Gilligan’ın Ahlak Gelişimi Kuramı

felsefe Nedir

1936 yılında dünyaya gelen Carol Gilligan, Kohlberg’in asistanlığını yapmıştır. Amerikalı bir feminist olan Gilligan, Kohlberg’in ahlak gelişimine ilişkin görüşlerinin “erkek etiği”ni yansıttığını söylemiş ve çalışmalarını sadece erkekler üzerinde yapmasını eleştirmiştir.

Kohlberg gibi ikilem içeren hikâyeler yerine kriz durumlarını gösteren gerçek yaşam olaylarını gözlemlemiştir. Kohlberg’in kesin ve evrensel olarak açıkladığı ahlak gelişim aşamalarının hiç de böyle olmadığını, ahlak gelişiminde önemli olanın Kohlberg’in belirttiği gibi bir sonraki gelişim düzeyine ulaşmak değil, “ahlak sevgisi”ni kazanmak olduğunu ifade etmektedir. Anne babalar ve öğretmenler çocuklara iyi model olarak onların ahlak sevgisi ve değerler sistemi kazanmalarına yardımcı olmalıdırlar. Her birey kendisinden kaynaklanan nedenlerden dolayı doğru davranışlar (adil olma, merhamet gösterme, dürüst davranma, koruma) gösterme eğilimindedirler.

Gilligan’a göre erkeklerin ve kadınların ahlaki özellikleri birbirinden farklıdır. İyi-kötü, doğru-yanlış gibi ikilemlerde kadın ve erkeklerin farklı yargılara sahip olduğunu belirterek cinsiyet farkının önemi üzerinde durmuştur. Kadın ahlaki mantığı ve erkek ahlaki mantığı olmak üzere iki ahlaki mantıktan söz eder. Kadın ahlaki mantığının temelini “bakım etiği” oluşturur. Bu yüzden kadınlar daha küçük yaştan itibaren bakıp gözetmeyi, erkekler ise bağımsızlığı, otonomiyi, başkalarının haklarını gözetmeyi öğrenir. Ona göre erkekler ahlaki özellikleri hak, hukuk, kurallar ve sosyal ilkeler üzerine inşa ederken, kadınlar duygusallık, şefkat, merhamet ve korumaya önem veriler. Gilligan, erkeklik içgüdüsünün yol açtığı olumsuzluklardan ancak kadın ahlakı sayesinde kurtulabilineceğini ifade ederken bunu üç evreye ayırır.

  • Gelenek Öncesi Evre: Bu evrede kadınlar ahlaki ikilemleri “bencil” bir bakış açısıyla çözerler. Evrenin temel dinamiği yaşam hakkıdır. Kendi çıkarlarına uymayan durumları reddetme eğilimindedirler. Gilligan buna “moral nihilizm/ahlaki yokluk” adını vermektedir.
  • Geleneksel Ahlaki Evre (İyilik İçin Kendini Feda Etme): Birey yavaş yavaş bencillikten uzaklaşarak çevresindeki bireylerin beklentilerini karşılamaya başlar. Kadının dikkati çevresindeki bireylere bakmaya, onların ihtiyaçlarını ve sorunlarını gidermeye yoğunlaşmıştır. İkilem içeren sorulara kimsenin incinmeyeceği cevaplar arar ve insanların sorunlarını çözmede, ihtiyaçlarını karşılamada kendilerini sorumlu hissederler.
  • Gelenek Sonrası Ahlaki Evre (İlkeli Ahlaksallık): Gilligan’a göre kadınlar bu evrede bireysel kararlar ve sorumluluklar alırlar. Hatta verdikleri kararların kendilerini üzeceğini bilseler bile olaylara gerçekçi yaklaşırlar. Herkesin eşit haklara sahip olduğunun düşünüldüğü bu evrede çevrelerindeki bireylerin isteklerine önem verirken, kendi isteklerini de ihmal etmezler.

Kaynak: ATA-AÖF, GELİŞİM PSİKOLOJİSİ, Yrd. Doç. Dr. Arzu GÜLBAHÇE

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*