Marksist Kuram Eleştirisi

felsefe Nedir

Dahrendorf’un Endüstriyel Toplumda Sınıf ve Sınıf Çatışması (1959) adlı çalışmasında geliştirdiği çatışma teorisi, Marx’ın çalışmalarının eleştirel bir okuması üzerine kuruludur.

Dahrendorf için kapitalizm endüstriyel toplumun sadece bir formudur.

Marx’ın çalışmalarını gözden geçiren Dahrendorf bunun sonucunda Marx’ın 19. yüzyılda, kapitalizmle ilgili olarak yaptığı analizleri genel olarak doğru ve değerli olarak değerlendirir.

Ancak Dahrendorf, endüstriyel toplumun sadece bir biçimi olarak gördüğü kapitalizmin, o zamandan beri geçirdiği çok önemli bazı değişmelerin 20. yüzyılda Marx’ın analizlerini büyük ölçüde geçersiz kıldığını ve neticede Marx’ın yazılarının 20. yüzyılda çatışmanın temelini açıklama konusunda geçerliliğini yitirdiğini düşünür. Dahrendorf ’a göre Marx’ın çoğunu öngöremediği bu değişiklikler “postkapitalist” dediği yeni bir endüstriyel toplum tipinin oluşumuna yol açmıştır.

Literatürde büyük ölçüde aynı anlamda kullanılan postkapitalist ve postendüstriyel toplum, “özel mülkiyetin, sınıfsal çıkarların ve sınıf çatışmasının ‘eksen ilkeler’ olarak merkezî önemlerini kaybettiği bir toplumsal formasyonu oluşturmaktadır” (Swingewood, 1998: 371).

Bu nedenle de Marx’ın kapitalist topluma özgü olarak yaptığı analizlerin, bu yeni toplum tipine (post-kapitalizme) uygun olarak değiştirilmesi gerektiğini düşünür. Dahrendorf özellikle Büyük Britanya ve Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerde meydana geldiğini düşündüğü bu değişmelerin, sınıf yapısında önemli bir dönüşüme yol açtığını savunur. Buna göre, emek ve sermaye sınıfları, Marx’ın giderek daha da kutuplaşacakları yönündeki iddiasının aksine, kendi içlerinde giderek daha da bölünmüşlerdir. Daha açık bir ifadeyle, Dahrendorf, önemli dediği değişmelerden sonra kapitalist toplumda sınıfsal kutuplaşma yerine sınıfsal bölünme ve parçalanma gerçekleştiğini öne sürer. Dahrendorf Marx’tan beri endüstriyel kapitalist toplumda meydana gelen ve postkapitalist toplumsal formasyona dönüşümde rol oynayan önemli değişimlerden bazılarını aşağıdaki gibi sınıflar (Dahrendorf, 1959: 41-71):

  • (i) Sermayenin ayrışması (decomposition of capital)
  • (ii) Emeğin ayrışması (decomposition of labour)
  • (iii) “Yeni orta sınıf ”ın gelişmesi
  • (iv) Toplumsal hareketliliğin artması
  • (v) Eşitliğin artması

Şimdi kısaca Dahrendorf ’un bu değişimleri nasıl ele aldığına bakalım.

Sermayenin ayrışması

Buna göre Marx’ın yaşadığı dönemde, kapitalist sistemde üretim araçlarının hem mülkiyeti hem de kontrolü aynı kişilerin, yani burjuvazinin tekelindeydi. Başka bir ifadeyle, burjuvazi hem işletmenin/fabrikanın yasal mülk sahibiydi hem de yöneticisiydi. Öte yandan proleterya ise üretim araçlarının hem mülkiyetinden hem de kontrolünden yoksun olarak yaşayabilmek için emek gücünü satmak zorunda olan bir sınıftı. Yirminci yüzyılda ise Dahrendorf ’a göre teknolojinin gelişmesi ve dev şirketlerin ortaya çıkmasıyla birlikte üretim araçlarının mülkiyeti ile kontrolü birbirinden ayrışmaya başlamış, büyük şirketler tıpkı işçiler gibi emek gücü kiralanan uzman yöneticiler (managers) tarafından yönetilmeye başlamış, böylelikle şirket sahipleri ile şirketi yönetip kontrol edenler, denetleyenler önemli ölçüde birbirinden ayrışmaya başlamıştır. Başka bir ifadeyle, artık şirketi yönetenler onun mülk sahibi olmayabilecekleri gibi şirketin mülk sahipleri de şirketi yönetmiyor olabilirler. Bu nedenle Dahrendorf, sermayenin ayrışması adını verdiği bu sürecin ortaya çıkmasıyla birlikte Marx’ın çalışmalarında hem mülk hem de kontrol sahibi bir sınıf olarak ele aldığı burjuvazinin tanımının giderek zorlaştığını savunur (Dahrendorf, 1959: 41-48).

