Felsefe hakkında her şey…

Orta Çağ felsefesinin estetik ve sanat anlayışı

18.10.2022
1.429

Sanatın ve estetik anlayışın kültür, din, dünya görüşü ve değerler dünyası ile yakından ilişkili olduğu açıktır. Sanat yapıtı olmayan doğal varlıklarda da güzellik bulunmasına karşın, estetik kavramını genellikle ve haklı olarak sanat yapıtıyla ilişkilendirerek ele alırız. Bir sanat yapıtı, örneğin bir resim, onu yapan sanatçının kendine özgü güzellik duygusunu veya bakışını yansıtabileceği gibi bir başka sanat eseri, örneğin bir cami veya kilise bir toplumun veya değer alanının ortak estetik anlayışını yansıtabilir. Peki, bir sanat eserinin estetik değerini belirlerken nereden hareket edeceğiz? Onu meydana getirenin amacından, iç dünyasından veya bakış açısından mı; yoksa ondan estetik haz duyan ve ona estetik değer biçmeye çalışan gözlemci tarafından mı? Bu soru bir topluma veya kültüre ait sanat ve estetik anlayışı ile sanat ürünlerini değerlendirmede anahtar rol oynar.

Orta Çağ’da felsefenin metafizik, mantık, etik gibi alanlarının bağımsız alanlar olarak gelişmiş olduklarını görüyoruz. Aynı şeyi estetik için söyleyebilir miyiz? Yani bir Orta Çağ estetiği yaklaşımından söz etmek mümkün müdür? Bu konuda birbirinden farklı iki görüş vardır. Birinci görüşe göre çağdaş anlamda düşünüldüğünde Orta Çağ’da estetik olmasa da bu dönemde üretilen güzel kuramlarından ve tek tek sanatlar üstüne yapılan teknik çalışmalardan bir Orta Çağ estetiğinin olduğunu söyleyebiliriz.

İkinci yaklaşıma göre ise Orta Çağ’da güzel, sanat çerçevesinde değil, büyük ölçüde teolojik bağlamda düşünülüyor ve Tanrı’nın yaratısı olarak görülüyordu. Bu yaklaşıma göre, Orta Çağ’da güzelin aşkınsal olarak ele alınması da tartışılır çünkü güzel, birlik, doğru ve iyi gibi tüm var olanın bağımsız niteliği veya sıfatı gibi değil de sadece iyiliğin bir yönü olarak alınmıştır. Sanatların ele alınışına gelince, modern güzel sanatlar sınıflandırmasının Orta Çağda olmadığını; sanat denince gramer, mantık, retorik, aritmetik, geometri, astronomi ve müzik alanlarından oluşan liberal sanatların anlaşıldığını görüyoruz. Bunların dışında kalan görsel sanatlar, yazı ve müzik performansı ve hatta şiir bu dönemde sadece pratik beceri veya zanaat olarak görülmekteydi.

Orta Çağ estetiği, bu dönemin genel felsefi özelliğini yansıtarak, ontolojik, metafizik ve dini karakter taşır.

Gerçekten de sanatın, zanaat temelli görüldüğünü Aquinas’ın sanat konusundaki iki ünlü ifadesinde; “Sanat yapılması gereken şeye ilişkin doğru bilgidir” ve “Sanat, yapılacak şeylere ilişkin yapma ve düşünme ilkesidir” (aktaran, Eco 1999:149) ifadelerinde görebiliriz. Bu ifadeler, Orta Çağ sanat anlayışının bilişsel boyutunu ve beceri yönünü açıkça yansıtmaktadır. Çoğu araştırmacının tespit ettiği gibi, Orta Çağ düşünürü güzel kavramıyla “yalnızca soyut bir kavramı kastetmez, aynı zamanda somut deneyimlere göndermede bulunur” (Eco 1999:18).

Orta Çağ düşünürleri için akıl yoluyla kavranan güzellik deneyimi ahlaki ve psikolojik bir gerçekliktir ve bunu göz ardı etmek bu dönemin kültürünün yanlış yorumlanmasına neden olur (Eco 1999: 18). Bu dönemdeki estetik ilgi alanının günümüz estetik ilgi alanından daha kapsamlı olduğu açıktır. Bu dönemde, duyulara dayanan beğenilerin yanı sıra ilahi ve ruhsal alana yönelik beğeni, sevgi ve özlem bu estetik ilgi alanının içerisinde temellendirilmiştir. Bu da estetik ilgi alanını aynı zamanda dini, metafiziksel, ahlaki ve psikolojik bir alan hâline getirmiştir. Orta Çağ döneminde bir caminin veya kilisenin olabildiğince görkemli bir yapı olarak inşa edilmesi ideali, insanlar için beğenilen bir eser meydana getirmekten ziyade, kutsal olanı en iyi şekilde temsil etmek ve Tanrı’nın beğenisini ve lütfunu kazanmak inancından kaynaklanmış olabilir. Dahası, Umberto Eco’nun da belirttiği gibi, günümüz estetik anlayışında mevcut etik ideallerle örtüşmeyen şeyler de estetik zevk duygusu yaratabilirken, “böyle bir şey Orta Çağlılar için kesinlikle geçerli değildir” (Eco 1999: 134). Antik Çağ’da sanat, sanatçı, sanat ürünü, güzel ve güzelin bilgisi insan edimleri çerçevesinde düşünülürken Orta Çağ’da tüm bu unsurlar Hıristiyanlığın Tanrı ve doğa anlayışı ve bunların karşılıklı ilişkisi çerçevesinde açıklanmış ve temellendirilmiştir.

Orta Çağ batı dünyası sanat ve estetiğinin değeri üzerine yapılan tartışmaların hemen hemen aynısı İslam estetiği için de söz konusudur. Birçok araştırmacıya göre Orta Çağ İslam, Hıristiyan ve Yahudi dünyasında ortaya çıkan sanat ve estetik anlayışlarının belirgin bir ortak özelliği vardır. Bu üç medeniyette estetik sorunların birçoğu Klasik Antik Çağ’dan alınarak kavramsal olarak güzel irdelemesi; güzelin psikolojik, algısal ve deneyimsel yönüne ilişkin temellendirmeler yapılmış olsa da tüm bunlar dönemin metafiziksel, ontolojik ve dini inanç temeli üzerine savunulmuştur. Orta Çağ estetiğinin bu özelliklerini aşağıdaki sayfalarda ele alacağımız Skolastik felsefesinin önde gelen düşünürleri Augustinus ve Aquinas ile Orta Çağ İslam düşünürleri Farabi, İbn Sina, İbn Rüşd ve Mevlana’nın görüşlerinde daha yakından tanımaya çalışacağız.

Kaynak: ESTETİK VE SANAT FELSEFESİ, s. 82-85, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2574, AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1544; Kitabın Yazarları: Prof. Dr. Demet TAŞDELEN, Prof. Dr. Aslı YAZICI

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...