Felsefe hakkında her şey…

Daniel Bell kimdir?

Daniel Bell kimdir?

Daniel Bell, 10 Mayıs 1919 ila 25 Ocak 2011 tarihleri arasında yaşamış olan Amerikalı sosyolog, düşünür ve gazetecidir.

New York doğumlu olan Daniel Bell, New York City College’da ve Columbia Üniversitesinde öğrenim görmüştür. Gazetecilik de yapan Bell, Chicago Üniversitesinde asistanlık yaparak başladığı akademik kariyerine, Columbia ve Harvard Üniversitesinde sosyal bilimler profesörü olarak devam etmiştir (Slattery, 2007, s. 461).

Daniel Bell’in çalışmaları sosyolojiye özellikle toplumsal değişme, modernite, kapitalizmin gelişimi ve Batı kültürünün çatışmaları konularında önemli katkılar sağlamıştır. Kitapları arasında İdeolojinin Sonu, The End of Ideology (1960), Sanayi Sonrası Toplumun Gelişi, The Coming of Post Industrial Society (1973), Kapitalizmin Kültürel Çelişkileri, Cultural Contradiction of Capitalism (1976) yer almaktadır.

Daniel Bell’in sosyolojisinin temel amacı “kuramdan çok toplumsal çözümlemeye” (Poloma, 1993, s. 323) ağırlık vermesidir. Çağdaşları gibi Bell de büyük toplumsal sorunların çözümü için öngörülerde ve önerilerde bulunma eğiliminde olan bir sosyologdur. Sosyolojide varolan bir eğilimi/yaklaşımı temsil eden bu tarz toplumsal önkestirim (social forecasting) olarak adlandırılmaktadır. Toplumsal önkestirim, klasik sosyoloji perspektifinin bir parçası olan, makro kuramsal perspektif ile günümüz koşullarını dile getiren, yenilenmiş “uygun” ve “kullanışlı” bir sosyoloji ilgisini harmanlar (Poloma, 1993, s. 324).

Bell toplumsal olayların ve olguların tahmin edilmesiyle önkestirimi birbirinden ayırır. Ona göre tahmin olayların sonuçları ile ilgilenirken, toplumsal önkestirim tarihsel eğilimler dizgesinin olasılıklarının ana hatlarını çıkarmaya çalışır (Poloma, 1993, s. 324). Daniel Bell için sosyolojik kuram, toplumsal yapı içindeki kalıpları (patterns) ve bu yapının söz konusu olduğu değişimleri tanımlamakla yükümlüdür. Kuram, toplumsal eğilimleri önkestirebilecek kapasitede olmalıdır (Poloma, 1993, s. 338).

Bell’e göre “tahmin” olayların sonuçlarını, “toplumsal önkestirim” ise tarihsel eğilim olasılıklarının ana hatlarını ortaya koymaya çalışmaktır.

Bell, 1950’lerde ortaya çıkıp R. Aron ve J. K. Galbraith gibi önemli isimler tarafından benimsenen yakınlaşma (convergence) teorisinin önde gelen temsilcilerinden biri olarak kabul edilmektedir. Yakınlaşma teorisine göre toplumsal organizasyonların teknik ve ekonomik zorunlulukları toplumsal yapının biçimlenmesinde siyasal ideolojilerden çok daha etkilidir. Bu nedenle kapitalist ve sosyalist toplumlar giderek daha çok birbirlerine benzemektedirler (Mann, 1983, s. 22). Hiç kimse Sovyetler Birliği’ndeki teknolojinin (kimya ve fiziğin) kapitalist dünyadakinden farklı olduğunu iddia edemez (Bell, 1967a, s. xi):

“Her ikisi de ileri sanayi toplumlarının birer örneğini, üretim güçlerinin önemli ölçüde yüksek düzeyde olduğu toplum modelinin birer uygulanış biçimini ifade etmektedirler” (Vergin, 2010, s. 140).

Daniel Bell her ne kadar “Sanayi Sonrası Toplumun Gelişi” kitabında sanayi toplumu sonrasında, toplumun biçimlenişi hakkında toplumsal olgulara dayalı bir çözümlemeyi toplumsal önkestirim çerçevesinde yapsa da gelecekteki olaylar ve gelişmelerle ilgili çıkarımlarda bulunmayı amaçlayan fütürolojiye de kaydığı yönünde birtakım eleştiriler bulunmaktadır (Waters, 1996, s. 163).

