışmaları yapmıştır. Şekip Tunç, Gülmek Nedir ve Kime Gülüyoruz? (1921), Felsefe Dersleri (1924), Felsefe-i Din (1927), İnsan Ruhu Üzerinde Gezintiler (1943), Ruh Aleminde (1945), Fikir Sohbetleri: Yirmi iki Diyalok (1948), Psikolojiye Giriş (1949), Bir Din Felsefesine Doğru (1959) gibi yayınlarla bir yandan din felsefesi diğer yandan psikolojiyle ilgili tartışmaları sürdürmüştür. Öte yandan ilerleme (Terakki Fikri 1928) sorunuyla ilgili çevirisi de ilgisinin bir başka noktasına işaret etmektedir. Mehmet İzzet, genç yaşta ölmesine (39 yaşında) rağmen, toplumsal sorunları teorik temellendirmelerle ilgili ve felsefe sorunlarına ilişin çok sayıda makale yayınlamıştır. Mehmet Emin Erişirgil, kendi isteğiyle 1930’ların başında bölümden ayrılmıştır. Tarih-i Felsefe Notları: Kurun-ı Cedide Felsefesinden Descartes ve Kartezyenler (1920), Wilhelm Leibniz (1922), Kant ve Felsefesi (1923), Sokrat (1931), Filozofi (1935), Kant’tan Parçalar (1935), Filozofiye Başlangıç (1936), Hukukun Muhtelif Cepheleri ve Hukuk İlmi (1938), Ekonomi Meslekleri (1945), Merak ve Dikkat (1956), Neden Filozof Yok (1957), Türkçülük Devri, Milliyetçilik Devri, İnsanlık Devri (1958) yayınlarıyla felsefeye büyük katkılar sağlamıştır.

Reform öncesinde, hocalar, modern Batı felsefesini benimsemiş, onu anlama ve tanıtmayı esas almışlardır. Bununla birlikte kendi geçmişlerinden gelen düşünceleri canlı tutma ve onları modern felsefe çerçevesinde yeniden yorumlama denemeleri yapmışlardır. Modern felsefeyle ilişkileri çoğunlukla tanıma- aktarma bağlamında gerçekleşmekle birlikte, ortaya konulan çalışmalara bakıldığında, felsefenin hemen her konusuyla ilgili yayınlar yaptıkları, çok sayıda da çeviri yaparak yabancı dillerdeki felsefe metinlerini Türkçe’ye kazandırdıkları görülmektedir. Bu öbekte yer alan hocaların hiçbirinin doktorası olmamakla birlikte, felsefe sorunlarını teknik bağlamda tartışmışlar, yöntem sorunları üzerinde durmuşlar, felsefenin farklı anlamlara sahip olduğunu görmüşler, toplumsal sorunların üstesinden gelmek için felsefenin desteğini felsefe yaparak göstermeye çalışmışlardır. Öte yandan toplumsal sorunlarla felsefe arasındaki ilişkileri çeşitli yönleriyle ele alarak, felsefenin toplumdaki olumsuz imajını etkisizleştirmişler ve felsefenin gerekliliğinin içselleştirilmesini sağlamışlardır. Sonraki nesillerin felsefeyle uğraşmalarının, felsefe sorularının tipleri ile içerikleri tartışarak, felsefi sorunları hakkında gerekli malzemeleri hazırlayarak, kurumsal ve toplumsal ortamı hazırlayarak, önlerini açmışlardır.

Kaynak: TÜRKİYE’DE FELSEFENİN GELİŞİMİ I, s. 20, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2456 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1428

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...