Felsefe hakkında her şey…

James Beattie

05.01.2024
James Beattie

James Beattie, akademik kariyerinin tamamını Aberdeen’deki Marischal College’da ahlak felsefesi ve mantık profesörü olarak geçiren İskoç bir filozof ve şairdir.

Beattie’nin En bilinen felsefi eseri olan An Essay on The Nature and Immutability of Truth In Opposition to Sophistry and Scepticism (1770), David Hume’a (1711-1776) karşı sağduyunun egemenliğini savunan retorik bir meydan okumadır. Zamanında çok satanlar listesine giren bu eser, James Beattie‘yi çok ünlü bir düşünür yaparken Hume’u oldukça rahatsız etmiştir. Beattie’nin felsefi ünü gibi eserinin ünü de kısa ömürlü olmuştur.

Essay on Truth bugün çok az okunuyor olsa da tanınmaya değerdir. Birincisi, Beattie’nin çalışma arkadaşı Thomas Reid (1710-1796) tarafından başlatılan İskoç sağduyu felsefesinin tarihinde önemli bir belgedir. İkinci olarak, Beattie’nin canlı, gösterişli, sade ve anlaşılır üslubu hâlâ cazip ve memnun edici bir güce sahiptir. Son olarak Beattie, kendisini şiddetle eleştirenlerin kabul ettiğinden daha yetenekli bir filozoftur. Hiçbir şekilde orijinal ya da derinlikli bir düşünür olmasa da kulağa basit gelen, felsefenin sağduyunun basit buyruklarını görmezden gelemeyeceği tezinin, sistematik ve açık bir savunmasını sunduğu için takdir edilebilir ve edilmelidir.

James Beattie 25 Ekim 1735’te çiftçi ve esnaf olan bir babanın oğlu olarak Kincardineshire, Laurencekirk’te doğdu. Beattie 1749 yılında Aberdeen’deki Marischal College’da eğitimine başladı. 1753 yılında ise yüksek lisans derecesini aldı. Daha sonra birkaç yılını öğretmen olarak geçirdi ve kısa bir süreliğine vaiz olarak görev yapmayı da düşündü. Bu dönemde birçok nüfuzlu kişinin dostluğunu da kazandı. Beattie’nin ilk destekçilerinden biri, gelecek kuşaklar tarafından daha çok Lord Monboddo olarak bilinen James Burnett (1714-1799) idi. Burnett, 1767’de Yüksek Sivil Mahkeme’ye atandığında bu adı aldı.

Beattie 1760 yılında, henüz 25 yaşındayken Marischal College’da ahlak felsefesi ve mantık profesörü olarak göreve başladı. Kısa bir süre sonra da Aberdeen Felsefe Cemiyeti’ne seçildi. Bu cemiyet halk arasında “Bilgeler Kulübü” olarak biliniyordu. Thomas Reid (1710-1796) ve John Gregory (1724-1773) tarafından 1758 yılında kurulan Cemiyet, Reid’in Adam Smith’ten (1723-1790) boşalan Ahlak Felsefesi Kürsüsü’nü doldurmak üzere Glasgow’a gidişinden dokuz yıl sonrasına, 1773 yılına kadar toplantılar düzenlemeye devam etti. James Beattie‘nin daha sonraki çalışmalarının çoğu, 1760’larda Aberdonian “akil adamlarına” yazdığı yazılardan oluşmuştur.

James Beattie

James Beattie

Beattie, Aberdeen’deki profesörlük görevine başladıktan on yıl sonra, en çok bilinen felsefi çalışmasını yayınladı: An Essay on the Nature and Immutability of Truth In Opposition to Sophistry and Scepticism (1770). Oxford’dan hukuk doktorası; Kral III. George’un huzuruna çıkma; yılda 200 poundluk bir Kraliyet maaşı; Edmund Burke ve Samuel Johnson gibi seçkin edebiyatçıların desteği ve Sir Joshua Reynolds’a model olma fırsatı yakaladı. James Beattie‘nin şüphecilik karşıtı tezine duyulan ilgi Britanya Adaları ile de sınırlı kalmadı. Deneme kısa sürede Fransızca, Almanca ve Hollandaca’ya çevrildi ve tüm kıtada tartışıldı. Beattie’nin ünü Yeni Dünya’ya da yayıldı. 1784 yılında Amerikan Felsefe Cemiyeti’ne üye yapıldı.

1766’da evlenen ve iki çocuk sahibi olan James Beattie iki oğlundan birinin 1789’da, diğerinin de 1796’da ölmesiyle birlikte teselli edilemez bir melankoliye düştü ve hayatının son yıllarını yalnızlık ve inziva içinde geçirdi.

Beattie’nin felsefesi

Sağduyunun sağladığı gerçeklerle aklın gerçekleri arasındaki derin bir fark vardır.

İskoçya felsefe sisteminde büyük bir rol oynayan bu farkı derinden göstermek isteyen Beattie, sağduyuyu şöyle tanımlar:

“Eğitim ve alışkanlıktan doğmayan; fakat doğadan meydana gelip birdenbire içgüdüyle ve direnilemez bir içtepi ile gerçeği algılayan veya inancı kumanda eden bir ruhsal yeti.”

Aklı da şöyle tanımlar:

“Bize bildiğimiz düşünce veya oranları arama yeteneğini veren kuvvet. Onsuz, ilk ilkelerin ve sezgisel aksiyomların ötesinde, gerçeği keşfetmek için bir adım bile atamayacağımız yeti.”

Berkeley’in tinselci şüpheciliğiyle Hume’un evrensel şüpheciliğine ve her şeyi ispata çalışmak suretiyle çağdaş şüpheciliği yaratmış olan Descartes’a karşı giriştiği tartışmalar, onun felsefesinin başka boyutlarıdır.

James Beattie, şüpheciliğin daha çok yeni zamanda bulunduğunu, bu sistemin Descartes’ten başlayarak Hume’de en yüksek gelişmesine ulaştığını, aynı zamanda matematikçilerle fizikçilerin araştırmalarını yöneten ilkelere büsbütün zıt ilkeler kabul ettiğini, sağduyunun apaçıklığı yerine akıl yürütmenin apaçıklığını koyduğunu ve nihayet şüpheciliğin beşeri inançların en meşru ve evrensel ilkeleriyle çelişik olan sonuçlara ulaştığını iddia eder.

Yazan: Sosyolog Ömer Yıldırım

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...