Fütüroloji uzun vadeli, geniş ölçekli toplumsal ve ekonomik tahminde bulunma girişimi (Jary ve Jary, 2000, s. 239) olarak tanımlanmaktadır. Sosyolojinin bu alanda belli bir dönem için fütürolojik yaklaşımları benimseyen isimleri olmuştur.

Daniel Bell kimilerine göre fütürolojiye kaymıştır. Ancak yine de Bell sosyolojinin belli oranda geleceğe dönük çıkarımlarda bulunmasının sosyal bilimsel, olgusal temelleri olması gerektiğini ve geleceğe dönük dayanaksız çıkarımlardan ayrı değerlendirilmesi gerektiğini ileri sümektedir. Bell’e göre tahmin sanayi sonrası toplumun kaçınılmaz bir sonucu ve ahlaki bir zorunluluktur. Sanayi sonrası toplum planlamacı bir toplumdur ve sahip olduğu entelektüel teknoloji ile elindeki inanılmaz boyuttaki verileri “hangi… eğer…sonra” senaryolarına göre analiz edebilir; eğilimleri izole edebilir ve projeksiyonlar çıkarabilir (Waters, 1996, s. 149).

Bell önkestirim alanlarını şu şekilde sıralamaktadır: Teknolojik, demografik, ekonomik, siyasi ve toplumsal önkestirim. Her birinin kullandığı altyapı ve veriler açısından gerçekliğe yakınlaşma derecesi farklıdır. Örneğin demografik önkestirimler, belli parametreler ve varsayımlar çerçevesinde cinsiyet, yaş açısından gerçeğe yaklaşabilir. Ancak siyasi önkestirimler siyasal aktörlerin ve destekçilerinin güdülerine ve kararlarına göre değişkenlik gösterebileceği için gerçekliğe ulaşma şansı daha azdır (Waters, 1996, s. 150-151).

Sosyoloji teorileri içerisinde Bell’i belli bir yere oturtmak gerekirse, geliştirmeye çalıştığı sanayi sonrası toplum kavramında ve kapitalizmin kültürel çelişkileri tezinde yapısal işlevselcilik ve çatışmacı yapısalcılığın bir karışımı (Poloma, 1993, s. 336) olarak karşımıza çıkmaktadır. Bell, Kapitalizmin Kültürel Çelişkileri adlı eserinde Batı uluslarının toplumsal yapılarının ve kültürel formasyonlarının evrimini ele almış ve üretim ve tüketim alanları arasında bir ayrışma olduğunu ileri sürmüştür. Bell’e göre üretim ve tüketimin temel değerleri farklıdır. Üretim çalışma etiğine ve tatminin ertelenmesi ilkesine dayanırken tüketim hedonizme (hazcılığa) ve kişisel tatmine dayanır. Üretimin ve tüketimin değerlerinin farklı olduğu şeklindeki bu argüman, sosyal sistemleri nispeten sabit bir normatif çerçeve içinde bütünleşmiş sistemler olarak gören işlevselciliğe yönelik bir eleştiridir, çünkü Bell’e göre kapitalizmin ahlaki temelleri belirsiz ve kaygandır ve böyle olmaya da devam edecektir (Horton, 2006: s. 34-35).

Ritzer ise (Ritzer, 2003, s. 232) Daniel Bell’in postendüstriyel toplumun gelişi ile ilgili çalışmasının bir anlamda modern grand teorilerden postmodern grand teorilere geçişi temsil ettiğini savunur. Ritzer’e göre Bell (2003, s. 233) kesinlikle bir modernist olsa da onun endüstriyel-postendüstriyel toplumlar hakkında öne sürdükleri ile postmodernistlerin modern-postmodern toplumlar hakkında öne sürdükleri arasında birçok ortak nokta bulunmaktadır.

İLGİLİ KONULAR:

Kaynak: Çağdaş Sosyoloji Kuramları, s. 3-4, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 3552 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 2386

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...