Bilgicilik Nedir, Ne Demektir?

Bilgicilik
Bilgicilik

Bilgicilik nedir sorusuna şöyle yanıt vermek mümkündür: Bilgicilik, Antik Çağ Yunan felsefesinde önemli bir düşünce akımıdır ve Platon‘dan ve özellikle Aristoteles‘ten sonra küçümsenmeye başlanmış ve isim olarak, yanıltmak amacıyla yapılan yanlış usavurma anlamına kaydırılmıştır.

Mantıkta bu yanıltmacaların çeşitli biçimleri saptanmıştır. Genellikle bu yanıltmacalar uslamlamanın biçimsel kurallarına uygundur, karşısındakini kandırmaz ama, kolaylıkla yadsıyamayacağı biçimde şaşırtır. Örneğin söz konusu olan sorundan büsbütün başka bir sorunu tanıtlamak, tanıtlanması gerekeni kendisiyle tanıtlamak, eksik tümevarım yapmak bu gibi yanıltmacalardandır. İngiliz düşünürü Bentham dört çeşit parlamento yanıltmacası saptamıştır:

  1. Bir konuda sağlanan söz üstünlüğünü büsbütün başka bir konuda kullanmak.
  2. Dış ve iç tehlike kuruntusu yaratarak istenilen sonucu elde etmek.
  3. İstenileni asla gerçekleşemeyecek koşullara bağlayarak kabul etmek.
  4. Sorunları bilerek birbirine karıştırmak ve böylelikle istediğini elde etmek.

Bilgicilik, Antik Çağ Yunan felsefesinin eleştiri akımı olarak ortaya çıkmıştır. Sofistik deyimi sıfat olarak bilgiciye ve bilgiciliğe değgin anlamını dile getirmektedir. İsim olarak da Antik Çağ Yunan bilgicilerinin öğretisini adlandırır. Bununla beraber bilgiciler daha çok sofistler adıyla anılırlar.

BİLGİCİLİK AKIMININ TARİHSEL ZEMİNİ

Sofistik deyimi Fransızcada cins ismi olarak da bozuk, uydurma ve ciddilikten uzak felsefe anlamında kullanılır. Yunanca sophistes deyimiyle dile getirilen bilgici terimi birçok anlamlar değiştirmiş, önce bilgeliği yeğleyen öğreti, sonra bilgi öğretmeni, Protagoras‘a göre önce siyasada yararlı olma sanatı, sonra söz söyleme sanatı anlamlarında kullanılmıştır. İ.Ö. 5. yüzyıl, Antik Çağ Yunan felsefesinde bilgicilik akımının egemen olduğu çağdır. Bu çağa Antik Aydınlanma Çağı adı da verilmektedir.

İlk düşünür sayılan Thales‘ten beri ortaya atılan sayısız varsayımlar, sonunda, insan zekasını şahlandırmış ve bütün olup bitenleri yeniden gözden geçirerek kıyasıya eleştirmeye yöneltmişti. Doğa bilimlerinin denetimden yoksun insan düşüncesi, varlığın temeli konusunda daldığı hayal aleminden kendisine dönüyordu. Bilgicilik akımının inceleme amacı insanın kendisiydi. Protagoras’ın ünlü sözüne göre, “İnsan, her şeyin ölçüsüdür”dü.

Bilgi, teorik bir merak değil, pratik bir yarar olmalıydı. Protagoras, “Tanrılara gelince, ben onların ne var olduklarını ne de yok olduklarını bilirim” diyordu. Bilgici Hippias, giydiği elbiseyi kendisi diktiği için “bağımsızlığa kavuşmakla” övünüyordu. İnsan, her türlü yapma bağlardan kurtarılmalı ve insansal yasa (nomos)’nın yerine doğal yasa (physis) konulmalıydı. İnsan ve dolayısıyla toplum yaşamının birinci plana alınması, zorunlu olarak törebilim sorunlarını meydana çıkarıyordu. Ünlü törebilimci Sokrates, bu akımın çocuğudur. On sekizinci yüzyıl aydınlanması nasıl Kant’ı yetiştirecek koşulları hazırlamışsa, antik aydınlanma da Sokrates’i ve Platon-Aristoteles’i yetiştirecek koşulları hazırlamıştır.

BİLGİCİLİK AKIMININ YÖNTEMİ

Bilgiciler (Protagoras, Gorgias, Prodikos, Hippias, Antiphon, Alkidamas, Lykophron, Kallikles, Kritias, Simonides), şüphe ve eleştirinin gereği saydıkları tartışma (diyalektik) yöntemiyle çalışmışlardır. Bu yöntem, Sokrates’in de yöntemidir. Bilgiciler, özdekçi düşünceler ileri sürmekle beraber, ürünü oldukları idealist çizgiyi sürdürmüşler ve dünyayı tanıma olanağını yadsımışlardır. İşte bu idealist çizgidir ki, bir yandan bilgicilik akımını yozlaştırarak felsefeyi güzel söz söyleme oyununa dönüştürürken öte yandan idealist ilkelerin gelişmesi sonucunu doğurmuş ve Sokrates’de “Ben”in bilginin kaynağı olması imkanlarını hazırlamıştır. Platon, bu çizginin zorunlu sonucudur.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*