Emeğin ayrışması

Dahrendorf yirminci yüzyılda sermayenin yanı sıra emeğin de ayrıştığını ya da parçalandığını savunur. Özellikle makineleşme dediği teknolojinin gelişmesi ve uzmanlaşmanın artmasıyla birlikte Dahrendorf, üretim sürecinde farklı emek düzeylerine olan ihtiyacın da arttığını savunur. Bu da beraberinde ücret, statü ve beceri düzeyleri farklı emek düzeylerinin oluşumuna yol açar. Böylelikle işçi sınıfı veya proleterya kendi içinde kalifiye, yarı kalifiye gibi gruplara ayrılır. Dahrendorf ’a göre kalifiye ve yarı kalifiye işçilerin sayısı artarken kalifiye olmayanların sayısında bir azalma olmuştur. Dahrendorf, birleşmeden çok bölünme yaratan bu gelişmelerin Marx’ın kuramında sözü geçen işçi sınıfı veya proleteryanın tanımını güçleştirdiğini, bu nedenle de daha önceki gibi bir işçi sınıfından söz etmenin de artık anlamlı olup olmayacağının kuşkulu hâle geldiğini öne sürer (Dahrendorf, 1958: 48-51).

Yeni orta sınıf’ın gelişmesi

Sermaye ile emeğin ayrışmasının yanı sıra hem endüstride hem de endüstri dışındaki alanlarda yeni bir kesim ortaya çıkmıştır ve Dahrendorf ’a göre Marx, literatürde yeni orta sınıf adı verilen bu kesimin ortaya çıkacağını da öngörememiştir. Bu kesime pek çok çalışmada “yeni orta sınıf ” adı verilse de Dahrendorf ’a göre bu ad yanıltıcıdır çünkü bu kesim, yani “yeni orta sınıf ” denilen sınıf daha ilk baştan ayrışık doğmuştur ve dolayısıyla ne bir sınıf, ne bir tabaka ne de bir grup oluşturmaktadır. Dahrendorf’a göre bu kesimi tanımlayacak uygun bir kavram olmasa da ya da “yeni bir orta sınıf ” olmasa da öğretmen, hemşire, muhasebeci, memur ve benzeri beyaz yakalılar ve bürokratlar elbette ki vardır ve bu kesimlerin gelişmesi Dahrendorf ’a göre geçen yüzyılın en çarpıcı tarihsel gelişmelerinden birini oluşturmaktadır (Dahrendorf, 1959: 51-57).

Toplumsal hareketliliğin artması

Marx’tan beri ortaya çıkan bir diğer önemli gelişme de toplumsal hareketlilikteki artıştır. Dahrendorf ’a göre toplumsal hareketlilik endüstriyel toplumların yapısının en önemli unsurlarından biri hâline gelmiştir. Dahrendorf, eğitimde fırsat eşitliğinin yaygınlaşması ile birlikte kuşaklar arası hareketlilikte önemli bir artış olduğunu belirtir (Dahrendorf, 1959, 57-61).

Toplumsal eşitliğin artması

Dahrendorf’a göre Marx’tan beri ortaya çıkan önemli gelişmelerden biri de toplumsal ve ekonomik eşitsizliklerdeki azalmadır. Özellikle son yüz yılda sosyal vatandaşlık haklarındaki gelişmeler, yaşlılık maaşı, işsizlik tazminatı, sağlık sigortası, adli yardımlar, asgari ücret ve de minimum bir yaşam standardı gibi hakların yaygın olarak kabul edilmesi eşitsizlikleri önemli ölçüde azaltmıştır (Dahrendorf, 1959: 61-64).

Bu önemli değişmelerin yanı sıra özellikle çatışmaların kurumsallaşma aracılığıyla düzenlenmesi, böylece de işçi-işveren arasındaki ilişkilerin sendikalar aracılığı ile düzenlenmesi bu sürecin en önemli gelişmelerinden biridir. Dahrendorf’a göre sınıf çatışmasının kurumsallaşması, emek ve sermayenin birbirlerini meşru birer çıkar grubu olarak tanımalarıyla başlamıştır ve nihayetinde devrimci dönüşümü engelleyici nitelikteki tüm bu gelişmeler Dahrendorf’a göre, Marksist nitelikte bir devrimci dönüşümü artık imkansız hâle getirmiştir. Çatışmanın kurumsallaşmasının temelinde ise örgütlenme vardır. Dahrendorf için örgütlenme kurumsallaşmadır ve bu bağlamda örgütlenme ile birlikte çıkar grupları meşru hâle gelerek birbirlerini tanımaya başlarlar. Bunlara bağlı olarak toplumsal hareketliliğin artması, vatandaşlık haklarının genişlemesi ve gelir dağılımındaki eşitsizliğin azalması post-kapitalist toplumsal formasyona dönüşmede rol oynayan önemli gelişmelerdir.

Kaynak: T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 3781, AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 2595

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*