Felsefe hakkında her şey…

Organik aydınlar ve geleneksel aydınlar

13.12.2022
123
Organik aydınlar ve geleneksel aydınlar

Antonio Gramsci aydınlar üzerine yaptığı çalışmada aydınları iki açıdan ele almaktadır: Toplumsal yapıyla bütünleşmeleri açısından ve tuttukları yer ile siyaset ve tarihte oynadıkları rolle tarih sürecinde yer almaları açısından. Bu anlamda aydınlar, yükselmekte olan bir sınıfa organik olarak bağlı olabilirler (Bağla, 1977). Gramsci bir ülkenin kendisini ayrı bir sınıf veya topluluk diye gören “geleneksel aydınları” ile her sınıfın (köylülük hariç) kendi saf­larından “organik olarak” yetiştirdiği düşünce adamları arasında ayrım yapmaktadır (Bottomore, 2001: 57). Aydınları her yeni ilerici sınıfın yeni toplumsal düzeni örgütlemek için ihtiyaç duyduğu organik aydınlar ve daha önceki bir tarihsel döneme ait bir geleneğe sahip bulunan geleneksel aydınlar olmak üzere ikiye ayırmaktadır. Gramsci entelektüelleri çok genel olarak “geniş anlamıyla örgütleyici işlevi olan” herkesi kapsayacak bir biçimde tanımlamıştır (Bottomore, 2001: 259).

Organik Aydınlar

Organik aydınlar, oluşmakta olan bir toplumsal sınıfın ürünleridir ve roller söz konusu sınıfa kültürel, siyasal ve ekonomik alanlarda homojen bir özbilinç kazandırmaktır.

Organik aydın kategorisi yalnızca ideolog ve felsefecileri değil, bunların yanısıra siyasal eylemcileri, sanayi teknisyenlerini, siyasal iktisatçıları, hukuk uzmanlarını ve daha başkalarını da kapsar. Bu aydın, eski idealist tarz aydın gibi, derin felsefi düşüncelere dalan bir kimse değildir. Aksine, toplumsal yaşama etkin bir biçimde katılan ve bu yaşamda zaten varolan siyasal akımların kuramsal gelişimine yardım eden, örgütleyen, inşa eden ve “daima ikna eden” bir kimsedir. Organik aydın, felsefe ile halk arasında bağlantı veya köprü kurar; birincisinde uzmandır, ama etkin bir şekilde ikincisiyle birleşir. Onun hedefi, ortak bilinçten, heterojenlik gösteren bireysel iradelerin ortak bir dünya anlayışı temelinde bir araya gelip, sıkıca birleşeceği bir “kültürel-toplumsal” birlik yaratmaktır (Eagleton, 1996: 171).

Bu noktada, Gramsci’nin siyasi liderliği “elitist” bir şey olarak gören liberal bir Marksist olmadığını, aksine devrimci bir Marksist- Leninist olduğunu belirtmek gerekir. Entelektüellere ilişkin fikirleri konusunda Gramsci, profesyonel filozof­ların soyut düşünme becerisini geliştirmelerine rağmen, bütün insanların dünyayı yorumlarken, genellikle sistematik ve eleştirel olmayan bir şekilde olsa da felsefi bir pratik içine girdiklerini söyler (Bottomore, 2001: 260). Yani, Gramsci bir bakıma herkesin adeta filozof ve entelektüel gibi davranmaya ve düşünmeye eğilimli olduğunu belirtmektedir. Gramsci, bütün insanların, pratik etkinliklerinin üstü örtük bir “felsefe” veya dünya anlayışı barındırması bakımından bir anlamda entellektüel olduklarını öne sürer. Organik aydının rolü belirtmiş olduğumuz gibi, bu pratik anlayışa belirli bir şekil ve tutarlılık kazandırmakta ve böylece kuram ve pratiği birleştirmektir (Eagleton, 1996: 172).

Gramsci herkesin felsefe yapabileceğini söyleyerek elitizm’e karşı çıkmıştır.

Gramsci’ye göre, yapılması gereken şey, var olan halkın bilincinin babacan bir tavırla korunması değil, kökleri halkın bilincine dayanan, geleneksel inançlara aynı sağlamlıkla ve aynı ölçüde buyurucu nitelikte yeni bir sağduyu ve onunla birlikte yeni bir kültür ve yeni bir felsefe oluşturmaktır. Bir başka deyişle, organik aydınların işlevi, siyasi analiz ile halkın deneyimi arasında iki yönlü bir geçiş kurarak, “kuram” ile “ideoloji” arasında bağları sağlamlaştırmaktır (Eagleton, 1996: 173).

Gramsci’de ideoloji dünya görüşü anlamındadır ve bu tür bir “dünya görüşü” bir soyut fikirler sisteminden çok, birleştirici, örgütleyici ve ilham verici bir ilke olarak toplumsal ve siyasi bloku bir arada tutan öğedir.

Geleneksel Aydın

Geleneksel aydın, organik aydının karşıtı olarak, toplumsal yaşamdan kopuk, büyük ölçüde bağımsız olduğuna inanan aydınlardan oluşmaktadır.

Bu tür aydınlar (rahipler, idealist felsefeciler, Oxford’lu akademisyenler vb.) Gramsci’ye göre, bir önceki tarih döneminden arta kalmışlardır. Geleneksel aydın ile organik aydın arasındaki fark; gerçeklikten kopmuş aydın ile belirli bir sınıfa özgü çıkarların aktif hizmetinde olan aydın şeklinde tarif edilebilir.

Geleneksel aydın yönetici sınıf­tan bağımsız olduğuna inanç duyabilir ancak Marx ve Engels’e göre fikirlerin hiç de bağımsız bir tarihleri bulunmamaktadır; fikirler özgün tarihsel koşulların ürünleridir (Eagleton, 1996: 173).

Gramsci siyaset bilimcisi ve Modern Prens’in yazarı Machiavelli’nin fikirlerinden oldukça etkilenmiştir. Bu açıdan, Gramsci’ye göre devrimci parti (modern prense benzer bir biçimde) organik aydınlarını ve alternatif bir hegemonyayı geliştirmeye yardım ederek işçi sınıfının yeni bir toplum yaratmasına imkan veren bir yapıdır (Bottomore, 2001).

Kaynak: KLASİK SOSYOLOJİ TARİHİ, s. 191-194, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2685 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1651

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...