Kartezyen Felsefe Nedir?

Kartezyen felsefe, ünlü Fransız filozof Descartes‘ın kendine özgü olarak geliştirdiği bir bilgi felsefesi görüşüdür. Kartezyen felsefe Descartes için, kesin ve doğru bilginin varlığını ortaya koymaya çalışan bir felsefe sistemidir. Descartes’ın geliştirdiği bu sistem, her türlü bilgiden şüphe duyarak bütün yanılgılardan kurtulup sağlam bir temelde en doğru ve kesin bilgiye ulaşmayı amaçlamaktadır. İşte Descartes geliştirdiği kartezyen felsefe ile, bütün bilgilerden şüphe ederek kendisinden şüphe edilmeyen bilgiye ya da bilgilere ulaşmayı hedeflemektedir.

Descartes’ın geliştirdiği bu sistem içinde şüphe, en temel ögedir. Fakat bu şüphe sofistler tarafından ortaya konan mutlak şüphe değil, metodik şüphedir ve bu tip şüpheye kartezyen şüphecilik denilmektedir. Burada kartezyen şüphecilik, bilinen ve duyumsanan her şeyden kuşku duyabileceğini fakat son noktada “kuşkudan kuşku duymakta olan kendinden ve tüm süreç boyunca gerçekleştirdiği düşünme eyleminden” asla kuşku duyulamayacağını belirten, keskin hatlı bir şüphecilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu şüphecilik Descartes’ı, onunla özdeşleşen ve felsefe tarihinin en bilinen sözcüklerinden birisi olan “Düşünüyorum, o hâlde varım.” sonucuna ulaştırmıştır. Bu bağlamda okunduğunda kartezyen felsefe, insanın akıl yoluyla kesin bilgilere ulaşabileceğini ve bu bilgilere dayanarak yaşamı boyunca elde ettiği bilgilerin doğruluğunu eleştirebileceğini iddia etmektedir.

Descartes, inandığı birçok şeyi gözden geçirip göründükleri gibi olduklarından kesinlikle emin olup olmadığını sorgulardı. Dünya, gerçekten de kendisine göründüğü gibi miydi? Rüya görüp görmediğinden emin olabilir miydi? Descartes’ın bulmaya çalıştığı, doğruluğundan kesinlikle emin olabileceği biricik şeydi. Böylece kaygan gerçeklikte sağlam bir zemin oluşturabilecekti kendisine. Ama bir şüphe girdabına kapılıp sonunda hiçbir şeyin doğru olmadığını düşünme tehlikesi de vardı. Descartes şüpheci bir tavır takınmak ve bazı inançların şüpheciliğin en yetkin biçiminden bile etkilenmeyeceğini göstermek istiyordu. Bunun için de kartezyen yöntemi geliştirdi.

Kartezyen felsefe bir yöntem olarak aslında oldukça basit bir işleyişe sahiptir. Şöyle ki özünde şu anlama dayalıdır: “En küçük bir doğru olmama ihtimali taşıyan hiçbir şeyi doğru olarak kabul etmeyin.” Peki bu kabul etmeyiş nasıl gerçekleşecektir?

Şimdi lütfen bir çuval elmayı düşünün. Çuvalın içinde çürük elmalar da olduğunu biliyorsunuz; ama hangi elmaların çürük olduğundan tam olarak emin değilsiniz. Sizin buradaki amacınız, çuvalda hiç çürük elma kalmamasını sağlamaktır. Çuvalın içinde hiç çürük elma kalmadığından, sadece taze elmalar bulunduğundan emin olabilmek için ne yapardınız? Sanırım çuvaldaki tüm elmaları geniş bir alanda yere döker, onları teker teker kontrol edersiniz ve sadece sağlam olduğundan emin olduklarınızı çuvala geri atarsınız. Bunu yaparken içleri biraz çürükmüş gibi görünen birkaç sağlam elmayı da çöpe atabilme ihtimaliniz her zaman vardır; ama yine de sonuçta çuvalınızda sağlam elmalar olduğundan emin olursunuz.

İşte Descartes’ın uyguladığı şüphecilik yöntemi (kartezyen şüphecilik) aşağı yukarı böyle bir şeydir. Aklınıza sizi şüpheye düşüren bir düşünce geldiyse mutlaka onu sınamalı, onun yanlış ya da yanıltıcı olmadığından kesinlikle eminseniz onu kabul etmelisiniz. Aklınızda en küçük bir şüphe bile kaldıysa, o düşünceyi inkâr etmelisiniz.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*