Arnold Geulincx Kimdir?

Arnold Geulincx (okunuşu: Arnout) Okkasyonalizmin Malebranche’le birlikte kuruculuğunu yapan ünlü Fransız Descartesçı düşünürdür.

Descartes’ın bütün bir varlık alanının madde ve ruh, beden ve zihin olarak kesin çizgilerle ikiye ayırmasından, birlikli, bütünlüklü tek bir töz olan insandan, aralarında ortak hiçbir nokta bulunmayan iki töz çıkartıp, iki töz arasında mantıksal bakımdan olanaksız olan ilişkiyi, biraz da yapay bir biçimde etkileşimcilikle açıklamasından sonra, Descartesçı filozoflar için iki alternatif söz konusu olmuştu:

– Etkileşim olgusunu kabul etmek ve daha sonra da, Descartesçı bu etkileşimin nasıl ortaya çıktığını açıklama güçlüğü içinde bırakan kuramları, kozalaksı bez anlayışını yeniden ele almak,

– Descartes’ın düalist bakış açısını benimsemekle birlikte, etkileşimi yadsımak. Bunlardan ikinci alternatifi seçen Geulinecx, bu bağlamda, her türlü faaliyet ya da gerçek nedensellikte, eylemi başlatan, eyleme neden olan güç ya da öznenin, eylemde bulunduğunu ve nasıl eylediğini bilmek zorunda olduğu tezini, kendisini öncül yapmıştır.

Descartes’in sisteminden yola çıkan bir filozof olan Geulincx öğretisini daha çok mistik yönde geliştirmiştir.

O da Descartes gibi düşüncesinin varlığını çıkış noktası alır. Bilinçte iki hal vardır, birincisi istemek, duymak. yargılamak gibi kendi yarattıklarımız, ikincisi algılarımız sonucunda oluşanlar. Bu ikincileri biz yaratmayız bizim dışımızdadırlar. Biz yaratmadığımız şeylerin nedenini bilemeyiz. Kendi hareketlerimizin ve cisimlerin hareketlerinin nasıl meydana geldiğini, bu hareketlerin nedenini veya kim tarafından meydana getirildiğini bilemeyiz. Buradan şu sonuç çıkıyor; biz sadece bir seyirciyiz, tüm yaşam bizim dışımızda gelişiyor, vücudumuz ruhumuzdaki algının nedeni değil ve ruhumuzdaki bir isteme vücudumuzdaki bir hareketin doğrudan nedeni değildir. Bunlar sadece birer vesiledir asıl neden değildir.

Asıl neden Tanrıdır. Tanrı vücuttaki bir uyarma ile ruhumuzda bir düşünme meydana getirir ve bir isteme vesilesiyle vücudumda bir hareket sağlar.

Descartes’de ruh ve madde arasındaki ilişki bir problem olarak ortaya çıkmıştı. Ruhun nasıl olup da maddeyi etkilediği kavranılamaz olarak görünüyordu. Böylece Geulincx ruh ve madde arasındaki ilgiyi Tanrının etkilemesi yoluyla açıklamıştır. Tek neden, tek etkiyen Tanrıdır. Diğer her şey edilgen durumdadır ve Tanrının istemesini birer vesile olarak yaşarlar. Bu sonuç ahlak yönünden kendini gösterir. Geulincx’e göre ruh arasında hiçbir bağ bulunmayan madde dünyasından hiçbir şey istememelidir. İnsan sadece bir seyirci olduğundan Tanrının her türlü istemesine uymak zorundadır, hatta kendisi üzerinde bile bir şey istemeye hakkı yoktur.

Böylece Descartes’in dine karşı ilgisiz olan sistemi yumuşatılmış ve mistisizme yaklaştırılmış oluyor. Ayrıca Geulincx vesilecilik (Occasionalism) diye bilinen görüşü ortaya atmıştır.

Felemenkli filozof. Aranedencilik adı verilen görüşü geliştirmediklerindendir.

31 Ocak 1624′de Antwerp’te doğdu, Kasım 1669′da Leiden’de öldü. Louvain Üniversitesinde Descartesçı bir eğitim gördü. 1646′da aynı kurumda felsefe profesörü oldu. 1658′de Leiden’e gitti, Katöliklik’ten ayrılarak Calvinist oldu. Güç koşullar altında, aynı yıl tıp doktoru sanını aldı. Düzenli bir görevi olmadan geçirdiği birkaç yıl içinde çeşitli yapıtlarını yayımlattı. 1665′de Leiden Üniversitesinde felsefe profesörlüğüne atandı ve ölümüne değin bu görevi sürdürdü.

Geulincx’in felsefesi Descartes’tan önemli ölçüde esinlenmiştir. O da, Descartes gibi kuşkudan yola çıkar ve düşünen bir varlık olarak “Ben”in bilgisine varır. Bu bilgi, onun için de temeldir. Geulincx, Descartes’tan farklı olarak ahlak konularıyla da ilgilenmiş ve bu alanda kendine özgü bir görüş geliştirmiştir. Töz konusunda, Descartes’ın çıkış noktalarını benimsemesine karşın değişik sonuçlara varmıştır.

Ethica’sında (“Ahlak”) erdem, ahlakın başlıca konusu yapılır. Erdem sevgiyle özdeş tutulur. Bu sevgi duygusal değil edimsel anlamdadır ve usa yöneltilmiştir. Ona göre Tanrının verdiği yasalarına uymak erdemli ve ahlaklı yaşamın gereğidir. Erdem gerçekte tektir ve yalındır. Ancak onun da değişik yönleri vardır. Bu temel yönleri belirlerken Geulincx geleneksel Platoncu ve Stoacı düşünceden ayrılır. Adaleti temel erdemlerden sayarken geleneğe uyan Geulincx, örneğin tedbir yerine boyun eğme ve özünü aşağı görmeyi (contemptio sui) getirir. Çaba ve çalışkanlık ise usu izlemek ve bir anlamda eylemde tedbirli olmaktır. Boyun eğme yine usun yasalarına uymak anlamındadır. Tanrının istencine değil, onun koyduğu ve kendinin de uyduğu ussallığa boyun eğmeyi savunur. Özünü aşağı görmek ise erdemin yönleri arasında en üstünüdür. Bu her şeyden önce insanın kendisini tanımasıdır. Bunun sonucunda insanın sevgisi usa ve Tanrı’ya tam bir bütünlük içinde döner.

Eserleri (başlıca): Saturnalia, 1653, (“Satürn Tören­leri”); Logica, 1662, (“Mantık”); Ethica, 1664, (“Ahlak”); Entretiens sur la metaphysique et sur la religion, (ö.s.), 1688, (“Metafizik ve Din Üzerine Düşünceler); Metaphy- sica, (ö.s.), 1691, (“Metafizik”).

Arnold Geulincx ve Descartes’ın Zihin-Beden Düalizmi

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*